İlim Meclisi
İlim Meclisi
Toplumda oluşan güzel ahlakın devamı ve toplumda baş gösteren bozulmanın önüne geçmek için iyi işlerin yapılması, teşvik edilmesi ne kadar gerekliyse kötü işleri yapmamak, yapanları uyarmak da o kadar önemlidir.
Ahlak
İyiliği emredip kötülüğü yasaklamak niçin önemlidir?
Toplumda oluşan güzel ahlakın devamı ve toplumda baş gösteren bozulmanın önüne geçmek için iyi işlerin yapılması, teşvik edilmesi ne kadar gerekliyse kötü işleri yapmamak, yapanları uyarmak da o kadar önemlidir. Emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l- münker müslümanın vazifelerinden biridir. Bu sorumluluk bir farz-ı kifaye olarak ilk önce ümmetin alimlerine, sonra da gücü ve ilmi nispetinde diğer insanlara verilmiştir. Aslında iyiliği emretme ve kötülüğe engel olma görevi ilk önce kişinin kendi nefsi üzerinde tatbik etmesi gereken bir vazifedir. Zira başkalarını uyarırken kendisi hataya devam eden kişinin sözünün tesiri zayıf olur.
İyiliği emretmeyi, münkerden alıkoymayı terk eden toplumlarda düzeltilmeyen bir hata sıradanlaşır, rahatça işlenmeye başlar. Adeta bir kural halini alır. Hatta itibar göstergesi olarak kabul edilir. Öyle ki o kabahati, kusuru, günahı işlemeyenler ayıplanır hale gelir. İleride büyüyerek önü alınamaz bir sel gibi karşımıza çıkar. O halde her ne kadar şahsen iyiliği tamamen yapamıyor, kötülükten tamamen uzak duramıyorsak da yine de Rabbimizin yoluna hikmetle ve güzel nasihat ile davet etmek vazifemiz olmalıdır.
Siyer
Hüzün yılı nedir?
Efendimiz (s.a.v) daha doğmadan babadan yetim, altı yaşında anadan öksüz kalınca bir müddet dedesi Abdülmuttalib tarafından himaye edildi. Çok geçmeden o da vefat edince amcalarından Ebû Tâlib uzun yıllar Efendimiz’e (s.a.v) hamilik yaptı. Uğrunda her şeyi göze alarak onu kavmine karşı korudu, Hâşimoğullarını da bu doğrultuda seferber etti. Kureyş arasındaki saygınlığı sayesinde ona fiilî saldırılarda bulunulmasını engelledi. Öte yandan Hz. Peygamber (s.a.v) ilk evliliğini Hz. Hatice validemiz ile yaptı. Hz. Hatice (r.anha) hem Resulullah’a (s.a.v) ilk iman eden kişi hem de ona canıyla, malıyla her daim destek olan mübarek, vefakâr bir eşti. Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) İslamiyet’i tebliğ ederken karşılaştığı bütün sıkıntıları onunla paylaşmış, Hz. Hatice (r.anha) de en zor zamanlarında onu teselli ederek desteklemişti. Efendimiz’in (s.a.v) çok sevdiği bu iki destekçisi ilahi buyruğa boyun eğerek üçer gün arayla önce Ebû Tâlib, sonra da Hz. Hatice (r. anha) hayata veda ettiler. İslam tarihinde bu yıla hüzün yılı denmektedir.
Fıkıh
Şeri deliller nelerdir?
Dinî hükümlerin kendilerinden çıkarıldığı kaynaklara şeri deliller denir. Bunların ilki Kur’an-ı Kerim’dir. Bir vakıanın dinî hükmünü öğrenmek için önce Kur’an’a, Kur’an’da bulunamazsa, ikinci şeri delil olarak sünnete müracaat edilir. Sünnet Kur’an’ın koyduğu hükümleri pekiştirir, kapalı olan yerlerini açıklar ve Kur’an’da geçmeyen yeni hükümler koyar. Sünnet olmadan Kur’an’ın doğru anlaşılması mümkün değildir.
Üçüncü şeri delil icmadır. Bir mesele hakkında İslam ümmetinden müctehid alimlerin ittifakla aldıkları karara icma denir. Artık üzerinde görüş birliği sağlanan bir mesele bütün müslümanları bağlar. Sonuncu delil de kıyastır. Aralarındaki ortak illet sebebiyle hükmü bilinmeyen meseleyi hükmü bilinen meseleye benzeterek aynı hükmü vermektir. Mesela Kur’an’da sarhoş edici özelliğinden dolayı şarap içmek yasaklanmıştır. Ama diğer sarhoşluk veren içeceklerin hükmü Kur’an’da geçmemektedir. Bununla beraber aynı illete (gerekçeye) sahip oldukları için onlar da şaraba kıyas edilerek yasak kapsamına alınmıştır.
Akaid
Meleklere iman ne demektir?
Melekler nurdan yaratılmış latif varlıklardır. Yemezler, içmezler, evlenip çoğalmazlar. Erkeklik ve dişilikleri yoktur. Allah Teâlâ’ya hiç isyan etmezler. Kendilerine ne emredildiyse yerine getirirler. Farklı şekillere girme kabiliyetleri vardır. Meleklerin bir kısmı daima ibadet ve zikirle meşgul olurken diğer bir kısmı farklı görevleri ifa eder.
Meleklere iman, iman esasları içinde önemli bir yere sahiptir. Çünkü melekler, Allah Teâlâ’dan aldıkları ilahi vahyi peygamberlere ulaştıran birer elçi durumundadırlar. Bu bakımdan vahye ve peygamberlere inanmak, önce onlara vahyi ve peygamberliği getiren meleklerin varlığına inanmayı gerektirmektedir. Meleklere iman etmemek, neticede peygamberlere de inanmamaya götürür.
Başlıca melekler ve görevleri nelerdir?
Cebrail: Vahyi getirmekle görevlidir.
Mikail: Kâinattaki tabii olayları ve yaratılmışların rızıklarını idare etmekle görevlidir.
İsrafil: Sûr’a üflemekle görevlidir.
Azrail: Görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için “melekü’l-mevt/ölüm meleği” adıyla anılmıştır.
Kirâmen kâtibin: Bunlar iki melek olup, biri insanın sağında, diğeri solunda bulunur. İnsanın yaptıklarını yazmakla görevlidirler.
Münker ve Nekir: Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir.
Rıdvan: Cennetteki meleklerin reisidir.
Malik: Cehennemdeki meleklerin reisidir.