Kırk Hadis
Hasta Ziyareti
Allah Teâlâ insanoğlunu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Fıtratı gereği his ve duygu sahibi olan insanoğlu, hayatı boyunca sağlık, hastalık, sevinç, hüzün, şaşkınlık gibi farklı haller ve duygular yaşar. İnsan, böyle zamanlarda duygularını paylaşacağı başka kimseleri yanında arar. En hassas olduğu hallerinden birisi de hastalık zamanlarıdır.
Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Kim bir hastayı ziyaret ederse semadan bir melek, ‘Güzel ve hayırlı bir iş yaptın. Yürüyüşün güzel ve hayırlı oldu. Kendine cennetten bir köşk hazırladın’ diye nida eder.” (İbn Mâce, Cenâiz, 2)
Allah Teâlâ insanoğlunu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Fıtratı gereği his ve duygu sahibi olan insanoğlu, hayatı boyunca sağlık, hastalık, sevinç, hüzün, şaşkınlık gibi farklı haller ve duygular yaşar. İnsan, böyle zamanlarda duygularını paylaşacağı başka kimseleri yanında arar. En hassas olduğu hallerinden birisi de hastalık zamanlarıdır.
Tebliğ vazifesinin bir yansıması olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v), insan fıtratını çok iyi tanımakta ve hangi durumda neye ihtiyaç duyulacağını en iyi şekilde bilmekteydi. İnsanın beşerî ve duygusal yönünü dikkate alır, ümmetine bu konularda da çeşitli davranışları salık verir, aynı zamanda bizzat kendisi yaşayarak önderlik ederdi. Hastaların ziyaret edilmesi de Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) önem verdiği konulardandı.
Büyük fazilet
Dinimiz İslam sadece ibadet ve inanç noktasında (manevi olarak) değil aynı zamanda insani açıdan da şifa kaynağıdır. Bundan dolayıdır ki hastalık durumundaki kişilerin hakları, hasta ziyaretinin önemi ve fazileti hatta adabından bahseden birçok hadis-i şerif mevcuttur. Bu hadis-i şerifler bütün insanlığa şifa niteliğindedir.
Bir gün Hz. Ali (r.a), Said b. İfâka’nın elinden tutup “Haydi Hasan’a hasta ziyaretine gidelim” dedi. Eve geldiklerinde Ebû Musa’yı (r.a) hastanın yanında gören Hz. Ali (r.a), “Hasta ziyareti için mi geldin yoksa herhangi bir ziyaret için mi geldin?” diye sorunca, “Hasta ziyareti için geldim” cevabını aldı. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a) dedi ki: “Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: ‘Bir müslüman, hasta olan bir müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse yetmiş bin melek akşama kadar onun için rahmet talep eder. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder. Ve o kişi için cennette toplanmış meyveler de vardır.’ ” (Tirmizî, Cenâiz, 2)
Sünnete uygun ziyaret
Birçok ibadette olduğu gibi hasta ziyaretinin de belli başlı adabı vardır. Bunlar Resulullah Efendimiz (s.a.v) tarafından hadis-i şeriflerde açıkça belirtilmiştir. Öncelikle hasta ziyaretinin kısa olanı makbuldür. Kültürümüzde bilinenin aksine hasta ziyareti tek sefer yapılmamalı, hasta ve yakınlarını rahatsız etmemek kaydıyla imkân nispetinde birden çok yapılmalı ve hasta olan mümin kardeşimizin iyileşinceye kadar durumu yakından takip edilmelidir. Öyle ki hadis rivayetlerinde hasta ziyareti konusunda birden çok tekrar etmek manasına gelen “iyâde” kelimesi kullanılmaktadır. Hasta ziyaretine eli boş gidilmemeli, mümkün mertebe hastaya sorularak ihtiyacı karşılanmalıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünneti de bu şekildedir. Hasta ziyaretinde moral verici cümleler kullanılmalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Hastanın yanına girdiğiniz zaman ömrünün uzunluğu (hastalığından iyileşeceği) hususunda onu ümitlendirip kederini dağıtınız. Bu ümit (ecelden) bir şeyi geri çevirmez ancak hastanın gönlünü hoş eder” buyurmuştur. (İbn Mâce, Cenâiz, 1) Hasta ziyareti esnasında hastaya hem dua edilmeli hem de ondan dua alınmalıdır. Çünkü acizliğini derinden hissettiği bu günlerde hasta içten, samimi ve ihlaslı bir şekilde dua eder. İhlasla yapılan duaların Yüce Allah tarafından kabul edilmesini umarız ve öyle inanırız.
Hasta ziyareti esnasında hastaya hem dua edilmeli hem de ondan dua alınmalıdır. Çünkü acizliğini derinden hissettiği bu günlerde hasta içten, samimi ve ihlaslı bir şekilde dua eder.
Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) tavsiye ettiği bu sünneti uygulamayı ve şefaatine nail olmayı cümlemize nasip eylesin. Âmin.