Aile
Zevcelerinin Haklarını Gözeten Peygamber
> *Rabbine kulluğun en güzel örneği ve en anlamlı ifadesi olan gece ibadetini ifa ederken, zevcesinin gönlünü alma nezaketini gösteriyordu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.*
>
Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ tarafından bilgilendirilen, öğretilen ve terbiye edilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), insan ruhunu, duygularını ve beklentilerini; kısacası bütün yönleriyle insanı çok iyi tanıyordu.
Onun, zevceleriyle olan muamelelerinde, onların haklarına özen gösterilmesi hususunda da incelik ve zarafet timsali olduğunu görmekteyiz. Yaşadığı çağda, pek çok kişinin hayal bile edemediği nezaket kurallarını, önce bizzat kendisi uygulamış ve müminlere bu konuda da örnek olmuştu. Sözgelimi, gece evine geç saatte geldiği zamanlar verdiği selamdaki ses tonu, uyuyan bir kimseyi rahatsız etmeme düşüncesinin en güzel örneklerinden biri olmuştur.
Evet, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) mukaddes vazifesi olan peygamberliğinin yanı sıra, Arap Yarımadası’nda müesses Medine İslam Devleti’nin de reisiydi. Devlet idaresi ise birtakım sorumluluklar yüklenmeyi gerektirmekteydi ve bu sebeple evine geç geldiği zamanlar söz konusuydu. Resulullah Efendimiz (s.a.v), böyle zamanlarda öylesine bir ses tonuyla selam verirmiş ki şayet ev halkı uyumuş ise bu şekilde verilen selamı duymaz ve uykuları bölünmezmiş. Yok, eğer henüz uykuya dalmamış ise gelenin Peygamberimiz (s.a.v) olduğunu anlar ve herhangi bir tedirginlik yaşamazmış.
Zevcelerinin gönlünü alırdı
Diğer yandan, Rabbine kulluğun en güzel örneği ve en anlamlı ifadesi olan gece ibadetini ifa ederken, zevcesinin gönlünü alma nezaketini gösteriyordu Efendimiz (s.a.v). Bir gece, “Bu geceyi Rabbime ibadetle geçirmem hususunda beni bıraksan (bana müsamaha göstersen)” diyerek gönlünü aldı. Muhatabı olan Hz. Âişe (r.anha) validemiz ise “Vallahi ya Resulallah, ben seninle yakın olmayı da senin istediğini yapmanı da severim” diye mukabelede bulundu. (İbn Hibbân, es-Sahîh, 2/387)
Kadının değerini hiçe sayan bir ortama peygamber olarak gönderilen Kâinatın Efendisi (s.a.v), onlara gerçek manada değer vermiş ve kadınları insanların nazarında yüceltmişti.
Yaşadığı çağda, pek çok kişinin hayal bile edemediği nezaket kurallarını, önce bizzat kendisi uygulamış ve müminlere bu konuda da örnek olmuştu.
Hanımların haklarını korumayı tavsiye etti
Hayatının son anlarını yine bir hanımın, zevcesi Hz. Âişe (r.anha) validemizin yanında geçirmiş, aziz ruhunu, orada teslim etmişti. Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) hayatının son günlerindeki bu davranışı da üzerinde tefekkür edilmesi gereken büyük bir incelik ve zarafetti. Onun ailesine gösterdiği sevgi ve şefkatin bir nişanesi, hanımlara verdiği değerin açık bir göstergesiydi.
Efendimiz (s.a.v), ümmetine de kadına değer vermenin önemini anlatmaktaydı, gerek inen ayetleri tebliğ ile gerekse sünnet-i seniyyesi ve hadis-i şerifleriyle. Veda haccındaki hutbesinde de bu konuyu vurgulamıştı. Ahirete irtihal eylemeden, son anlarında, yaptığı tavsiyelerde şu üç hususa ihtimam gösterilmesini istemişti: Namaz, kadınların haklarını korumak, idaresi altındakilerin hukukuna riayet... (bkz. Tirmizî, Cuma, 82; Tirmizî, Radâ, 11)
Salat ve selam Peygamber Efendimiz’e, âl ve ashabına olsun.