Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Şeyh Abdurrahman Tâhî (k.s) şöyle sohbet etmiştir: “Bu tarikat yolu çok mübarektir. Bu yoldan tahsil edilen feyiz ise sahibine mülktür.

Altın Silsile

Şeyh Abdurrahman Tâhî (k.s) şöyle sohbet etmiştir: “Bu tarikat yolu çok mübarektir. Bu yoldan tahsil edilen feyiz ise sahibine mülktür. Yarın huzur-ı ilahide hiçbir şeyin fayda vermediği bir anda bu ameller (tövbe, sohbet, zikir, hizmet ve diğer salih ameller) kişiye lazım olur. Ahiretin cezası şiddetlidir. İnsanlar çok korkuya düşerler. Bir ayet-i kerimede mealen şöyle buyuruluyor: “Kıyameti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler fakat bu sadece Allah’ın azabının çetin olmasındandır.” (Hac, 2)

Hikmet

İbn Atâullah İskenderî (k.s) şöyle demiştir: “Kalbinin manen ölmüş olduğunun alameti; Allah Teâlâ’nın rızasına muvafık amelleri yapamayıp fırsatları bir bir kaçırdığına üzülmemen ve işlediğin kusur ve hatalar hakkında pişman olmayı terk etmendir.” Hazret, bu gerçeği bize hatırlattıktan sonra bir de bu işin çözümünü ve dengeyi bir arada sunan şu cümlelerle devam eder: “Hiçbir günahı Allah Teâlâ hakkında hüsnüzannını kaybedecek kadar gözünde büyütme! Zira Rabbini tanıyan, Cenab-ı Mevla’nın kereminin karşısında işlediği hatanın ne kadar küçük olduğunu fark eder. Gelgelelim adaletiyle muamele edecek olsa hiçbir günah küçük olmaz. Fazlıyla sana yöneldiğinde de büyük günah kalmaz (tövbeyi ihsan edip bağışlar).”

Haller ve Makamlar

İmam Kuşeyrî (k.s), Risale’sinde gıybet hakkında şunları söyler:

“Denildi ki kıyamet gününde kul suale çekildiği zaman amel defterinde hiçbir iyilik göremez de endişeyle şöyle deyiverir: Nerede kıldığım namazlar, nerede tuttuğum oruçlar, nerede taat ve ibadetlerim? Ona şöyle cevap verilir: Bütün amellerin insanların gıybetini yaptığın için gitti.

Yahya b. Muaz (rah.) da şöyle demiştir: Mümin kardeşinin senden üç alacağı olsun; ona fayda veremiyorsan bari zarar verme, onu sevindiremezsen hiç yoksa üzme, onu övemezsen yerme!”

Kalpten Kalbe

Merhum Dr. Ahmet Çağıl anlatıyor: “Dinimizde istenen en kıymetli şeyler ancak tarikatla ele geçiyor. Nefsin terbiyesini Kur’an-ı Kerim’de ayetlerle Rabbülâlemîn murat ediyor. Bir yerde değil kaç yerde geçiyor. Yine Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz ihlası emrediyor. Bunları da elde edebilmek için tasavvuftan başka yol yok. Tarikatı bilmeyen, bilmediği için itiraz ediyor. Bilse Fahreddin Râzî (rah.) hazretleri gibi hemen mürşidin elini tutar.”

Velilerden Dualar

İbn Atâullah İskenderî (k.s) şöyle dua etmiştir:

“İlahi! Çok cahil olmama rağmen bana ne kadar lütufkârsın. Çirkin fiillerime rağmen bana karşı ne kadar merhametlisin. Sen bana ne kadar yakınsın, ben ise sana ne kadar uzağım. Bana ne kadar şefkatlisin. O halde beni senden ne perdeleyebilir?

İlahi! Günahlara dalmam beni ne zaman sustursa keremin konuşturur. Kötü vasıflarım her ne zaman beni ümitsizliğe düşürse nimetlerin bana ümit verir.”

Sözün Özü

“Velilerin derin ve zor anlaşılan manevi hallerini, marifetlerini ehl-i olmayanlar yanında konuşmaya lüzum yoktur. Bunları anlamak için bir başka kalp bir başka göz lazımdır.” Hace Muhammed Ubeydullah Serhendî (k.s)

“Kalbi tedavi ederken günah işlememek lazımdır. İnsanın elinin üzerinde bir yara olsa yaraya merhem sürse arkasından bir bıçakla tekrar yaralarsa yara iyileşmez. O bakımdan insan, kalbini zikirle tedavi ederken bir yandan da Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarına dikkat etmelidir.” Gavs-ı Sânî Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni (k.s)