Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Tabiîn alimlerinden Mücâhid (rah.) şöyle der: “Kureyş ahalisi çok şiddetli bir kıtlığa uğramıştı.

Haydar-ı Kerrar Hz. Ali’yi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yetiştirmesi

Tabiîn alimlerinden Mücâhid (rah.) şöyle der: “Kureyş ahalisi çok şiddetli bir kıtlığa uğramıştı. Ebû Tâlib’in çocuklarının sayısı çok, durumu iyi değildi. Hz. Peygamber (s.a.v), amcası -ki Haşim ailesinin en zengini- Abbas’a: “Ey amca! Kardeşin Ebû Tâlib’in hem mal varlığı kötü durumda, hem de çocuklarının sayısı fazla. Kabul edersen, Ebû Tâlib’in yanına gidip yükünü biraz azaltalım. Çocuklarından birer tanesini yanımıza alıp biz bakalım” dedi. Amcası Abbas (r.a) kabul edince de Hz. Peygamber (s.a.v), Ebû Tâlib’in oğlu Hz. Ali’yi yanına alarak ona oğlu gibi baktı. Hz. Ali (r.a), bisete kadar Efendimiz’in (s.a.v) yanında kaldı. Böylece ahlakı, edebi, ilim ve hikmeti ona Hz. Resulullah öğretti.

Keşke o gün ben de…

Yiğitliğiyle meşhur sahabi Eş‘as b. Kays’ın (r.a) kardeşi Afif anlatıyor:,

“Ben ticaretle uğraşan bir adamım. Hac zamanı Mina’ya vardığımda Abdülmuttalib oğlu Abbas’ın (r.a) yanına giderek onunla alışveriş yaptım. O da ticaret ehli bir zattı. Ben, Abbas (r.a) ile birlikteyken birinin çadırdan çıkıp Kâbe tarafına yönelerek namaz kıldığını gördüm. Ardından bu kez bir kadın gelip onun arkasında namaza durdu. Sonra da bir çocuk onlarla birlikte namaz kıldı. Ben Abbas’a dönüp: ‘Ey Abbas bu nasıl bir şey? Eğer dinse ben böyle bir dini bilmiyorum’ dedim. Abbas b. Abdülmuttalib ‘En önde gördüğün zat Abdullah oğlu Muhammed’dir. Allah’ın peygamberi olduğunu ve Kisra ile Kayser’in hazinelerinin kendisine verileceğini söylüyor. Arkasındaki kadın, onun peygamber olduğunu kabul eden Hüveylid kızı Hatice’dir. Çocuk da amcası Ebû Tâlib’in oğlu Ali’dir. O da peygamber olduğunu kabul etmiş’ şeklinde cevap verdi.” Bu hadiseyi anlatan Afif, o günü andıkça yaşadığı pişmanlığını şöyle dile getirmiştir: “Keşke o gün ben de ona iman ederek ilklerden olsaydım.” Salat ve selam Peygamber Efendimiz’e, ailesine ve ashabına olsun.

Hz. Ali radıyallahu anh, bisete kadar Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanında kaldı. Böylece ahlakı, edebi, ilim ve hikmeti ona Hz. Resulullah öğretti.*

*Biset: Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin peygamberlikle görevlendirilmesi anlamına gelen bir terim.

Veliler serdarı nasıl müslüman oldu?

İbn İshak’ın (rah.) Siyer’inde anlatıldığı üzere Cebrail’in (a.s) namazı öğretmek için Efendimiz’e (s.a.v) iki rekât namaz kıldırdığı günün hemen ertesinde Hz. Ali, Resulullah (s.a.v) ile Hz. Hatice annemizin namaz kıldıklarını gördü. Hz. Ali (r.a) bunun ne olduğunu sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu soruyu şöyle cevapladı: “Bu gördüğün Âlemlerin Rabbi’nin seçtiği ve kullara tebliğ etmesi için peygamberlerine bildirdiği dindir. Ey Ali, seni bir olan ve ortağı olmayan Allah Teâlâ’ya iman etmeye, O’na ibadette bulunmaya, başta Lat ve Uzza olmak üzere tüm putları reddetmeye çağırıyorum.”

Hz. Ali, bu teklif karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. “Bu din bugüne kadar işitmediğim bir şeydir. Babamla istişare etmeden bu konuda bir şey söyleyemem” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de Allah Teâlâ’nın emri tam olarak insanlara tebliğ yapılmadan önce birilerinin duymasını istemeyerek: “Ey Ali, teklifimi düşüneceksen bu gördüklerini ve duyduklarını sır kabîlinden say ve kimseye söyleme” buyurdu.

Hz. Ali (r.a) babasına sormadı, kimseye bir şey söylemedi. Gece boyu düşündü durdu.

Bir gün sonra, sabah vakti Efendimiz’e (s.a.v) geldi ve Resulullah’ın (s.a.v) söylediklerini kabul ettiğini bildirdi. Böylece İslam ile şereflendi. Müslüman olduğunu babası Ebû Tâlib’den gizlemek için de bir süre Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanında kaldı.

Aslında Allah Teâlâ’nın Hz. Ali’ye ikramı daha önceden ulaşmış ve İslam’dan önce uzun bir dönem Resulullah’ın (s.a.v) yanında kalarak adeta İslamiyet döneminde Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve Allah Teâlâ’nın muazzez dini için ortaya koyacağı hizmet ve kahramanlıklar için yetiştirilmişti.