Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Peygamberliğini duyurduktan sonra Resul-i Ekrem’in (s.a.v) yaşadığı topluluktan gördüğü karşılık, diğer peygamberlerinkinden farklı değildi. Nitekim Allah Teâlâ bu hususu Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle zikreder: “Andolsun ki senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey (azap) kuşatıvermişti.” (En‘âm, 10)

Müşriklerin eziyetleri

Peygamberliğini duyurduktan sonra Resul-i Ekrem’in (s.a.v) yaşadığı topluluktan gördüğü karşılık, diğer peygamberlerinkinden farklı değildi. Nitekim Allah Teâlâ bu hususu Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle zikreder: “Andolsun ki senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey (azap) kuşatıvermişti.” (En‘âm, 10)

Mekkeli müşrikler Fahr-i Kâinat’a (s.a.v) sürekli hakaretlerle eziyet ediyorlardı. Ama her defasında hevesleri kursaklarında kalıyordu. Çünkü Allah Teâlâ, habibine yardım ediyor, Mekkeli müşriklerin desiselerini boşa çıkarıyordu.

Ebû Cehil’in tüccara zulmü

Efendimiz’in (s.a.v) peygamberliğinin ilk yıllarında Mekke-i Mükerreme’ye gelen bir tüccarın kıssası bahsimize güzel bir örnek teşkil ediyor:

Mısır taraflarından biri, Mekke’ye gelip devesini satmak istemişti. Ebû Cehil deveyi adamın elinden almış ama ücretini ödemeye yanaşmamıştı. Tüccar, ödemeyi alamayınca onu şikâyet edip parasını almak için Mekke’nin ileri gelenlerinin bulunduğu meclise gitti. O sırada Hz. Peygamber (s.a.v) Kâbe’nin bir tarafında namaz kılıyordu. Adam meclise girince herkesin dikkati ona yöneldi. O da şöyle hitap etti topluluğa:

— Ey Kureyşliler! Ebü’l-Hakem b. Hişam (Ebû Cehil) devemi elimden aldı ve parasını ödemedi. Bu hususta bana hanginiz yardım edebilir?

Mecliste bulunanların tek derdi Resulullah’ın (s.a.v), gözlerinin önünde Rabbine ibadet ediyor olmasıydı. Kimin ne problemi olursa olsun veya konu her neyse sözü döndürüp dolaştırıp Hz. Peygamber’e (s.a.v) getirmek âdetleri olmuştu. Tüccarın derdine derman olmak akıllarından bile geçmemişti. Onlar alaya almak için adama Resulullah’ı (s.a.v) işaret edip şöyle dediler:

— Şuradaki şahsı görüyor musun? İşte o, senin paranı Ebü’l-Hakem’den alır.

Adam Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) yanına gelerek olan biteni anlattı. Şanı yüce Nebi (s.a.v) tüccarla birlikte kalktı ve Harem-i Şerif’ten ayrıldı. Mecliste bulunan ve adamı Resulullah’a (s.a.v) gönderenler hemen bir adam görevlendirdiler. “Onlarla birlikte git ve bize haber getir” deyip gönderdiler.

Hz. Peygamber (s.a.v) yabancı tüccarla birlikte Ebû Cehil’in evine vardı ve kapısını çaldı. Ebû Cehil “Kim o?” deyince Resulullah Efendimiz kendini tanıtıp

— Dışarı çık, diye seslendi.

Ebû Cehil beti benzi atmış bir şekilde dışarı çıktı. Resulullah (s.a.v) Ebû Cehil’e adamın hakkını vermesini emretti. Ebû Cehil, hemen parayı getireceğini söyleyerek içeri girdi ve adamın parasını getirip teslim etti. Hz. Peygamber (s.a.v) tüccarla birlikte oradan ayrıldı. Tüccar, doğruca Mescid-i Haram’a geldi ve Kureyşlilerin yanına varıp yaşadıklarını anlattı.

Müşriklerin ne olup bittiğini anlamak için peşlerine taktıkları adam da dönmüştü. Tüccarın söylediklerinden hayrette kalanlar sinir ve şaşkınlıkla adama neler gördüğünü sordular.Adam da: “İnanılmaz hadiselere şahit oldum. Yemin olsun ki Ebü’l-Hakem korkudan ruhu çıkmış ölü bir beden gibi çıktı. O ne dediyse itaat etti. Adamın parasını adama teslim etti.”

Allah Teâlâ’nın Habibine yardımı

Ebû Cehil de Mescid-i Haram’a gelince müşrik topluluğu olan biteni bir de ilk ağızdan duymak istedi. Hayret ve hoşnutsuzlukla reisleri Ebû Cehil’e yaklaştılar ve “Yazıklar olsun. Duyduklarımız doğru mu? Böyle bir korkaklığı senden beklemezdik. Bugüne kadar senden böyle bir davranış görülmemişti. Anlat bakalım ne oldu?” dediler.

Ebû Cehil yaşadıklarının etkisinden sıyrılmamıştı henüz. Korku dolu bir halde şunları söyledi: “Asıl size yazıklar olsun. O kapımın önüne gelip bana seslenince içimi daha önce hissetmediğim büyük bir korku sardı. Kapıyı açıp bakınca onun yanında damızlık bir deve gördüm ki bugüne kadar başı bu kadar büyük, boyu bu kadar uzun, dişleri bu kadar iri bir deve görmemiştim. Eğer o an dediğini yapmasaydım o deve bana saldıracaktı.”

Yüce Allah, habibini tahkir etmek için ellerinden geleni yapan müşriklerin oyununu yine başlarına çevirmişti. Hem Resulullah’ın (s.a.v) güvenilirliği bir kez daha tescillenmiş hem de düşmanları apaçık bir mucizeyle rezil olmuştu. Salat ve selam Peygamberimiz’e, onun âline ve ashabına olsun.