Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

İmam Kuşeyrî (k.s) hasedin tehlikeleri hakkında şunları nakletmiştir: “Bazıları haset edenin aynı zamanda (Allah Teâlâ’ya karşı) nankör olduğunu söyler.

Haller ve Makamlar

İmam Kuşeyrî (k.s) hasedin tehlikeleri hakkında şunları nakletmiştir: “Bazıları haset edenin aynı zamanda (Allah Teâlâ’ya karşı) nankör olduğunu söyler. Zira haset eden kişi el-Vâhid olan Allah Teâlâ’nın takdirine razı olmamıştır. Yine denilmiştir ki ‘Haset eden, suçsuz yere (kıskandığı) kimseye öfkeli olan ve sahip olmadığı malda cimrilik edendir.’ Hasetçinin hasedinden korunmak için ‘Eğer hasetçiden selamette kalmak istiyorsan işlerini ondan gizli tut’ denmiştir.”

Hikmet

İbn Atâullah el-İskenderî (k.s) ibadet esnasında kişinin amelini beğenmemesi konusunda şöyle der: “Şayet Allah Teâlâ’nın kusurları setretmesi (örtmesi) olmasaydı hiçbir amel kabule şayan olmazdı.” Bu hikmetli hakikatin hemen ardından nasihat babında şu hikmeti zikretmektedir: “Sen Allah Teâlâ’nın hilmine en çok, günah işlerken değil, itaat ederken muhtaçsın.”

Altın Silsile

İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretlerinin halefi ve Nakşibendî-Müceddidî yolunun muhkem sığınağı Muhammed Masum (k.s) şöyle demiştir: “Tarikat şeyhleri, yüce hallerin ve üstün makamların sahibi idiler. Onlardan marifet konusunda konuşanlar hak üzeredirler. Çünkü böyle bir kimse, keşfine uygun ve müşahedesine göre konuşur. Ancak süluk makamlarının birbirinden farklı olması sebebiyle şeyhlerin marifetlerinde farklılık meydana gelmiştir. Onlardan kendi makamına uygun olarak marifetlerin arasındaki herhangi bir makama ulaşan ve tevhid şarabından sarhoş olanlar kötülenme ve yalanlamaktan uzaktırlar.”

Sözün Özü

“Allah Teâlâ’ya itaat edenleri Allah için seven kimse, zaruri olarak kâfirlere, zalimlere, asilere ve fasıklara yine Allah için düşman kesilir. Çünkü bir kimseyi seven, onun dostlarını da sever, düşmanlarına da düşman olur.” İmam Gazâlî (rah.)

“Allah yolunda sadık olan menfaat görür.” Gavs-ı Sânî Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni (k.s)

Velilerden Dualar

Evliyanın büyüklerinden İbrahim b. Edhem (k.s) şöyle dua ederdi: “İlahi! Sen fazl ve ikram sahibisin; şüphesiz ben hata sahibiysem de beni affet. Benim sana zannım, ya Rabbi, güzeldir. Ya İlahi! Zannın güzelini gerçekleştir. İlahi, bana azap etme. Şüphesiz ben, bende olanları itiraf ettim. İnsanlar beni hayırda sanırlar. Oysa ben, eğer affetmediysen, halkın en şerlisiyim.”

Kalpten Kalbe

Merhum Yarbay Mehmet Ildırar Avrupa’daki bir sohbetinde şöyle anlatıyor: “Asalet İslam’ı yaşamakla olur. ‘(Sadece) Ben Türk’üm, Ben Osmanlıyım’ (demekle olmaz)... Bunlar edebiyat tarihinde geçen kelimeler. Melekler, nebiler ve veliler sizin İslam’ı yaşamanızdaki istikamete bakar. Kabirde bunu sorarlar. Biz edebiyat tarihi imtihanı vermiyoruz. Ölmek için alkış tutmuyoruz, mesuliyetimizi idrak için ikaz ediyoruz. Herkes teker teker şahsına baksın. İslamiyet’ten ışık olarak ne saçıyor? Hangi güzel ahlakı temsil ediyor?”