Asr-ı Saadetten İzler
Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellemin “ümmetin Emini” Saydığı Ebû Ubeyde Radıyallahu Anh
“Gel, ey ümmetimin emini! Necranlılarla birlikte git ve aralarındaki her türlü ihtilafı adaletle çözüme kavuştur”
(Buhârî, Meğâzî, 74)
El-Emin olan Resulullah (s.a.v) bir sahabisini ümmetin emini ilan etmiştir. İşte o mübarek sahabi Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır (r.a).
Ebû Ubeyde b. Cerrah (r.a), muhacirlerden ve komutan sahabilerdendir. Genç yaşında müslüman olmuş, Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) katıldığı bütün cihatlara iştirak etmiştir. Bedir muharebesinde babası kâfir saflarındaydı. O imanının kuvveti ile babasından geçti. “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Resulü’ne düşman olanlara dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah katından bir ruh ile desteklenmiştir. Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirecek, onlar da orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın has kullarıdır. İyi bilin ki, şüphesiz Allah’ın has kulları kurtuluşa erecek olanlardır.” (Mücâdele, 22) mealindeki ayetin Ebû Ubeyde b. Cerrah hazretlerinin bu üstün tavrını methederek vahyedildiği rivayet edilmiştir.
Her ümmetin bir emini vardır
Ebû Ubeyde b. Cerrah (r.a), Uhud Savaşı’nda Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) yanından hiç ayrılmadı. Muharebe esnasında Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) mübarek yanağına batan miğfer parçalarını çıkarmak için Hz. Ebû Bekir’den (r.a) izin istedi. Aldığı bu desturla dişleri ile Resulullah’ın (s.a.v) mübarek yanağına batan miğfer parçalarını çıkarttı. Ebû Ubeyde b. Cerrah’ın (r.a) bu esnada iki dişi kırılmış fakat bu durum, rivayetlerde geldiği üzere onun güzelliğine ayrı bir güzellik katmıştır. Resulullah Efendimiz (s.a.v) Ebû Ubeyde’nin elini tutarak “Her ümmetin bir emini vardır, benim ümmetimin emini de Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır” (Buhârî, Tıb, 29) buyurmuştur.
Güçlü, sağlam, güvenilir
Necran heyeti Resulullah Efendimiz’den (s.a.v) cizye toplama memuru olarak güvenilir birini talep edince Resulullah (s.a.v): “Size ashabım arasında güçlü, sağlam ve güvenilir birini rehber olarak göndereceğim” buyurdu. Bundan sonrasını Emîrü’l-Mü’minîn Hz. Ömer (r.a) şu şekilde anlatır: “Allah Resulü öyle güzel vasıflarla dile getirdi ki ben anılan o vasıflarda olmayı ne kadar da arzu ederdim. O gün öğle namazına erkenden geldim ve ön safta yerimi aldım. Allah Resulü’nün beni hemen fark edebileceği bir yerde oturdum. Efendimiz geldi, namazı kıldırdı ve cemaate doğru döndü. O mübarek gözleriyle birini aramaya başladı. Ben hafifçe kalkıyor, onun beni görmesini sağlamak için çaba gösteriyordum. Ama o iki saf arkada bulunan Ebû Ubeyde’ye, ‘Gel, ey ümmetimin emini! Necranlılarla birlikte git ve aralarındaki her türlü ihtilafı adaletle çözüme kavuştur’ (Buhârî, Meğâzî, 74) dedi.” Bu olaya binaen Hz. Ömer (r.a) Ebû Ubeyde b. Cerrah’ın (r.a) görüşlerine çok önem verir ve kendisine hürmet ederdi. Hilafeti döneminde onu Suriye bölgesi ordularının başkumandanı yaptı. O da başta Kudüs olmak üzere pek çok şehri fethetmeye muvaffak oldu.
Ebû Ubeyde b. Cerrah radıyallahu anh komutan sahabilerdendir.
Ebû Ubeyde b. Cerrah (r.a) “Amvâs taunu” diye meşhur olan vebaya yakalanarak bugünkü Ürdün sınırları içinde yer alan Beysân’a bağlı Amtâ köyünde vefat etti. Mübarek naaşı oraya defnedildi.
Allah Teâlâ bizleri şefaatlerine nail eylesin. Âmin.