Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Muhammed Masum Es-serhendî Kuddise Sırruhu

O, İslam târihinde rüşt ve hidayeti en geniş alim ve mürşid-i kâmillerden biridir. Nitekim Hadâikü’l-Verdiyye gibi kaynaklara göre dokuz yüz bin kişi ona talebe olmuş, bunlardan yedi bini de kâmil bir alim olarak yetişip halifelik almıştır.

Kavuşma yolu pek kısa oldu. Bir ömürde elde edilen kemalatı sabrı ve çalışmasıyla günlere ve aylara sığdırdı.

Evliyanın meşhurlarından, büyük İslâm alimi Muhammed Masum es-Serhendî (k.s), Nakşibendî silsilesindeki sadat-ı kiramın yirmi dördüncüsü ve İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretlerinin pek kıymetli evladıdır. Mecdüddin (dinin şerefi) ve Urvetü’l-vüska (tutunulacak sağlam bağ) lakapları ile anılmaktadır. Miladi 1599 senesinde Hindistan’ın Serhend şehrine yakın bir kasaba olan Mülk-i Haydar nahiyesinde doğdu. Şeyh Muhammed Masum hazretleri doğduğu zaman babası; “Muhammed Masum’un dünyaya gelişi, bizim için çok bereketli ve pek mübarek oldu” buyurmuştur.

Seçilmiş ve sevilmişlerdendir

Şeyh Muhammed Masum hazretlerinin doğumuyla velayet nuru üzerinde parlamıştı. Anne sütüyle beslendiği ilk günler bir ramazan ayı idi. Ne yaptılarsa anne sütünü almadı. Şah-ı Geylânî (k.s)hazretleri gibi ramazan ayında, oruç vaktinde annesinden süt emmezdi. Bu onun ileride ne denli büyük bir veli olacağının habercisiydi. Üç yaşında iken devamlı kelime-i tevhid zikrini söylerdi. Babası onun bu halini mürşidi Muhammed Bâkî-billah hazretlerine arz etti. Muhammed Masum hazretleri arkadaşlarının oyun oynarken onu da çağırmalarına; “Rabbim beni bunlar için yaratmadı” diyerek mukabele ederdi. Daha çocuk yaşlarında tefekkür için kırlara çıkar; yıldızları, çiçekleri, ağaçları seyreder; “Bunlarda benim Rabbimin tecellileri var. Hepsinde Hakk’ın tecellisini görüyorum” derdi.

İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretleri ise küçük yaşta ondaki kemalata hayret edenlere “Bu benim oğlum Muhammed Masum seçilmiş ve sevilmişlerdendir. Çocukluğuna rağmen üzerinden cihana velayet nurları saçılmaktadır” şeklinde karşılık verirdi.

Dinî ve fennî ilimlerde bir deha

İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretleri maneviyata iştiyaklı olan oğluna buyurdu ki: “İlk önce ilim öğreneceksin. Ondan sonra tasavvufta derinleşeceksin. Hal, ilimden sonra olduğu için, ilim okumaktan başka çaren yok.”

Bu sebeple oğluna dinî ve fennî ilimleri okutmaya başladı. En derin kitapları satır satır, yaprak yaprak okumasını emretti. Ayrı ayrı her ilim dalında deha olduğunu ispat eden Muhammed Masum (k.s), Kur’an-ı Kerim’i tam üç ayda hıfzetti. Eğitiminin büyük bir kısmını babasının huzurunda öğrendi ve on altı yaşında babasından hadis ilminde icazet aldı. İlminin bir kısmını da büyük ağabeyi Muhammed Sadık’tan ve babasının talebelerinden olan büyük alim Muhammed Tahir Lahorî’den (rah.) öğrendi.

Muhammed Masum (k.s) on altı yaşına geldiğinde bütün ilim dallarından icazet almış bir zirveydi. O sadece şeriat ilimlerinde değil fen ve felsefe ilimlerinde de üstün başarı kesbetmişti. Hatta on dört yaşında Yunan felsefesini okuyarak reddiyeler yapmıştı. Üstün zekâsı, kabiliyeti ve derslerindeki başarısından dolayı yaşıtları arasında kıskançlığa ve saldırılara uğruyordu. Şeyh Muhammed Bâkî-billah (k.s) hazretleri Muhammed Masum’un (k.s) babası İmâm-ı Rabbânî’ye (k.s), oğlunu halkın ve talebelerin hasedinden korumasını tavsiye etmiştir. İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretleri bu tahsil sürecinde oğlunun akli ve şeri ilimlerde üstün başarısını bir mektubunda şöyle anlatır:

“Bugünlerde oğlum Muhammed Masum, Şerh-i Mevâkıf’ı bitirdi. Bu arada Yunan felsefecilerinin kusur ve hatalarını tespit etti. Ümmete nice faydası dokundu. Allah Teâlâ’ya bu ihsanından dolayı hamd ve senalar olsun…”

On altı yaşında zahirî ilimlerin tahsilini tamamlar tamamlamaz tasavvufa yöneldi ve bütün gayretini manevi terbiye ve tasavvuf eğitimine yöneltti. İlim öğrenmedeki azmi ve başarısını bu manevi sahada da gösteren Muhammed Masum (k.s), babasının birçok övgüsüne mazhar olarak onun riyasetinde seyr-i sülûkünü tamamladı. On yedi yaşında tasavvuf ilminde de kemal dereceleri elde etti. Bu manevi olgunluğunun izdivaç ile daha da artacağını düşünen babası onu Seyyid Mir Sefer Ahmed’in kızıyla evlendirdi.

Bu benim oğlum Muhammed Masum seçilmiş ve sevilmişlerdendir. Çocukluğuna rağmen üzerinden cihana velayet nurları saçılmaktadır. İmâm-ı Rabbânî kuddise sırruhu

Sırlar denizinin dalgıcı

Genç yaşında gösterdiği bir kerameti zikredelim. Sultan Evrengzîb, Keşmir’e giderken, irşad diyarı olan Serhend’den geçiyordu. Bu vesileyle Urvetu’l-vüska Muhammed Masum (k.s) hazretlerini ziyaret etti. Padişahlığının henüz beşinci senesiydi. Genç veli Muhammed Masum (k.s), Sultan Evrengzîb’in ortanca oğlu Muazzam Şah’ın kulağına eğilerek dedi ki: “Hazırlıklı ol, ellinci sene de baban vefat ettikten sonra sultanlık sana…”

Evrengzîb’in padişahlık müddeti elli yıl sürmüştü. Aradan geçen tam kırk beş senenin ardından bu haberi doğru çıktı.

Kendisinden önce yaşayan veli ve alimlerin ancak bir ömür harcayarak elde ettikleri bu sermayeyi, yaşıtlarında pek görülmeyen bir azim ve sabırla çoklarının çocuk kabul edeceği bir yaşta elde etti. Kavuşma yolu pek kısa oldu. Bir ömürde elde edilen kemalatı sabrı ve çalışmasıyla günlere ve aylara sığdırdı. Öyle yetişti ve yükseldi ki onun bereketi ve feyzi bütün âleme yayıldı.

Gençlik yıllarındaki muvaffakiyetini mürşidine bağlıyordu. Bu durumu kendisi şöyle anlatır:

“O yüksek efendim, (İmâm-ı Rabbânî hazretleri) talebelik yıllarımda daima bu fakirin halini kontrol ve teftiş ederdi. İlerlemem ve çalışmam için teşvik ederdi. Hasetçilerden beni korumaya gayret ederdi. Bu fakir (Muhammed Masum Serhendî) ise gece ve gündüz bıkmadan, yılmadan çalışır, onun iltifatlarına nail olmak için gayret ederdi. Bu fakir, o sırlar denizinin dalgıcı olmuştu. Allah Teâlâ’ya verdiği bu ve diğer nimetler için hamd ve senalar olsun.”

İlk önce ilim öğreneceksin. Ondan sonra tasavvufta derinleşeceksin. Hal, ilimden sonra olduğu için, ilim okumaktan başka çaren yok. İmâm-ı Rabbânî kuddise sırruhu

Ufuk açıcı bir mürşid

Muhammed Masum (k.s) babası İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretlerinin vefatından sonra irşad makamına geçip talebe yetiştirmeye başladı. O da ilim ve feyz saçarak insanları doğru yola davet etti. O, İslam târihinde rüşt ve hidayeti en geniş alim ve mürşid-i kâmillerden biridir. Nitekim Hadâikü’l-Verdiyye gibi kaynaklara göre dokuz yüz bin kişi ona talebe olmuş, bunlardan yedi bini de kâmil bir alim olarak yetişip halifelik almıştır. En önemli talebelerinden biri olan Murad-ı Münzevî (k.s), Osmanlı sultanının davetiyle İstanbul’a gelmiş ve Eyüp’te vefat etmiştir.

Muhammed Masum (k.s) hazretlerinin yol gösterici bir nasihatiyle yazımızı tamamlayalım.

“Büyüklerin nurlu yolundan faydalanmak için, onlara inanmak, muhabbet beslemek ve teslim olmak lazımdır. Evliyaullaha muhabbet feyiz getirir, feyiz ise gayreti arttırır. Sebeplere yapışarak ilim öğrenmeye gayret ediniz ama tahsilde devamlılık şarttır. Aklın gıdası fikir, kalbin gıdası ise zikirdir. Aradığın hazinenin nişanını verdim sana! / Belki sen kavuşursun, biz varamasaksa da!”

Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.