Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Sultan Iı. Murad Han Ve Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri

Hacı Bayram-ı Veli hazretleri II. Murad’ın itimadını o denli kazanmıştı ki Sultan ona vezirlik teklifinde bulundu, Hacı Bayram-ı Veli hazretleri ise bu teklifi uygun bir dille reddetti.

Hacı Bayram-ı Veli (k.s), Orhan Gazi devrinde Ankara’da doğdu. Babasının adı Koyunluca Ahmed Efendi’dir. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin künyesi Kutbü’l-evliyâ eş-Şeyh el-Hâc Bayram b. Ahmed el-Ankaravî şeklindedir.

Hacı Bayram-ı Veli (k.s) Somuncu Baba’dan (k.s) halifelik almıştır. Onun vasıtasıyla birçok tarikattan hilafeti vardır. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin silsilesinin dayandığı Şeyh Safiyüddin İshak Erdebîlî (k.s) Şah İsmail’in altıncı dedesiydi ve Erdebil tekkesinin kurucusuydu. Bu aile aslen Şâfiî idi. Şâfiî fıkhına dair eserleri vardır. Sünnî oldukları dönemde Osmanlı sultanları da bu ailenin şeyhlerine Osmanlı mülküne geldiklerinde ziyadesiyle hürmet gösteriyor, tazim ve ikramlarda bulunuyorlardı. Şeyh Safiyüddin İshak Erdebîlî (k.s), hayatı boyunca hiçbir siyasi hedef peşinde olmamış ve seyyidlik iddiasında da bulunmamıştır. Ancak kendisinden sonra tekkenin başına sırasıyla geçen oğulları siyasi hedef olarak seçtikleri iktidara geçmek için seyyid ve Şîa mezhebine mensup olduklarını iddia etmişlerdir. Ailenin kökeni Sünnî ve tarikatı hak olsa da daha sonra büründükleri bu kimlik neticesinde Osmanlı, silsileleri bu ailenin dedelerine dayanan tarikat büyüklerine de ihtiyatla davrandılar. Onların hakkında ciddi tahkikatlar yaptırdılar. Bu sebeple ilk başlarda devlet erkânınca Hacı Bayram-ı Veli hazretle­rine ihtiyatla bakıldı. Hakkında ciddi soruşturmalar yapıldı ve padişah tarafından Edir­ne’ye davet edildi.

Hacı Bayram-ı Veli (k.s) bu davet üzerine halifesi Akşemseddin (k.s) ile Edirne’ye gitti. Bu ziyaretinde devlet erkânınca yakinen tanınınca hakkındaki bütün şaibeler kayboldu. Bunların yerini hürmet ve ihtiram aldı. Hatta Hacı Bayram-ı Veli hazretleri II. Murad’ın itimadını o denli kazanmıştı ki Sultan ona vezirlik teklifinde bulundu. Hacı Bayram-ı Veli hazretleri ise bu teklifi uygun bir dille reddetti.

Feraseti ve hikmetli sözleri

Risale-i Beşir Çelebi’de rivayet edildiğine göre Hacı Bayram-ı Veli (k.s) Sultan II. Murad’a İstanbul’un kundaktaki şehzadesi tarafından fethedileceğini müjdeledi. Halifesi Akşemseddin’in (k.s) de bu fetihte manevi bir kuvvet olacağına işaret etti. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin nice kerametleri olsa da en büyük kerameti bu ferasetidir.

Hacı Bayram-ı Veli’nin (k.s) üç büyük halifesi olan Ak­şemseddin, Molla Zeyrek ve Akbıyık Sultan haz­retlerinin üçü de İstanbul’un muhasarasında bizzat bulundular. Somuncu Baba (k.s) Osmanlı sultanlarına şeyh­lik edecek olan Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini yetiştirmişti. Onun yetiştir­diği Akşemseddin hazretleri de Fatih Sultan Mehmed’e mür­şid oldu. Akşemseddin hazretleri Hall-i Müşkilât adlı eserinde mürşidi Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin bazı sohbetlerini ve açıklamasını anlatmaktadır. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin bir hikmetli sözü şu şekildedir: “Adalet güzeldir ama yöneticilerde olursa daha güzeldir. Cömertlik güzeldir ama zenginlerde olursa daha güzeldir. Sabır güzeldir ama kuvvetlilerde olursa daha güzeldir. Tövbe etmek güzeldir ama gençlerde olursa daha güzeldir. Hayâ güzeldir ama hanımlarda olursa daha güzeldir.”

Hacı Bayram-ı Veli’nin (k.s) menkıbeleri içinde en meşhur olanı Semerâtü’l-fuâd adlı eserde şöyle rivayet edilir: Sultan Murad Han bir ferman yayınlattı. Fermanda, Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin talebelerinin vergi vazifesinden muaf edildikleri ilan edilmişti. Hacı Bayram-ı Veli’nin (k.s) tekkesini istismar etmek isteyenler onun ihvanından olduğunu iddia etmeye başladılar. Bu sayı o kadar arttı ki devlet bu hususa bir tedbir almak zorunda kaldı. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinden kendisine müntesip olanların listesini talep ettiler.

Hakiki müridlerin imtihanı

Hacı Bayram-ı Veli (k.s) de Ankara’nın Kanlıgöl mevkiinde büyük bir çadır kurdu. “Bize intisap edenler, ihvanımız olanlar toplansın” diye ilan etti. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin ihvanı olduğunu iddia edenler bölük bölük meydana aktılar. Hacı Bayram-ı Veli (k.s) “Ey müridler! Bana intisap edenleri bugün hak yoluna kurban edeceğim! Canını, malını feda eden, çadıra girsin!” diye emretti. Onun müridleri olduğunu söyleyen iddia sahipleri “Bu ne biçim mürşid, bu nasıl müridlik!” diye söylenmeye başladılar. Hacı Bayram-ı Veli (k.s) de, eline keskin bir bıçak ile çadırın kapısında belirdi: Meydandaki cemaatten, bir erkek ile bir kadın teslimiyetle çadırın içine girdiler. Başka gelen olmayınca Hacı Bayram-ı Veli (k.s) çadırına girdi. Daha önceden çadıra koyduğu koyunu içeride kesti. Çadırdan dışarı kurbanlık koyunun kanı çıkınca kanı gören binlerce mürid kaçışıp meydanı terk ettiler. Derken meydanda bir mürid dahi kalmadı. Nihayet Hacı Bayram-ı Veli hazretleri “Anladık ki bu kadar hakiki müridimiz varmış. Bunlardan başka herkes, vergi vermek suretiyle, devlete olan borcunu ödemelidir” buyurdu. İşte ehlullahın eleği vakti geldiğinde böyle çalışır. Mürid olan ile müddei olanları yani iddiacıları böyle ayırırlar.

Hacı Bayram-ı Veli hazretleri doksanı aşkın bir yaşta vefat etmiştir. Ankara’da metfun olduğu meydan halen onun ismi ile anılmaktadır. Onun mübarek merkadı ve civarı yüzyıllardır bir nur kaynağı olarak etrafı aydınlatmaktadır. Mevla Teâlâ bizleri şefaat ve himmetlerine nail eylesin. Âmin.