Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Sapkın Bir Kavimle Mücadele Eden Peygamber Hz. Lut Aleyhisselam

Cenab-ı Mevla mealen şöyle buyuruyor: “Lut, ‘Doğrusu ben bu yaptığınızdan dolayı sizden nefret ediyorum’ dedi. ‘Rabbim! Beni ve ailemi, bunların yapmakta olduklarının vebalinden kurtar’ diye dua etti.” (Şuarâ, 168-169)

Hz. Lut aleyhisselam kıssası

Sedum ve Amure halkı iyice azıtmıştı. Hz. Lut (a.s) onlara şöyle seslendi: “Siz, kesinlikle daha önce hiçbir milletten hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz. Siz hâlâ erkeklere (şehvetle) yaklaşacak, meşru yolu kapatacak, toplantılarınızda ahlak dışı işler yapacak mısınız? Allah’ı inkâr etmeyin, size bir mühlet verildiğini unutmayın.” (Ankebût, 28-29) Kavminin tek cevabı şu oldu: “Hadi, doğru söylüyorsan başımıza Allah’ın azabını getir de görelim!” (Ankebût, 29) Bunun üzerine Hz. Lut (a.s), “Ya Rabbi! Şu ahlakı bozan topluluğa karşı bana yardım et” (Ankebût, 30) diye dua etti.

Allah Teâlâ onun duası üzerine kavmini helak etmeyi dileyince Cebrail, Mikâil ve İsrafil’i (a.s) genç ve yakışıklı birer erkek suretinde önce Hz. İbrahim’e (a.s) gönderdi. Ona bir çocuğunun olacağını, yani Hz. İshak’ı (a.s) müjdelemek için gelmişlerdi.

Misafir olarak evine geldiler ve selam verdiler. Hz. İbrahim (a.s) de selamlarını aldı. Çok geçmeden bir sofra hazırlayıp kızarmış buzağı getirdi. Yemeğe el uzatmadıklarını görünce tedirgin oldu ve içine bir korku düştü. Çünkü düşmanca bir niyeti olanlar ikram edilen yemekten yemezlerdi. Bunun üzerine melekler kendilerini tanıtıp müjdeli haberi verdikten sonra “Korkma! Aslında biz, suçlu bir kavme ceza vermek için gönderildik. Falan memleketin halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zulme saptı” dediler. Hz. İbrahim, “Ama orada Lut da yaşıyor” dedi. Melekler “Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve karısı dışındaki bütün ailesini elbette kurtaracağız, karısı geride kalanlar arasında yer alacak” dediler. (bkz. Ankebût, 31- 32)

Elçi melekler Hz. Lut’un (a.s) evine geldiklerinde Hz. Lut onlara, “Bilinmedik, tanınmadık kimselersiniz” dedi. Onlar da “Evet öyle ama biz sana insanların, hakkında kuşkuya düştükleri şeyi getirdik. Sana gerçeği getirdik” dediler. (bkz. Hicr, 61-64)

O sırada Hz. Lut’un (a.s) karısı hemen şehir halkına evlerine misafir olarak yakışıklı genç erkeklerin geldiğini haber vermişti. Onlar da sevinç içinde koşar adım Hz. Lut’un evine geldiler. Hz. Lut’tan (a.s) misafirleri onlara teslim etmesini istediler. O da “Ey kavmim! Şunlar kızlarım. Sizin için en nezih olanı onlarla evlenmektir. Bunlar benim misafirlerim, sakın beni utandıracak bir şey yapmayın! Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu?” dedi. Kavmi “Seni el âlemi korumaktan menetmedik mi, bu işlere karışma demedik mi? Sen de biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok. Bizim ne istediğimizin pekâlâ farkındasın” dediler. Hz. Lut (a.s) “Keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı veya güçlü bir desteğe dayanabilseydim!” dedi. Bunun üzerine içerideki misafirler “Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamayacaklar. Bu gece ailen hemen yola koyulsun. Sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkasına dönüp bakmasın. Size emredilen yere doğru gidin. Geride kalanlar, sabah vaktine girerken son ferdine kadar yok edilecek, gökten üzerlerine alçaltıcı bir bela indireceğiz” dediler. (Hûd, 78-81) Kavmi kapıyı zorlamaya devam ederken Allah Teâlâ onların gözlerini kör etti ve perişan bir halde evden uzaklaştılar.

Hz. Lut (a.s), -karısı hariç- ailesi ve kendine iman eden az sayıda kişiyle gece yola çıkıp şehirden ayrıldı. Sabah ortalık aydınlanırken korkunç bir ses yayıldı. Sonra bir zelzele ile gökten taş yağmaya başladı. Sedum ve Amure şehirleri yerle bir oldu, azgın halkından kimse hayatta kalmadı.

Hz. Lut (a.s), ailesi ve müminlerle Medyen tarafına gitti. Sedum ve Amure’de o zamandan sonra kimse yaşamadı. Bir ibret vesikası olarak bir kısmı Lut Gölü altında bir kısmı da çevresindeki harabelerde günümüze kadar geldi.

Dersler ve hikmetler

Kıssa ve ibret

Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de haber verdiği kıssalar bizler için birer ibret vesikasıdır. Dünyevi arzulara dalmış, şehvetin esiri olmuş, ahlakı ve fıtratı bozmuş, Allah Teâlâ’yı inkâr eden bütün azgın toplulukların sonu nihayetinde Hz. Lut’un (a.s) kavmi gibi olacaktır. Nitekim Allah Teâlâ bu kavmin helakini bildirirken şöyle buyurmuştur: “İşte o memleketten geriye, aklını kullananların yararlanabileceği açık bir ibret vesikası bıraktık.” (Ankebût, 35) “İşte bunda ibret alacak olanlar için dersler vardır. Bakın, o harabeler bir yol üzerinde hâlâ duruyor. Onda da inananlar için bir ders vardır.” (Hicr, 75-77)

İstikamet ve selamet

Dünya hayatı geçici zevklere ve zorluklara sabır içindir. Allah Teâlâ’nın gönderdiği peygamberlere iman edip istikamet üzere kalmak için azami gayret edenler, türlü sıkıntılara sabredip sebat gösterenler selamete ereceklerdir.