Tefekkür
Kalp Zikirle Korunur
“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!”
(Nisâ, 69)
İnsanı yoktan var edip varlık sahasında ona idrak ve irade ihsan eden ve bu ihsanı ile varlığın manasını insana yükleyen Allah Teâlâ’ya hamdolsun.
Bu manayı insanlığa ve cinlere tebliğ ve tebyin eden, âlemlere rahmet, ahlakı bizzat Âlemlerin Rabbi tarafından övülen ve övülmüş makam ve rıza ile ahit verilen Hz. Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashabına salat ile selam olsun.
Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allah Teâlâ’nın kitabıdır. En güzel rehberlik Hz. Peygamber’in (s.a.v) rehberliğidir. Bu rehberliğin aydınlığında yürüyen insan, karanlıktan emin bir şekilde Rabbine döner. Dünya ve ahiret saadetinin temeli bu yoldan ayrılmamaktır.
Emir ve yasaklar
İnsanın anlam arayışı Allah Teâlâ’ya kavuşmakla son bulur. İnsan Hakk’a vasıl olduğu zaman manen ve maddeten olgunluğa erişmiş sayılır. Hakk’a vasıl olmak, kalpten mahlukat bağını çıkarmak, heva ve hevesin açtığı kötü yolları, şahsi arzuları terk etmek demektir.
Allah Teâlâ’ya ve Resulullah’a (s.a.v) iman eden kişi Allah Teâlâ’nın emrettiği işleri yapmak ve yasakladığı şeylerden uzak durmakla sorumludur. İnsan, hayatı boyunca emir ve yasak çizgileri arasındadır. Hiçbir zaman bunların dışına çıkamaz.
Emir ve yasaklar sadece zahiri ilgilendirmez. İnsanın bâtınını da ilgilendiren emir ve yasaklar vardır. Bir kuşun iki kanadı gibi bunlardan birinin yokluğu veya sakatlığı insanı yolundan alıkoyar. Misalen namazda kıraat, rükû, secde gibi emirler; konuşmama, bir şey yememe ve içmeme gibi yasaklar vardır. Bunun gibi huşu halinde olmak emredilmiş; gaflet, riya yasaklanmıştır.
En hayırlı azık
Âlemlerin Rabbi “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra‘d, 28) buyurmuştur. O’nun emir ve yasaklarına ihtimam gösteren ve ahlakını güzelleştirmek isteyen müminlerin gönülleri zikirle sükûnete erer. Kurtuluşa ermek ancak kalbin zikrullah vesilesiyle kötü hasletlerden temizlenmesi ile mümkündür.
Dışını Hakk’ın emirlerine uyduran insan için iç âlemine doğru deruni bir yolculuk başlar. Bu yolculuğun azığı takvadır. Kalbin kontrolü şarttır. Zira özü itibariyle kalp farklı yönlere meyyaldir. İnsanın az gayreti ile bu kalbi kendisine yöneltecek olan Cenab-ı Allah’tır. Gayret insandan, tevfik Allah’tandır.
Sekinet ile kalbi yön bulmuş insan az amel ile çok yol kat edebilir. Bu yolun arkadaşlığı zaman ve mekân şartı taşımaz. İman ve amel birliğinde yol katetmek mümkündür. Böyle bir arkadaşlığın sonucu rıza, meyvesi muhabbettir. Muhabbet imanın hakikatine, iman ise cennete götürür.
Cenab-ı Mevla şöyle buyurur:
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân, 31)
Hülasa, gaye kamil iman, rehber Hz. Nebi (s.a.v), azık takva, usul zikir, arkadaş ise salihlerdir.
Şu meşakkati çok olan dünyanın debdebesi içinde hepsine azı dişiyle sarılmak gerekir.
Emir ve yasaklar sadece zahiri ilgilendirmez. İnsanın bâtınını da ilgilendiren emir ve yasaklar vardır.