Yazılar

788 sonuç bulundu.

Kırk Hadis

Hasta Ziyareti

Allah Teâlâ insanoğlunu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Fıtratı gereği his ve duygu sahibi olan insanoğlu, hayatı boyunca sağlık, hastalık, sevinç, hüzün, şaşkınlık gibi farklı haller ve duygular yaşar. İnsan, böyle zamanlarda duygularını paylaşacağı başka kimseleri yanında arar. En hassas olduğu hallerinden birisi de hastalık zamanlarıdır.

Mana ve İnsan

Güzel Ahlakla Tamamlanırız

Akıl, kalp ve ahlak birlikte sohbet ediyorlarmış. Geç vakit olunca akıl, “Artık kalkalım, vakit çok geç oldu” demiş. Kalp, “Kalkalım ama sık sık bir araya gelelim, zira ben ayrılığa fazla dayanamam” demiş. Ahlak ise son noktayı koymuş: “Ben gitmem, çünkü ben gidersem bir daha geri gelmem.”

Hikmet Dilinden

Peygamberine Tabi Olan Kurtulur

Ey vasiyet gülistanımın sevgili bülbülü Molla İbrahim! Ariflerin, basiret ve feraset sahiplerinin eşiğinde hizmetkâr olup ilahi muhabbet ile yücelere erişmek isteyen kimse Resulullah’ın (s.a.v) sünnetine yapışmalı ve onun siretini yani yaşayışını rehber edinmelidir. Ayrıca muhabbet iddiasını, “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” (Âl-i İmrân, 31) mealindeki ayette ifade buyrulduğu üzere Cenab-ı Allah’ın habibi Efendimiz’in (s.a.v) yolund

Medeniyet

Hangi Akıl?

Son iki asırdır “Kur’an’da bize akletmek emrediliyor ama biz aklı kullanmıyoruz” diye şikâyet eden çok. “Batı aklı kullanarak ilerledi, biz de kullanmadığımız için geride kaldık” diye yazıklanıyoruz. Bunu söylerken Batı’dan hangi örnekleri veriyoruz? Teknolojide, ekonomide, devlet yönetiminde, eğitimde, bilimde, sanayide, tarımda elde ettikleri düzeyi... Bu alanlarda başarılı oldukları doğru değil mi? Elbette doğru. Ama sadece bunlara bakarak “Batı ilerledi” demek çok eksik. Çünkü aynı Batı aynı

Heybe

Heybe

Gavs-ı Hizânî Seyyid Sıbgatullah Arvâsî (k.s) şöyle sohbet etmiştir: “Bütün cehrî (sesli) zikirler ve kıraatler men edilmemiştir. Şeriatta sesli ve sessiz okunmasıyla alakalı bir delil olmayan zikirlerin sesli okunması usul olarak tercih edilmemiştir. Cehrî okunması şeri bir delile dayanan zikirler elbette sesli okunur. Mesela bayramlarda getirilen tekbirler, ölüye verilen telkin buna örnektir.”

Tasavvuf Istılahı

Tasavvuf Ve Sufi

Tasavvuf, hayatın her anında yer alabilecek kadar engin ve manevi olmasıyla tamamen kavranması mümkün olmayan şerefli bir ilimdir. Zira tasavvuf; dedikodu değil, güzel haldir, yaşantıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) ve ashabının yaşadığı hayat tarzıdır. Yaşanmadıkça anlaşılmaz, tadılmadıkça anlatılamaz. Bu sebeple her veli kendi tattığı veya kendisine açılan pencereden seyrettiği şekliyle tasavvufu anlatır, kendi makam ve mertebesine göre onu tarif eder. Zaten tasavvufun farklı tarifleri de bu yüzd

Ayın Konusu

Nefsin Islahı Kalbin Dirilişi Zikrullah

Zikir Arapça kökenli bir kelimedir. Çoğulu ezkâr şeklindedir. Sözlükte “anmak, hatırlamak, unutmamak” gibi manalara gelir. Dinî ıstılahta kısaca “Devamlı Allah Teâlâ’yı anmak suretiyle kulun unutkanlık ve gafletten kurtulması” demektir. Tasavvuf terimi olarak ise daha çok “Allah Teâlâ’yı belirli kelimeler veya cümlelerle, belli zamanlarda, belli sayıda ve belli edepler dahilinde zikretmek” anlamındadır. Zikir kelimesinin türevleriyle birlikte pek çok kullanımı mevcuttur. “Kur’an-ı Kerim, namaz,

Söyleşi

M. Zahid Özel: İlmin Gayesi Salih Ameldir

Geçmişi, sadat-ı kiramın okuduğu zamanları düşünüp bir kelime bulmak istersek o dönemi ifade eden kelime çile olur. Bir yandan açlık, diğer yandan yokluk… O çileyi göze alamayan birinin medreseye gitmesi mümkün değil. O sevdayı Yüce Allah kimin kalbine koymuşsa medreseye koşmuş. Sadat-ı kiram da o çileyi kabul ederek medreselere gittiler.

Tefsir Halkası

Fil Suresinin Tefsiri

Bu sure-i celile adını birinci ayette zikredilen “ashab-ı fil” terkibindeki fil’den almıştır. Surede Hz. Peygamber’in (s.a.v) doğumundan (yaklaşık iki ay kadar) çok kısa bir süre önce Mekke-i Mükerreme’de cereyan eden, fil vakası olarak adlandırılan, ilahi bir olay hatırlatılmaktadır. Müfessirlerin çoğuna göre bu olay Hz. Peygamber’in (s.a.v) mucizelerinden biridir. (Bununla birlikte peygamberlik öncesi meydana gelen mucizevi olaylardan olduğu için akaid ilminde “irhas” türünden kabul edilir.) Y

İlim Meclisi

İlim Meclisi

Bir mümine bahşedilen en büyük nimet imandır. Zira Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanarak ve cennete girerek elde edilecek ebedî saadet imanın muhafazasına bağlıdır. O’nun gazabını çekerek ve cehenneme girerek düçar olunacak ebedî bedbahtlık da imanı kaybetmekten kaynaklanır. O halde bir mümin, imanını zedeleyecek söz ve davranışlardan uzak durmalıdır. Kulu iman dairesinden çıkaran şu hususlara çok dikkat edilmelidir: