Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

İbn Atâullah İskenderî (k.s) hazretleri Hikem adlı eserinde şöyle buyuruyor: “Arifler bast (manevi ferahlık) halinden, kabz (manevi darlık) halinden daha çok korkarlar. Onların bast halindeyken edep sınırlarını koruyabilenleri çok azdır.” Bunun sebebini ise bir sonraki hikmette şöyle açıklar: “Nefs-i emmare bast halinde haz ve ferah duyar ancak kabz halinde nefsin hazzı ve nasibi yoktur.”

Hikmet

İbn Atâullah İskenderî (k.s) hazretleri Hikem adlı eserinde şöyle buyuruyor: “Arifler bast (manevi ferahlık) halinden, kabz (manevi darlık) halinden daha çok korkarlar. Onların bast halindeyken edep sınırlarını koruyabilenleri çok azdır.” Bunun sebebini ise bir sonraki hikmette şöyle açıklar: “Nefs-i emmare bast halinde haz ve ferah duyar ancak kabz halinde nefsin hazzı ve nasibi yoktur.”

Altın Silsile

Şeyh Muhammed Masum (k.s) hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda seyr-i sülûk saliklerinin bir kısmına ‘murad’, bir kısmına da ‘mürid’ denir. Kimin velayete ulaşmadaki asli merkezi ahfa latifesi ise o muraddır, onun zatında mahbubiyet (sevilmeye layık olmak) kabiliyetine istidat vardır. Çünkü ona Rabbimizden gelen feyiz, sevilmişlerin efendisi Resulullah (s.a.v) vasıtasıyla gelir. O, mahbûb bi’z-zattır. Cezbe de mahbûb bi’z-zat olanın seyrinde sülûkten önce gelir. Yani o sülûk mertebelerini ve kurb (yakınlık) makamlarını kısa bir teveccüh ve az bir riyazetle kısa bir sürede kateder.

Kimin velayete ulaşmadaki asli merkezi latifelerden ahfa latifesinden başkası ise o müriddir. O yolunu cehd ve gayretle kateder.”

Haller ve Makamlar

İmam Kuşeyrî (k.s) hazretlerinin Risale adlı eserinde vera hakkında naklettiklerinden bazıları şunlardır: “Hz. Ebû Bekir Sıddık (r.a) verayla ilgili şöyle buyurdu: ‘Haramlardan birine düşmemek için yetmiş tane helalden uzak dururduk.’ İbrahim b. Edhem (k.s) verayı ‘Her şüpheliyi ve dahi seni ilgilendirmeyen her şeyi terk etmendir’ şeklinde tarif etmiştir. Ebu Süleyman Dârânî (k.s) ise şöyle demiştir: ‘Kanaat rıza makamının başlangıcı olduğu gibi vera da zühdün başlangıcıdır.’”

Sözün Özü

“İzzeti, Allah yolunda hizmet etmekte ara. Dünya ve ehlinden bir şey talep etme. Yalnız Allah Teâlâ’ya tevekkül et. O’ndan başkasına el açma. Böyle yaparsan O seni yüceltir, insanlar da senin kölen olur.” Şeyh Seyyid Abdurrahman Harpûtî (k.s)

“Tarikat amellerinde gevşeklik göstermek nifakın alametlerindendir.” Şeyh Seyyid Sıbğatullah Arvâsî (k.s)

“Biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşusundayız.” Gavs-ı Sânî Şeyh Seyyid Abdülbaki Elhüseyni (k.s)

Velilerden Dualar

Evliyanın büyüklerinden Seyyid Abdülkadir Geylânî (k.s) şöyle dua etmiştir:

“Ey büyük cömertlik sahibi! Muhakkak ki senin her şeye gücün yeter. İşlerimde bana kolaylık ve çıkış yolu ver. Gayb hazinelerinden en güzel ve en bereketli bir rızıkla beni de rızıklandır. Ahir ömrümdeki amellerim en hayırlı amellerim ve vuslatına erişeceğim günler en hayırlı günlerim olsun. Sen benden razı olduğun halde (hesap günü) huzuruna varayım.”

Kalpten Kalbe

Merhum Yarbay Mehmet Ildırar anlatıyor:

“İnsan hayatı film gibidir ama sonu gelmeyen değil, tez biten bir film. Kimi muradına erer kimi muradını bulamaz. İşte Allah Teâlâ ölümü ve hayatı yarattı ki kimin ne amel yapacağını kendisine göstermek için. Haşa! Allah Teâlâ bilmediğinden değil; kulların ‘Eğer bana imkân verseydin, Yunus Emre hazretlerinden daha çok itaat ederdim’ dememesi için. Allah Teâlâ kullara, hayatlarında yaptıklarını tespit ve kayıt için kirâmen kâtibîn meleklerini görevlendirmiştir. Televizyon gibi, bilgisayar gibi ismine ne dersen de hiçbir zaman kirâmen kâtibîn meleklerinin vasfını anlatmaya yetmeyecek. Zira dünya hayatımızın teknolojik imkânları ahiret hayatımızın küçücük bir numunesidir. Her şey ‘Allah’ der de insanoğlu gafildir!”