Tasavvuf, hayatın her anında yer alabilecek kadar engin ve manevi olmasıyla tamamen kavranması mümkün olmayan şerefli bir ilimdir. Zira tasavvuf; dedikodu değil, güzel haldir, yaşantıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) ve ashabının yaşadığı hayat tarzıdır. Yaşanmadıkça anlaşılmaz, tadılmadıkça anlatılamaz. Bu sebeple her veli kendi tattığı veya kendisine açılan pencereden seyrettiği şekliyle tasavvufu anlatır, kendi makam ve mertebesine göre onu tarif eder. Zaten tasavvufun farklı tarifleri de bu yüzd