Gençler Soruyor
İşlerimizde Niyetin Önemi Nedir?
Yanlış trene bindiysek ters yöne yürümemizin bir manası yoktur.
İnsanın yaşamı boyunca anlamlı bir maksadı olmalıdır. Kısa süreli hazlarla insan, ömrünü sürdüremez. Dünyanın bize verdiği huzur da anlıktır. Sürelidir. Daimî değildir. Bundan dolayı sadece dünyevi bir maksat, anlamlı sayılmaz. Sadece dünyevi bir maksat, insanda heyecan bırakmaz. Yaşamak için gerekli enerjiyi kendinde bulamaz insan. Bundan dolayı sadece dünyevi bir hedef insanı harekete geçiremez.
Sadece bu dünya için yaşayacak kadar kıymetsiz değildir insanın hayatı. Bu yüzden hem dünya için hem de ahiret için çalışmak gerekir. Dünyaya ait zevklerin sonu vardır ve insana daima huzur vermez. Ancak Allah Teâlâ’ya ibadet etmenin sevinci kadar hiçbir şey insanı mutlu ve huzurlu hissettiremez.
Dünya için çalışmak, düzgün bir niyet ve doğru bir inançla ibadet sayılır. Bu niyet başta kendimizin ve ailemizin geçimini sağlamak ve işimizi en güzel şekilde yaparak insanlığa inancımızı yansıtan güzel ve faydalı eserler bırakmaktır. Bu şekilde gayret etmek insana huzur verir ve kişinin heyecanını daima diri tutar. Bundan dolayı niyetimizi belirlerken inancımızı göz önünde bulundurmamız şarttır. İnanç zaten doğru niyete işaret edecektir.
Dünyevi istekler inancımıza zarar verir mi?
Doğru bir davanın müdafii isek, o zaman dünya için çalışmamız da anlam bulur. Çünkü dünya için çalışmak da dinin bir gereğidir. Ancak bütün hayatını bir ev veya araba almak için harcamak ne kadar isabetlidir? Bunlar asli ihtiyaçtır elbet. Bunları istemekte inancımıza uygun bir sebep varsa bu da imanımızı kuvvetlendirecek bir vesiledir. Burada önemli olan samimi bir niyet ve doğru bir inançtır.
İnanç insanın hayatında olmazsa olmazdır. Kimisi geçici heveslerin peşinde tüketir ömrünü. Kimisi de anlamlı bir davanın yolunda. İşin aslına baktığımızda harcadığımız efor ve mesai aynıdır. Ancak bir tarafta heyecan veren bir inancın gereğini yerine getirirken aynı zamanda geçimini de sağlıyorsun, diğer tarafta ise sadece geçim derdiyle bütün bu zorluklara tahammül ediyorsun. Sence hangisi insana huzur verir?
Kimisi geçici heveslerin peşinde tüketir ömrünü. Kimisi de anlamlı bir davanın yolunda.
Hedefime ulaşmak için ne yapmalıyım?
Her şeyin bir bedeli olduğu gibi niyet ettiğin işlerin neticesindeki huzurun da bir bedeli vardır. Bedel, elde etmeye çalıştığın şeyin karşılığında ödemen gereken ücrettir. Gerek altın gerek gümüş gerek bir buğday tanesi. Ancak bedel olarak ödenen en kıymetli hazine kesinlikle zamandır. Her ne kadar farkında olmasak ve bu bedel bize değersiz gibi gelse de… Zaman ağır bir bedeldir çünkü onun dışındaki herhangi bir bedel tekrar yerine konabilir. Ancak zamanı tükettikten sonra tekrar ona erişmek, onu geriye sardırmak mümkün değildir. Bundan dolayı zamanın kıymetini bilmek ve bu hazineyi boşa harcamamak gerekir.
Bizi hedefimize ulaştıracak olan heyecanımızı kaybetmemek adına ilk önce doğru bir inanca sahip olmamız gerekir. Böylelikle doğru yolun yolcusu oluruz. Çünkü yanlış trene bindiysek ters yöne yürümemizin bir manası yoktur. Evvela oturup ne tarafın yolcusu olduğumuzu kararlaştıralım. Ama bunu gerçek manada bir muhasebeyle yapalım. Kendimize soralım; “Neyim ben ve bu hal neyin nesi?” Şairin dediği gibi:
İşte bütün meselem her meselenin başıBen bir genç arıyorum gençlikte köprübaşıTırnağı en yırtıcı hayvanın pençesindenDaha keskin eliyle başını ensesindenAyırıp o genç adam uzansa yatağınaYerleştirse başını iki diz kapağınaSoruverse ben neyim ve bu hal neyin nesiYetiş yetiş hey sonsuz varlık muhasebesi
Kendimizle konuşmaktan, yüzleşmekten kaçtıkça heyecanımız da coşkumuz da olmayacaktır. Ancak kendimize cevaplarından kaçtığımız soruları sordukça hayat anlam bulacaktır. Yürüyüşümüzün ve duruşumuzun, susmamızın ve konuşmamızın, her hareketimizin ve meşgul olduğumuz her şeyin bir anlamı olacaktır hayatımızda.
Her hareketimizi güzel bir niyetle inşa edersek o zaman heyecan da diri olur, hareket de daimî olur. O zaman her şey anlam bulur, hedef belli olur.
Yürüyecek yol belli, atılacak adım belli. Vakti şimdidir; yarın değil, geçmiş değil.