Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Ariflerden Kürz b. Vebre [kuddise sırruhû] sessizce ağlıyordu. Onu fark eden bir sufi yanına vardı. “Niçin ağlıyorsun? Bir vefat haberi mi aldın?” dedi. O “Hayır, daha da kötü (bir haber/işaret)” diye cevap verdi. Sufi “Dayanamadığın bir ağrın mı var?” diyerek tekrar sordu. Hazret “Hayır, ondan daha acı (bir durum)” dedi. Sufi “Öyleyse neyin var?” deyince Kürz b. Vebre “Kalbimin feyiz kapısı kapandı, üzerine perde çekildi. Dün geceki virdimi yapamadım. Bu, işlediğim bir kusurdan oldu” dedi.
Vird mürşidin müride telkin ettiği belli sayıdaki kelime-i tevhid, lafza-i celal zikri olduğu gibi günlük okunan Kur’an, salavat, tesbih, tehlil, esma-i hüsna gibi zikirlerin de genel ismidir. Neticede her biri nafile ibadetlerdendir. Bu salih zatın günlük dersini yapamadığından dolayı ağlaması farzları ihmal eden modern insan için şaşılacak bir durumdur. Üstelik bunu bir yakınının vefat haberinden daha kötü sayması ve dayanamadığı bir acıdan daha acı bilmesi ise tam bir ibrettir. Ona göre vefat haberi dünyevi bir kaybı bildirir ancak onun zikrini yapamaması ebedî ahiret hayatıyla ilgilidir. Yine dayanılamayan bir ağrı dünyevi ve fânidir. Mutlaka geçer. Ondan daha acı olanı ise kabrin, ahiretin ve ebedî hayatın dehşetli halleri insana bildirilmişken hazırlık yapamamaktır. O da kendi kusurları sebebiyle Allah Teâlâ’nın zikrinden mahrum kaldığını düşünüp inlemektedir.
Buradaki din gayretine yoğunlaşmak gerek. Nafile ibadette böyle bir özveri içinde bulunan bir kişi acaba müekked sünneti terk eder mi? Bu kişinin farzları ihmal ettiği düşünülebilir mi? Ayrıca ahireti bu derece hayatının merkezine koymuş bir insanın ilim ve sohbet meclislerinin, Allah yolunda hizmetlerin müdavimi olduğunu tahmin etmek de güç değil. Onun sadece kendine değil, ailesine, ihvanına, ümmete her vakit dualar ettiğini söylemek de mümkün. Çünkü Rabb’inden böylesine hayâ eden ve hesap gününden korkan birinin diğer insanlara da şefkat besleyip çokça dua ettiğini düşünebiliriz.
Serhend dergisinde bu ay Din Gayreti konusunu işledik. Şair “Dert çok hemdert yok” demiş. Ümmetin derdi çok. Dertlilerden olmak lazım. Dergimiz buna vesile olsun.
Aralık sayımızda buluşmak duasıyla…