Serlevha
Hidayet Yolu Sünnet-i Seniyye
Sünnet-i seniyye, Fahr-i Âlem (s.a.v) efendimizin mübarek sözleri, amelleri ve davranışlarıdır ve Kur’an-ı Kerim’in şerhi mahiyetindedir. Çünkü o, ayetlerdeki emir ve yasakları insanlığa her yönüyle açıklamak üzere gönderilmiş hidayet rehberidir. Dolayısıyla sünnet-i seniyye olmadan Kur’an-ı Kerim sahih bir şekilde anlaşılamayacağı gibi hükümlerinin hayata tatbik edilmesi de mümkün olmaz. Nitekim Cenab-ı Hak, fermanında mealen şöyle buyurur: “Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderd
Alimlerimiz, Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması için ayetlerin nüzul sebeplerinin bilinmesini şart koşmuşlardır. Bu da ancak hadis-i şeriflerden öğrenilebilir. Ayrıca müberra kitabımızın doğru anlaşılabilmesi için mükemmel bir Arapça bilgisi bile yeterli değilken, nasıl olur da tercümeler ve mealler yeterli olabilir? Bu minvalde Fahr-i Âlem’in (s.a.v), İbn Abbas (r.a) için “Allah’ım, onu dinde fakih kıl ve ona Kur’an’ın tevilini öğret” (Ahmed b. Hanbel, 1/266) mealindeki duası da, bu hususta yalnız Arapçanın bilinmesinin yeterli olmadığını gösterir.
Hz. Ömer (r.a) şöyle buyurmuştur: “İleride bazı insanlar çıkacak ve Kur’an-ı Kerim’deki müteşabih (farklı manalara gelen) ayetlere dayanarak sizinle tartışacaklar. Sizler o konudaki doğru bilgileri sünnet-i seniyyeden (sünneti bilen alimlerden, hadis kitaplarından) öğreniniz. Zira bu bilgiye sahip olanlar Allah’ın kitabını daha iyi anlayıp kavrarlar.”
Fahr-i Âlem (s.a.v) Veda Hutbesi’nde ümmetine açıkça vasiyet etmiştir: “Sizlere kendilerine sarıldığınız takdirde ebediyen şaşırmayacağınız iki şey bırakıyorum: Allah’ın kitabı ve nebisinin sünneti. Bunlar Kevser havuzunda bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmayacaklardır.” (Hâkim, Müstedrek, 1/172) Ayrıca kendisinin teşri yetkisini inkâr edenlerin çıkacağını haber vermiştir: “Sakın ola herhangi birinizi benim bir emrim ya da yasağım kendisine ulaştığı zaman oturduğu yere yaslanmış olarak ‘Biz onu anlamayız, biz Allah’ın kitabında ne varsa sadece ona uyarız’ derken bulmayayım.” (Hâkim, Müstedrek, 1/172)
Fahr-i Âlem (s.a.v) insanların karşılaştıkları ve karşılaşacakları sorunlara çözüm getirmiş, hayatlarının her anını, her safhasını yeme içmeden uyumalarına varıncaya dek Cenab-ı Hakk’ın rızasına uygun şekilde düzenlemiştir.
Efendimiz (s.a.v) hangi zaman ve durumda her ne söylemiş, bildirmiş ve yapmışsa peygamberlik vasfıyla yapmıştır. Bütün söz ve fiilleri Rabbimizin muradı istikametinde, belirttiği ve gösterdiği ilahi sınırlar dahilindedir. Nitekim onun müşerref hayatı bütün insanlık için canlı bir Kur’an-ı Kerim ve ilahi kanunlar, kurallar bütünüdür.
Rivayete göre İmam Mâlik’e (rah.) bir mesele hakkında sorulunca hadis-i şerif söylemiş, o kişi “Peki sen ne düşünüyorsun?” deyince, İmam Mâlik “Onun emrine aykırı davrananlar başlarına bir şey gelmesinden veya kendilerine çok elim bir azap isabet etmesinden sakınsınlar” (Nûr, 63) mealindeki ayet-i celileyi okumuştur.
İmam Şâfiî (rah.) hadis-i şerif rivayet edince kendisine, “Ey imam! Sen bu hadisteki hükmü kabul ediyor musun?” diye sorulmuş, o da “Her ne zaman Resulullah’tan (s.a.v) sahih bir hadis-i şerif gelir de ben de onu kabul etmezsem -şahit olun- aklım gitmiş demektir” buyurmuştur.
Başta ashab-ı kiram olmak üzere alimler, salihler ve veliler sünnet-i seniyyeye uymada, hayatlarına harfiyen tatbik etmede çok hassas davranmışlar, asla taviz vermemişlerdir. Çünkü sünnet-i seniyyenin bizzat Efendimiz’in (s.a.v) yaşantısı olduğunu ve ona uyulduğu takdirde kurtuluşa erileceğini yoksa hayatın çileye döneceğini en iyi bilenler onlardır.
Yolumuzun büyükleri de bu hususta çok titiz davranmış, hayatlarının her anında taviz vermeden sünnet-i seniyyeye uymaya, onu uygulamaya azami gayret göstermişlerdir. Kendilerine tabi olanlara da bu yaşantılarıyla en güzel şekilde rehber olmuşlar, kıyamete kadar da biiznillah olmaya devam edeceklerdir.
Sünnet-i seniyyenin bir kurtuluş reçetesi olduğunu idrak eden herkes, onu hayatına tatbik etmede bir an bile tereddüt etmeyecektir. Rabbim bizleri de büyüklerimiz gibi bihakkın sünnet-i seniyyeyi hayatına tatbik ederek kurtuluşa erenlerden eylesin.
Razı olduğu kullarından olmak temennisiyle Rabbime emanet olunuz…