Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Salih Babanın Salih Evladı Said B. Zeyd Radıyallahu Anh

Babası Haniflerden olup cahiliye âdetlerine şiddetle karşı biri olarak bilinen Zeyd b. Amr’dır. Bu durum Hz. Said’in daha küçük yaşlardan itibaren Hanif inancını benimsemesine ve İslami bir zeminde yetişmesine vesile olmuştur. Genç yaşta Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh vesilesiyle İslam’a ilk giren sahabilerdendir.

SAHABİ: Said b. Zeyd radıyallahu ahn

KÜNYESİ: Ebü’l-A‘ver

BAZI LAKAPLARI: -

BAZI EVLATLARI: Abdullah, Abdurrahman, Zeyd, Âişe, Atike, Hafsa, Zeynep. radıyallahu anhüm

DOĞDUĞU YER, YIL: MEKKE-İ MÜKERREME, m. 600 civarında

VEFAT ETTİĞİ YER, YIL: Medine-i Münevvere, h. 51 - m. 671.

KABRİ: Cennetü’l-baki’, Medine-i Münevvere

PEYGAMBERİMİZLE YAKINLIĞI: Sekizinci kuşaktan dedeleri birdir.

Tam adı Ebü’l-A‘ver (Ebû Sevr) Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl el-Kureşî’dir. Miladi 600 civarında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Soyu, Ka‘b b. Lüey üzerinden Efendimiz’in (s.a.v) soyu ile birleşir. Ayrıca o Hz. Ömer’in (r.a) hem kayınbiraderi hem de eniştesidir. Efendimiz’in (s.a.v) cennetle müjdelediği meşhur on sahabeden biridir. Mükerrer olanlarıyla birlikte 48 hadis rivayet etmiştir. Bunlardan, kendisinin de içinde olduğu cennetle müjdelenen on sahabinin isimlerinin zikredildiği hadis-i şerif meşhurdur. (Bkz. Tirmizî, Menâkıb, 26) İlk muhacirlerdendir. 671 yılında Medine’de vefat etmiştir.

Babasının oğlu

Ailelerin çocukları üzerindeki tesiri yadsınamaz. Bugün meydana gelen birçok gayriahlaki durum fertlerin iyi bir aile terbiyesi almamasından ve ailelerin çocuklara kötü örnek teşkil etmesinden kaynaklıdır. Bu noktada Hz. Said (r.a) çok nasipli biridir. Zira onun babası Hanif dinine mensup olduğundan Allah Teâlâ’nın varlığına ve birliğine inanır ve cahiliye âdetlerine son derece karşı çıkardı. Sözlerini icraata geçirmekten geri durmazdı. Bir örnek verecek olursak maalesef günümüzde meydana gelen ve akıllara durgunluk veren çocuk katli vakaları o dönemde de görülmekteydi. Çocuğun sağlıksız oluşu, geçim kaygısı, şükür, saygı gibi çeşitli nedenlere dayandırılarak yapılan bu vahşet, cahiliye döneminde bazıları tarafından kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek gerçekleştirilirdi. Bu durum kız çocuğunun yetişkin olduğunda başına gelebilecek muhtemel kötü durumlar sebebiyle ortaya çıkacak kabile savaşlarının önünün alınması, kabilelerin utanç verici durumlara düşmemesi gibi sapkın gerekçelere inanılarak yapılırdı. Said b. Zeyd (r.a) birisi kızını öldürmeye niyet edince “Onu öldürme! Onun bütün ihtiyaçlarını ben temin edeceğim. İleride istersen alırsın istersen bana bırakırsın” diyerek kız çocuklarını vahşice öldürülmekten kurtarırdı. İşte böyle bir babanın oğlu olarak yetişen Hz. Said (r.a) babasından aldığı güzel ahlakı ömrü boyunca sergilemiş, küfrün karşısında babası gibi dik durmuş, babası gibi mert ve merhametli biri olarak yaşamıştır.

Hayatı savaşlarla geçti

Hz. Said (r.a) Bedir Savaşı dışında bütün savaşlara iştirak etmiştir. Kendisi Hz. Peygamber (s.a.v) ve İslam aleyhine faaliyetlerde bulunanlara karşı haber alma görevlerini icra etmiştir. Bedir Savaşı’na katılmamasının sebebi de Kureyş’e karşı böyle özel bir görevle vazifeli olmasıydı. Efendimiz’in (s.a.v) vefatından sonraki muharebelere katılmıştır. Halid b. Velid (r.a) komutasında Bizanslılara karşı yapılan Ecnadeyn savaşında süvari kuvvetlerine öncülük etmiştir. Böylelikle Filistin ve Suriye’nin kapılarının müslümanlara açılmasında önemli katkıları olmuştur. Ayrıca Suriye’deki Bizans egemenliğini bitiren Yermük Savaşı’na da katılan Hz. Said (r.a) karşı tarafın kalabalık olduğunu görmüş ve dizleri üstüne çökerek beklemiş, daha sonra üzerine gelen ilk kişiyi öldürüp düşman saflarının içine girerek cengâverce savaşmıştır. Onun bu kahramanlığı diğer müslümanları şevke getirmiştir.

Yermük Savaşı’na da katılan Hz. Said radıyallahu anh dizleri üstüne çökerek beklemiş, daha sonra üzerine gelen ilk kişiyi öldürüp düşman saflarının içine girerek cengâverce savaşmıştır.

Duası Makbuldü

Hz. Said, Hz. Ömer’in kız kardeşi Hz. Fâtıma ile (r.anhüm) evliydi ve zevcesiyle birlikte İslam’a ilk giren sahabilerden olma şerefine nail olmuşlardı. Hz. Ömer (r.a) gibi büyük bir İslam kahramanının müslüman olmasında bu ailenin ve bu aileye Kur’ân öğreten Habbab b. Eret’in (r.a) gayreti de bir hidayet vesilesi olmuştur. Daha pek çok güzel hasleti olan Hz. Said aynı zamanda duası makbul bir sahabiydi. Bir kadın Said b. Zeyd’in (r.a) hakkı olmadığı halde arazisini aldığını iddia edip onu dönemin Medine valisi Mervan b. Hakem’e şikâyet etti. Hz. Said (r.a) kendisinin suçsuz olduğunu ve Hz. Peygamber’den (s.a.v) şu hadis-i şerifi işitmişken böyle bir işe kalkışmasının mümkün olmadığını söyledi: “Kim bir karış toprak parçasına haksızlıkla sahip olursa o yerin yedi katı boynuna geçirilir.” (Müslim, Müsâkât, 137) Bu iftira ve sonrasındaki olaylar onu çok üzdü. O da gözünü kırpmadan yalan söyleyen kadının -şayet haksız ise- ölmeden önce kör olması ve kendi arazisinde ölmesi için dua etti. Çok geçmeden kadın kör oldu ve arazisindeki çukura düşerek öldü.

Allah Teâlâ sahabi büyüklerimizin yolundan bizleri ayırmasın. Âmin.