Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Vahim Bir Suikastın Ardından

Gazze işgalinin başlamasının üzerinden 10 ay geçti. Terör devleti İsrail, resmî rakamlara göre 40 binden fazla masumu katletti. Bölgede görev yapanların doktor ve hemşirelerin belirttiklerine göre ise resmî rakamın iki katı kadar sivil İsrail işgali yüzünden şehit oldu.

Uluslararası kamuoyu ateşkes için Netanyahu hükümetine yoğun baskı yaparken ve birileri ateşkes için artık elini taşın altına koymaya hazırlanırken İran’ın başkenti Tahran’da menfur bir hadise gerçekleşti. Ülkede cumhurbaşkanı seçilen Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılan Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, kendisi için tahsis edilen Devrim Muhafızları’na ait misafirhanede yaşanan patlamada, yanındaki korumasıyla birlikte şehit oldu.

İşin içinde acem oyunu mu var?

İranlı yetkililer, saldırının başka ülke sınırlarından atılan füzeyle yapıldığını söylese de New York Times gazetesinde ilginç bir iddia ortaya atıldı. Haberde suikastın İsrail tarafından Haniye’nin kaldığı konuta iki ay önce yerleştirilen bombanın uzaktan kumandayla patlatılması suretiyle gerçekleştiği yazıyordu. Her iki durum için de zihinlere İran’a dair pek çok soru takılıyor. Eğer gerçekten Haniye uzaktan atılan roketle şehit edildiyse, dünyayı İsrail’e saldırmakla tehdit eden Amerika’ya meydan okuyan İran’ın kâğıttan kaplan olduğu konusunda zerre kadar şüphe kalmamış demektir. Ancak, Lübnan’daki Hizbullah lideri Nasrallah’a “gelme, seni koruyamayız” diyen Tahran yönetiminin Hamas lideri İsmail Haniye’yi hiçbir şekilde ikaz etmemesi; suikastın odaya iki ay önce konulan bombanın patlamasıyla gerçekleşme ihtimaliyle birlikte düşünüldüğünde bu vahim olayın içerisinde acem oyunu olduğu konusunda şüpheye yer bırakmıyor.

Haniye’nin şehadetiyle başlayan yeni dönem

Kuveyt’te yayınlanan el-Ceride gazetesindeki bir iddia ise bu elim suikast sonrasında yaşanacaklarla ilgili müphem bir tablo ortaya koyuyor. Buna göre ABD gizli servisinden bazı yetkililer olayın ardından Tahran’a gelip İran’a “Netanyahu bölgesel bir savaş çıkararak İran’ı yok etmeyi hedefliyor. ABD’nin suikasttan haberi yok. Netanyahu kontrolden çıktı. İmajınızı düzeltmek için yapacağınız küçük çaplı saldırılarla yetinin. Nükleer anlaşma yaparsak Netanyahu’ya en büyük darbeyi vururuz.” dedi. Aynı analizde Netanyahu’nun ABD’ye gittiğinde “Sadece İran-İsrail/ABD çerçevesiyle sınırlı tutmadan, Türkiye’nin de dâhil olduğu bölge ülkelerinin gireceği bölgesel bir savaş çıkarmalıyız. Böylelikle bütün bu devletlerin alt yapılarını yok ederiz. Siz gelir inşa edersiniz. Sonra da büyük masa toplanır ve İsrail’i herkes tanır” şeklinde konuştuğu da vurgulandı.

Cenab-ı Allah’ın vaadi

İsmail Haniye’nin şehadetinin Orta Doğu’da yeni ve daha geniş çaplı bir hareketliliğe sebep olacağına şüphe yok. Trump’ın, Putin’in ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi bir savaş ihtimali elbette var. İsrail’in hedefi de böyle bir krizi fırsata çevirip “Büyük İsrail Projesi”ni hayata geçirmek. Ama unutmayalım; Allah Teâlâ’nın kendileri için gökten indirdiği kudret helvası ve bıldırcın etini beğenmeyerek isyan eden, peygamber katili bu azgın ve lanetlenmiş azınlığın planları inşallah tutmayacak. Çünkü Cenab-ı Allah’ın vaadi açık: “...Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlığı ve kini saldık. Ne zaman savaş ateşini tutuşturmuşlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için çaba harcarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.” (Mâide, 64)