Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

(Yüce Rabbimizi zâtî ve sübûtî sıfatları yoluyla tanıyabiliriz. Zâtî sıfatlar bir önceki İlim Meclisi’nde anlatıldı.) Sübûtî sıfatlar sekiz tanedir:

Akaid

Sübûtî sıfatlar nelerdir?

(Yüce Rabbimizi zâtî ve sübûtî sıfatları yoluyla tanıyabiliriz. Zâtî sıfatlar bir önceki İlim Meclisi’nde anlatıldı.) Sübûtî sıfatlar sekiz tanedir:

Hayat: Diri olmak demektir. Allah Teâlâ hayat sahibidir.

İlim: Allah Teâlâ her şeyi bilendir. Geçmişi, geleceği, kalpten geçen her şeyi bilir.

İrade: Allah Teâlâ irade sahibidir; dilediğini yapar.

Kudret: Allah Teâlâ her şeye gücü yetendir; sonsuz kudret sahibidir.

Sem‘: Allah Teâlâ her şeyi duyandır.

Basar: Allah Teâlâ her şeyi görendir.

Kelam: Allah Teâlâ kelam sahibidir. Peygamberlerle kelam etmiştir. Kur’an-ı Kerim Allah kelamıdır.

Tekvin: Allah Teâlâ yaratandır. Kâinattaki her şeyi O yaratmıştır. Olmasını istediği şey için “Ol” der ve o şey hemen oluverir. Dilediği zaman da yok eder.

Ahlak

Tevekkül sahibi olmak ne demektir?

Yapacağımız bir iş için elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra hayırlı sonucu Cenab-ı Allah’tan beklemeye tevekkül denir. Tevekkülün iki aşaması vardır. Birincisi sebeplere sarılarak çaba sarf etmektir. Buna fiilî dua denir. İkincisi ise başarıya ulaştıranın Yüce Allah olduğunu hatırdan çıkarmadan O’na dua etmektir. Bu da kavlî duadır. Bu iki unsurdan birinin bulunmadığı tevekkül anlayışı eksiktir. Zira çalışmadan, yorulmadan, sebeplere sarılmadan sonuç beklemek, başarıya ulaşmayı düşünmek hem tembelliktir hem de arzulanan neticeyi vermez. Rızık için koşmadan karnını doyurmayı talep etmek, ders çalışmadan sınavı geçmeyi ummak gibi… Bütün başarıyı kendi çabasına bağlamak da kibre kapı aralar. Zira başarı yollarını açan, çalışma azmini veren, başarıya imkân ve ortam sağlayan Cenab-ı Hak’tır. Şu hadis de doğru tevekkül anlayışını yansıtmaktadır: Bir adam Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) gelerek, “Ya Resulallah! Devemi bağlayıp da mı Allah’a tevekkül edeyim, yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim?” diye sorduğunda Allah Resulü (s.a.v), ona şöyle cevap vermiştir: “Önce deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et!” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 60)

Siyer

İlk iman eden sahabiler hangileridir?

Resul-i Ekrem (s.a.v) kendisine peygamberlik gelince, ilk olarak çevresinde bulunan bazı kişileri İslam’a çağırdı. Bu daveti Efendimiz’in (s.a.v) eşi Hz. Hatice (r.anha) validemiz kabul edip İslamiyet’e girdi. Böylece iman eden ilk hanım olma şerefine nail oldu. Sonra Kureyş’in ileri gelenlerinden Hz. Ebû Bekir, kölelerden de Efendimiz’in azat ettiği Hz. Zeyd b. Hârise, çocuklardan ise Peygamberimiz’in (s.a.v) amcasının oğlu olan dokuz on yaşlarındaki Hz. Ali (r.anhüm) İslam’ı kabul ettiler. Kısa bir süre sonra da Hz. Ebû Bekir’in (r.a) yol göstermesiyle Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Sa‘d b. Ebî Vakkas, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah (r.anhüm) hazretleri İslamiyet’le şereflendiler. Hz. Peygamber’in (s.a.v) insanları açıkça İslam’a davetinden bir müddet sonra da cesaretleriyle ve yiğitlikleriyle şöhret bulmuş Hz. Hamza ile Hz. Ömer (r.anhüma) müslüman oldu. Allah hepsinden razı olsun.

Fıkıh

Safların tertibi nasıl olmalıdır?

Cemaatle namaz kılarken safların düzen ve tertibine son derece dikkat edilmelidir. İmamın arkasında önce erkekler, sonra erkek çocuklar, en sonda da kadınlar saf tutarlar. İmamın hemen arkasında, imamın abdestinin bozulması halinde onun yerine geçerek namazı tamamlayacak kabiliyette ilmî birikimi olanların durması evladır. Cemaat tek kişi olursa imamın sağında ve birkaç parmak gerisinde durur. Solunda veya arkasında durmak mekruhtur. İki kişi olursa, ikisi birlikte imamın arkasında dururlar. Cemaatin biri erkek, biri kadın olursa erkek, imamın sağında ve birkaç parmak gerisinde, kadınsa arkasında durur.En faziletli saflar, sırasıyla ilk üç saftır. Safların düzgün ve sık olmasına, saf aralarında boşluk kalmamasına dikkat edilmelidir. Önde boş yer varken arkada durmak uygun değildir. Resulullah Efendimiz (s.a.v) “Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz” (Buhârî, Ezân, 71) buyurarak saflarını düzgün tutmayanların kalplerine ihtilaf, ayrılık ve tefrika gibi unsurların sirayet edeceğini bildirmiştir. Bu açıklamadan namazda başlayan düzensizliğin müminlerin birliğini sarsacak şekilde sosyal hayata da yansıyacağını anlamak mümkündür. Yani camideki saf düzeni toplumsal düzenin küçük örneğidir.