Serlevha
Ramazan-ı Şerif Ve Oruç
“Umulur ki bu mübarek vakitler, Rabbimiz’e yakınlaşmada ve bütün bir hayatı ibadete dönüştürmede bir dönüm noktası, bir başlangıç olur.” Şeyh Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni kuddise sırruhu
Kur’an-ı Kerim ve oruç ayı olan ramazan-ı şerif; içinde sonsuz rahmet, bereket ve hayırlar ihtiva eden mübarek bir aydır. Yüce Rabbimiz bu hakikati mealen şöyle bildirmektedir: “Ramazan ayı, insanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, hakkı batıldan ayıracak apaçık delilleri içeren Kur’an’ın indirildiği aydır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin…” (Bakara, 185)
Resulullah (s.a.v) bir şaban ayının son gününde ashabına şöyle hitap buyurmuştur: “Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir.” (Beyhakî, Şuabü’l-îmân, nr. 3336)
Ayet-i celile ve hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere ramazan ayında yapılan ibadetler sair zamanlardaki ibadetlerden katbekat fazla menfaat verecektir. Bu ihsanın gerçekleşmesi ise ibadetlerin usulüne uygun, Allah ve Resulü’nün (s.a.v) istediği mizanda yapılmasına bağlıdır.
Ramazan-ı şerif orucu, her mükellef için farzdır. Bu kulluk vazifemiz ile imanımız arasında güçlü bir irtibat vardir. Çünkü Fahr-i Âlem (s.a.v) “Oruç sabrın yarısıdır” (İbn Mâce, Sıyâm, 44) ve “Sabır imanın yarısıdır” (Beyhakî, Şuabü’l-îmân, nr. 47) buyurmuştur. Bu mübarek hadis-i şerifler imanın kemale ermesinde orucun ve ramazan-ı şerifin ne denli kıymetli olduğu gösterir. Rabbimiz’in “Sabrederek Allah’tan yardım isteyiniz” (Bakara, 153) buyruğu hakkında da tefsirlerde “nefsinizle mücahede ederek Allah’tan yardım dileyiniz” açıklaması yapılmıştır. Tüm bunlar sabrın imana, ibadetlere ve nefis terbiyesine bakan yönünü göstermektedir. Yine bu ayet-i kerime; “Oruç tutarak dünyada zühd üzere yaşamada Allah’tan yardım dileyiniz” anlamına da gelir. Zira oruçlu kişi, kendini tutma konusunda zahid gibidir. Dolayısıyla oruç, zahid olmanın anahtarı ve Allah için ibadet etmenin kapısıdır.
Kaynaklarımızda oruçlu kişi tövbe eden kişiye benzetilir. Nitekim tövbe edene de oruçluya da sabır gerekir. Tövbekar sabrederek kötü alışkanlıklardan uzaklaşır. Aynı durum oruçlu için de geçerlidir. Oruç mümin için ateşten koruyan bir kalkandır. (bkz. Buhârî, Savm, 2) Oruçlu, sabreder kendini kötülüklerden uzaklaştırırsa orucu bir fazilet sebebi olur. Ama oruçlu günaha dalarsa tövbesini bozan kimsenin durumuna düşer. Günaha dalan kimsenin tövbesi nasuh tövbesi değildir. Aynı şekilde haram işleyerek tutulan oruç da salih ve makbul olmaz.
Sultan hazretlerinin (k.s) Hayat Dengemiz eserinde bahsettiği üzere oruç, kurşun işlemez zırhı, kılıç kıran kalkanı ile müslümanları her türlü kötülükten ve ateşten koruyan bir siperdir. Kulluk şuurunun olağanüstü güzellikte bir ifadesidir. Kalplere iman neşesi saçan, gönüllere sevgi ve kardeşlik duyguları yerleştiren bir ibadettir.
Oruç, mümini her türlü şehvetten alıkoyan ve ihlası artıran bir salih ameldir. Açlığa, susuzluğa ve nefsin diğer arzularına karşı direnmek kulluk yolunda oldukça önemlidir. Rabbimiz’e iman eden ve Din-i Mübin’i yaşamaya gayret eden müminler oruç ibadetiyle kuvvetli bir iradeye sahip olurlar.
Arifler oruca kendi temel anlamı yanında kalbi ve batıni anlamlar da yüklemişlerdir. Kalbin dünyevi arzu ve meşgalelerden, faydasız, boş düşüncelerden korunmasını da oruçla birlikte zikretmislerdir. Kulun bütün azalarını Cenab-ı Hakk’ın yasaklarından muhafaza etmesini orucun hakiki manasına erişmek olarak görmüşlerdir.
Ariflerin büyüklerinden olan sadat-i kiram efendilerimiz ramazan-i şerif ayına ihlasla sarılmışlardır. Orucuyla, teravih namazıyla, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle, Kadir Gecesi ve fıtır sadakasıyla bu ayı fırsat bilmişlerdir. Bizler de bu büyük zatları örnek alarak ramazan ayını fırsat bilmeliyiz. Kur’an-ı Kerim ve oruç ile dirilen müminlerden olmaya gayret etmeliyiz. Namaz ve zikirle, fakir ve yoksullara hayır ve hasenatla bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Tam bir teslimiyetle Rabbimiz’e sığınıp bu faziletli ayda gecemizi, gündüzümüzü ibadet niyetiyle yaşamalıyız. Ruhumuzu, fikrimizi, benliğimizi, ahlakımızı, insanlığı ve kısaca tüm dünyamızı oruçla yenilemeliyiz.
Razı olduğu kullarından olmak temennisiyle Rabbime emanet olunuz…