Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

İhlaslı bir niyetle başlayıp, emanet bilinciyle sürdürülen, adalet ve merhametle yoğrulan, kanaatle dengelenen bir üretim manevi bir miras bırakır.

İnsan yeryüzünde bir yolcu, bir emanetçi. Her doğru eylemi de güzel niyetle bir ibadet. Her emeği bir iz. Helal rızık için çalışmak sadece geçim değil, Allah Teâlâ’ya manen yakınlaşmanın, halka hizmetin ve nefsi arındırmanın yolu. Ancak modern dünyada üretim hırs, tüketim çılgınlığı ve adaletsizlikle gölgeleniyor. İnsanın özüne aykırı bir anlayış dayatıyor. Emek sömürüsünü, helal kazançtan uzaklaşmayı ve çevre tahribatını teşvik ediyor. Üretim ahlakı yeniden inşa edilmeli. İhlas, emanet bilinci ve adaletle yoğrulmuş bir üretim bireyi ve toplumu yüceltebilir.

Üretimin ruhu

Her işin başı niyettir. Mevlânâ’nın (k.s), “Görünüşte su taşırsın, hakikatte ateş söndürürsün” sözü, niyetin bir eylemi nasıl dönüştürdüğünü etkileyici biçimde anlatır. Üretimde ihlas, sadece maddi kazanç için değil, Cenab-ı Allah’ın rızasını gözeterek çalışmaktır. Bir ziraatçı, toprağa tohum ekerken helal rızık ve bereket niyetiyle hareket ederse emeği ibadete dönüşür. Bir tüccar dürüstlükle ticaret yaparsa kazancı sadaka olur. Modern dünyada seri üretim ve kâr hırsı niyeti baskılıyor. Oysa bir işin bereketi, niyetin samimiyetindedir. Her sabah işe besmele ile başlamak, dükkânı, ofisi, iş yerini ve atölyeyi Allah adıyla açmak üretimi ibadete çevirebilir.

Emanet bilinci: yeryüzüne şefkat

Kur’an-ı Kerim, “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” (Bakara, 11) diyerek insanı emanetçi kılar. Üretimde kullanılan toprak, su, emek gibi kaynaklar birer emanettir. Bu emanete sahip çıkmak, israftan kaçınmayı ve dengeyi gerektirir. Çevre tahribatı, kaynakların hoyratça tüketilmesi, gelecek nesillerin hakkını gasbeder. Bir fabrika sahibi, atıklarını doğaya zarar vermeden yönetirse bu, kendine de merhamettir. Yunus Emre’nin (k.s), “Mal sahibi mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi?” dizeleri mülkün geçiciliğini hatırlatır. Çevre dostu üretim, geri dönüşüm ve sürdürülebilir teknolojiler, emanet bilincinin pratiğidir. Bu yalnızca doğayı değil, insanın özünü de korur.

Üretimin kalbi

Üretim, mal oluşturmanın ötesinde, topluma adalet ve merhamet taşımaktır. İşçilere, yevmiyecilere adil ücret, müşterilere dürüstlük, rakiplerle haksız rekabetten kaçınmak güzel ahlakın gereğidir. Merhamet, hayvanlara eziyet etmeden gıda üretmek, doğaya zarar vermeden enerji sağlamaktır. Bir çiftçi, toplumun ihtiyacını giderme niyetiyle ürün yetiştirirse bu merhamet, üretimine bereket katar. Örneğin patates, soğan yetiştiren bir çifti “Ya Rabbi! Kulların bunlardan yesinler, beslensinler. Kuvvetlensinler de sana güzel kulluk, Resulullah’a (s.a.v) iyi ümmet olsunlar.” diyerek işlerini yapsa onun ürünü henüz pazara çıkmadan dahi bu kimse kazanmıştır. Mesela bir tekstil atölyesi işleten “Ya Rabbi! Giyinmeyi sen emrettin. Tesettürü sen farz kıldın. Ben de senin kulların için, emrine uygun elbiseler dikiyorum. Sen bunlarla kullarını faydalandır. Hizmetimi kabul buyur.” diye niyaz etse onun ticareti sadece dünya ticareti olmaz. Ahiret kazancı da olur. Bunun gibi her üretici bu tür niyet ve yakarışlarla Âlemlerin Rabbi’ne yönelmeli, üretiminin kalbinde sağlam niyet, ihlas ve şefkat barındırmalıdır.

Kanaat ve denge: azla çok olmak

“Gerçek zenginlik mal çokluğu değil gönül tokluğudur” (Buhârî, Rikâk, 15) hadisi, kanaati öğretir. Tüketim çılgınlığı insanı hırsa sürüklerken İslam dengeyi salık verir. Üretimde kanaat, ihtiyaç odaklı sade çözümler sunmayı gerektirir. Bir girişimci, lüks yerine dayanıklı ve erişilebilir ürünler tasarlayarak kanaati yansıtabilir. Bir zanaatkâr, el emeğiyle sürdürülebilir ürünler üreterek bu dengeyi koruyabilir. Kanaatkâr üretim, bireyi ve toplumu gereksiz tüketimden korur, bereketi artırır. Tüketim çılgınlığındaki düzelme üretim çılgınlığını da düzeltir.

Üretim insanlık vazifesidir. İhlaslı bir niyetle başlayıp, emanet bilinciyle sürdürülen, adalet ve merhametle yoğrulan, kanaatle dengelenen bir üretim manevi bir miras bırakır. Böyle bir üretim, Allah için topluma hizmet etmenin yoludur. Usulüne uygun yapılan hizmetler ise salih ameldir.