Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Onun Sevgisiyle Rızıklandırıldım

Asırlardır nikâh merasimlerindeki dualarda “Allah’ım! Nikâhları kıyılan şu gençlere, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ile Hz. Hatice radıyallahu anha arasındaki ülfetin bir benzerini nasip eyle” diyerek o kıymetli izdivacın örnek verilmesi çok anlamlı ve değerlidir.

Kurduğu yuvasında ilk zevcesi Hz. Hatice (r.anha) ile birlikte 25 yıl kadar mutlu bir evlilik hayatı süren Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), onun vefatından sonra bir süre yalnız yaşamış ve sonra yine bir dul hanım olan Hz. Sevde (r.anha) annemizle evlenmişti.

Daha sonra Medine-Münevvere döneminde her biri bir hikmete dayanan evlilikleriyle, Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) efendimiz, pak zevceleri vasıtasıyla insanlara ve özellikle de kadınlara; doğrudan onları ilgilendiren hususları ve dinî hükümleri anlatma imkânına sahip olmuştu.

Onu bizlere bir zevc olarak anlatan ve böylece tanımamıza imkân sağlayan değerli annelerimiz sayesinde, Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) aile hayatından günümüze yansıyan mesajları tespit etmek üzere, geliniz asr-ı saadet günlerine doğru yeni bir yolculuğa çıkalım.

Vefasıyla da en güzel örnek

Resul-i Kibriyâ (s.a.v) efendimiz, ilk zevcesi Hz. Hatice (r.anha) annemizi, vefatından sonra da hep hayırla anmış ve sitayiş dolu sözlerle yâd etmişti. Hatta onun hatırasına karşı gösterdiği derin saygı, Hz. Âişe (r.anha) validemizin dikkatini çekmiş ve onu bu kadar anmasının sebebini öğrenmek istemişti. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) son derece derin manalar taşıyan şu cevabı vermişti:

“Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü insanlar benim peygamberliğimi inkâr ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. Çevremdekiler benden mallarını esirgerken, o benim için bütün malını feda etti. Ayrıca o, çocuklarımın da annesiydi. Doğrusu ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım.” (Müslim, Fedâil, 75)

Bu sevgi öylesine saf, öylesine katıksız ve öylesine kuşatıcıydı ki, vefatının üzerinden yıllar geçse de Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), daima Hz. Hatice’den (r.anha) övgüyle bahsetmiş, ona olan sevgisini Allah Teâlâ’nın lütfettiği bir nasip olarak nitelemişti. Dolayısıyla, asırlardır nikâh merasimlerinde yapılan dualarda “Allah’ım! Nikâhları kıyılan şu gençlere, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile Hz. Hatice (r.anha) arasındaki muhabbetin ve ülfetin bir benzerini nasip eyle” diyerek o kıymetli izdivacın örnek verilmesi çok anlamlı ve değerlidir.

Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) fedakâr ve cefakâr zevcesine gösterdiği vefaya iki zirve örnek vardır ki bunlar eşine az rastlanır hatıralardır.

Kabrinin karşısını seçti

Mekke-i Mükerreme’nin fethedildiği gündü. İslam ordusu büyük bir ihtişamla Mekke’ye girmişti. Resul-i Ekrem (s.a.v), mahzun bir şekilde terk ettiği yurduna, muzaffer bir komutan olarak geri dönmüştü. Akşam olunca nerede gecelemek istediği sorulunca Efendimiz (s.a.v) Hacûn mevkiinde kendisi için bir çadır kurulmasını arzu ettiğini bildirdi. Burası Cennetü’l-Muallâ’yı karşıdan gören bir yerdi. Burası, sevgili eşi Hz. Hatice’nin kabrinin tam karşısındaki alandı. Ne dersiniz? Kendisine Mekke’nin en görkemli evleri tahsis edilmek üzere hazır beklerken, Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v), Cennetü’l-Muallâ kabristanının karşısında gecelemeyi istemesi, yıllar önce kaybettiği eşine olan vefasından başka neyle açıklanabilirdi?

Hz. Hatice’nin yakınlarına alaka gösterdi

Asr-ı saadetin insanlara mutluluk vesilesi olduğu günlerden birinde Peygamberimiz’in (s.a.v) kapısı çalındı. Gelen yaşlı bir kadındı. Efendimiz (s.a.v) onu görünce yüzünde bir sevinç belirdi. Kadını hemen içeriye buyur etti ve geleneklere göre değerli misafirler için uygulanan bir işlemi yaparak, sırtındaki hırkasını çıkarıp yere serdikten sonra misafirini onun üzerine oturttu. Yaşlı kadına bu kısa ziyareti esnasında ikramlarda bulunan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), bir müddet sonra memnuniyeti yüzünden okunan misafirini yine güler yüzle yolcu etti. Onun böylesine ilgi göstermesinin sebebini merak ederek kadının kim olduğunu soran Hz. Âişe’ye (r.anha) Efendimiz’in (s.a.v) cevabı çok ibretlikti: “O, Hatice’nin çok sevdiği yakın bir arkadaşıydı.” (Üsdü’l-gâbe, 7/66)

Onun hayatı bugünümüzü güzelleştirecek, hayatımıza yön verecek daha nice ibretlerle dolu. Yüce bir ahlaka sahip olan Peygamber Efendimiz’e, onun ehl-i beytine ve ashabına salat ve selam olsun.

Resul-i Kibriyâ sallallahu aleyhi vesellem efendimiz, ilk zevcesi Hz. Hatice radıyallahu anha annemizi, vefatından sonra da hep hayırla anmış ve sitayiş dolu sözlerle yâd etmişti.