Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

İmam Mâlik -rahmetullahi Aleyh-

İmam Mâlik rahmetullahi aleyh, amelde dört hak mezhepten biri olan Mâlikî mezhebinin kurucusu, tebeu’t-tabiînin ulularından alim, abid ve arif bir zattır.

Gavs-ı Sânî hazretleri Minhâcü’s-Senî isimli eserinde şöyle der: “İnsan, fıkha uygun bir amele sahip olmak için dört muteber mezhep olan Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinden birine uyar.”

Yine Gavs-ı Sânî (k.s) aynı eserde İmam Mâlik’in (rah.) tasavvuf ilmine etkisini şöyle ifade eder: “Tasavvufu ilk defa tarif ve şerheden kişi, İmam Mâlik’in (rah.) talebesi Zünnûn-i Mısrî’dir (k.s).”

Medine-i Münevvere güneşinin bereketi

İmam Mâlik (rah.), amelde dört hak mezhepten biri olan Mâlikî mezhebinin kurucusu, tebeu’t-tabiînin ulularından alim, abid ve arif bir zattır. Hicretten 90 sene sonra (m. 715) Medine-i Münevvere’de doğdu. İsmi Mâlik, babasının ismi Enes, künyesi de Ebû Abdullah’tır. Medine-i Münevvere’nin Güneşi’nden aldığı bereketle hadis, fıkıh ve tasavvuf alimlerinin öncülerinden sayılmıştır. Nesebi Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebû Âmir olup aslen Yemenlidir. Dedesinin babası Ebû Âmir (r.a) sahabe-i kiramdan olup Yemen’den Medine’ye yerleşmiştir.

Mâlik b. Enes hazretleri, Medine-i Münevvere’de hadis-i şerif rivayetiyle meşgul olan bir ailede yetişti ve burada yaşadı. Ailesinin teşvikiyle küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberleyip hadis, akaid ve fıkha yöneldi. Abdullah b. Ömer’in (r.a) azatlısı Nafi (rah.) gibi onlarca tabiînden hadis-i şerifler dinleyip ezberledi ve fıkha dair birçok mesele öğrendi. Nakşibendi yolunun altın silsilesindeki büyüklerden İmam Cafer-i Sadık’ın (rah.) sohbetine katıldı, ondan hadis, edebiyat ve bâtın ilmini öğrendi. İlimde üstün derecelere ulaşıp bir zamanlar vahye şahitlik eden Peygamber Mescidi’nde ders vermeye başladı. Hac vesilesiyle Hicaz topraklarına gelen İmâm-ı Âzam’ın (rah.) sohbetine katıldığı ve ona çok hürmet gösterdiği rivayet edilir. İmâm-ı Âzam hazretleri de İmam Mâlik’ten (rah.) hadis-i şerif rivayet etmiştir. Mescid-i Nebevi’de bir gün hadis-i şerif naklettiği, bir gün de fıkıh anlattığı nakledilir. Ömrünün sonlarına doğru derslerine evinde devam etmiştir.

İlim ile hizmet

Mâlik b. Enes (rah.) yaklaşık elli sene talebe yetiştirmiş ve verdiği fetvalarla insanların sorunlarını hallederek İslam’a ve ümmete hizmet etmiştir. Hatta yetiştirdiği çoğu talebe gittikleri yerlerde kendilerine danışılan rehber alimler olmuşlardır. İmam Şâfiî (rah.), İmam Ahmed b. Hanbel (rah.) ve İmâm-ı Âzam’ın (rah.) oğlu Hammad da (rah.) onun ilim meclisine katılmıştır.

Mâlik b. Enes (rah.) derslerini son derece vakur ve ciddi bir üslupla işlerdi. Lüzumsuz sözler etmezdi. Talebelerinin naklettiğine göre edebi ilim tahsili için şart görürdü.

Efendimiz’in (s.a.v) binlerce hadis-i şerifini yaklaşık kırk senede toparlayıp hazırladığı meşhur el-Muvatta’ adlı kitabı onun ilimdeki yüksek derecesini gösteren bir örnektir. İmam Mâlik hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şeriflerin çoğu “Kütüb-i Sitte” olarak anılan meşhur altı hadis kitabında yer almıştır.

el-Muvatta’, İmam Buhârî (rah.) ve İmam Müslim’in (rah.) “Sahihayn” diye isimlendirilen hadis kitaplarıyla birlikte birinci tabaka hadis kitapları arasında sayılmıştır. İmam Şâfiî (rah.), henüz Sahîh-i Buhârî yazılmamışken Kur’an’dan sonra en sahih kitap olarak el-Muvatta’ı kabul ederdi.

Binlerce hadis-i şerifi yaklaşık kırk senede toparlayıp hazırladığı meşhur el-Muvatta’ adlı kitabı onun ilimdeki yüksek derecesini gösteren bir örnektir.

İlim, hilm ve tevazu

İmam Mâlik’in (rah.) hayatı Emevilerin son, Abbasilerin de ilk dönemlerine denk gelir. O, devlet adamlarına gerekli nasihatlerde bulunmaktan çekinmezdi. Onlara hatalarını güzel bir üslupla söylerdi. Ancak hiçbir şekilde kimseyi devlete karşı ayaklandırmaya çalışmazdı. Fitne ve fesada asla razı olmazdı. Buna rağmen bazı fitneciler tarafından şikâyet edilerek cezaya çarptırılmıştır. Bu büyük alime yapılan yanlışı öğrenen dönemin Abbasi halifesi Ebû Cafer Mansur, İmam Mâlik’ten (rah.) özür dilemiş, fitnecilerin cezalandırılacağını söylemiştir. Bunun üzerine İmam Mâlik hazretleri şikâyetçi olmayıp sorumluların aflarını talep etmiştir.

Halife Ebû Cafer Mansur ve daha sonra Mehdî Billah ile Harun Reşid el-Muvatta’ nüshalarını çoğaltıp İslam coğrafyasının dört bir yanına yaymak ve şeri uygulamalarda esas alınmasını sağlamak istemiştir. İmam Mâlik (rah.) bunu doğru bulmamış, İslam toplumlarına dağılmış olan sahabenin, Resul-i Ekrem’den (s.a.v) öğrendikleri farklı uygulamaları rivayet ettiklerini ve oralarda bunların esas alındığını belirtmiş ve halifeleri bu düşüncelerinden vazgeçirmiştir.

İmam Mâlik (rah.) ömrünü ilim ve hadis öğrenmek ve öğretmekle geçirdi. Hicri 179’da (m. 795) Medine-i Münevvere’de vefat etti. Kabr-i şerifi, Cennetü’l-Bakî’dedir.

Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.