Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Ustanın Elinde Kütük Ol Yeter

> Burası dertlerin derman bulduğu, müşküllerin hallolduğu bir sultanın kapısı, geleni boş çevirmek olmaz. >

Allah dostunun hanesinden çıktım, dış kapıda ayağıma bir kedicik dolandı. Küçük, sevimli bir şey. Acı acı miyavlıyor, bir derdi var belli. Bir yandan anlamaya çalışıyorum, bir yandan acelem var, ne yapsam? Yarası beresi yok, belli ki acıkmış. Bir doyuran olur nasılsa deyip gidecek oldum, gidemedim. O kadar ev var ama o gelmiş bu kapıdan bir şeyler istiyor, akıllı kedi. Hoşuma gitti. Karnını doyurmasam bu kapıda umduğunu bulamamış olacak. Gönlüm razı olmadı. Burası dertlerin derman bulduğu, müşküllerin hallolduğu bir sultanın kapısı, geleni boş çevirmek olmaz. Karşıda bir bakkal var, girip bir süt aldım, kutuyu açtım, içebileceği şekilde yırttım, bıraktım önüne. Kedi mutlu, ben ağlıyorum. En üst katın camına doğru şöyle bir baktım, kalbim yakarıyor: Ben bu kapının bendesiyim sana geleni boş çevirmeye gönlüm razı olmadı, sen bu kapının sultanısın, bendeni boş çevirme ne olur…

Kediden alacaklıydım, kediye borçlandım. Âşıklar kâr zarar gütmez kurbanım, diyeceksiniz. Şiirde öyle o. Ben kediciğe süt verdim, Yüce Rabbim kediyi bahane ederek kalbime bir yakarış koydu. Süt dediğin içilir biter, sızı öyle mi ya! Kaldı.

En üst katın camında bir tebessüm eden var mıydı bilmem. Kalbimde binbir düşünce ile uzaklaştım devlethaneden. Seven sevdiği için en fazla ne yapar? Kişi en az ne yapmalı ki sevenlerden olabilsin? Bunları düşündüm. Bir zaman edilen bir sohbet düştü gönlüme. Buyurulmuştu: “İnsan sevdiği için ölse bir şey yapmış olmaz! Bu kaçmaktır. Zor olan kalıp sevgili için yaşamaktır.”

İkisini tarttım kalbimde. Ne sevdiğim için ölebilecek kadar erkektim, ne de sevgili için yaşayabilecek kadar erkek oğlu erkek! Benden olmaz dedim. Başka bir sohbet çınladı kalbimde. Benden olmuyor efendim, demiştim, düş kalk, düş kalk ne olacak bu halim? Cevap: “Ustana güveniyorsan kütük gibi ol!”

Bir yandan yürüyorum, bir yandan içim susmuyor. Kedi sütü çoktan içti, bana geçmiş olsun. İnsan seviyorsa bir şey yapmalıydı. Aşk bir davaya benzer cefa çekmek de şahidi; şahitsiz dava kazanılmaz, demişler. Cefaya da tahammülüm yoktu. Küçücük bir şey gelse başıma, ahımın yankısı dağlar devirir. Nasıl olacak bu iş? Böyle al ver derken, en sonunda cevabı buldum: İnsan sevdiği için bir şey yapamıyorsa hiç olmazsa sevdiğine laf getirecek bir şey yapmamalı! Budur, bu da bir şeydir. Kediye sütü verirken de mesele bu değil miydi? Bizim evin kapısında miyavlasa, belki geçer giderim. Ama onun kapısında, geçip gidemedim. Sanki umursamadan devam etsem kedi arkamdan bakıp ‘bu kapının sofilerinde de iş yok!’ diyecek, kapıya benim yüzümden laf gelecek.

Böyledir bu işler. Allah Teâlâ dileyince bir kedi eliyle adamı halden hale koyar. Diyeceksiniz ki iyi güzel de keşke bu hadiseyi bir başkası üzerinden anlatsaydın, nefsini öne çıkarmasaydın. Bir zaman buyurdular: “İnsan güzel bir şey yaşayıp nefis olmasın diye sanki bir başkası yaşamış gibi anlatırsa nefsi iki kere memnun olur!” Merakla sorduk, niçin efendim? Cevap: “Nefsi diyor ki ona, sen ne güzel bir insansın, hem bunu yaşadın hem de sen değilmişsin gibi anlatıyorsun!” İnce hikmet, anlayana!