Aile
Hanımlara Değer Veren Örnek Peygamber
Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin kendisine gelen vahyi ilk paylaştığı kişi bir hanımdır. O, her zaman ve her hususta kendisini destekleyen eşi Hz. Hatice radıyallahu anha annemizdir.
Kur’an-ı Kerim’de peygamberler, Furkan suresinin 20. ayetinde olduğu gibi, “halkın arasına karışan, onlar gibi yiyip içen kimseler” şeklinde tanıtılır bizlere. Son peygamber olarak gönderilen ve hayatının her safhasında insanların arasında olan, “içlerinden biri” gibi yaşayan, öte yandan her konuda insanlara en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) aile hayatında da eşleri için “nezaket timsali bir hayat arkadaşı” olarak ümmetine rehberlik ediyor çağlar ötesinden.
Bugün insanlık; adına “modern hayat” denilen keşmekeşlerle dolu yaşantısında, huzur dolu bir aile ortamına her zamankinden daha çok muhtaçtır. Efendimiz’in (s.a.v) sünnet-i seniyyesi bu ihtiyacımıza da cevap veriyor ve aile içi iletişime, huzur ve saadetimize kapı aralayıp asırların eskitemediği güzellikteki hayat tarzıyla elimizden tutuyor. Yeter ki biz de onun sünnetine tutunmak için bir el uzatmış olalım.
Bundan önceki yazılarımızda, asr-ı saadete yaptığımız kutlu yolculuklarla, “bir evlat” ve “bir akraba” olarak ondan bize kalan eşsiz güzellikteki hatıraları hasret ve hayranlıkla yâd ettik. Şimdi de Resul-i Ekrem’in (s.a.v) eşleriyle olan ikili ilişkilerini, onu bize bir eş ve hayat arkadaşı olarak anlatan bilgiler çerçevesinde ele almaya çalışacağız.
Konuya girmeden önce ifade etmemiz gereken bir husus vardır: Allah Teâlâ tarafından, “müminlerin anneleri” (Ahzâb,6) olarak nitelendirilerek büyük bir şeref bahşedilen ve kendilerine “Ezvâc-ı Tâhirat” denilen Peygamber eşleri, o muhterem hanımefendiler sayesinde bizler, Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) efendimiz hakkında pek çok bilgiye sahibiz. Denilebilir ki insanlık âleminde, aile hayatı hakkında en detaylı bilgilere sahip olunan tek kişi Sevgili Peygamberimiz’dir (s.a.v) ve onu ümmetine tanıtma hususunda muhterem zevcelerinin çok değerli katkıları söz konusudur.
Gelişi, bütün âlemlere rahmet olduğu gibi değer verilmeyen, ezilen ve hor görülen tüm kadınlara da rahmet vesilesi oldu.
Onunla kadınlar değer buldu
Önce bir nebze Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) dünyaya geldiği yıllardan bahsedelim isterseniz. Kız çocuklarının kızgın çöl kumlarına gömülerek hayat hakkının ellerinden alındığı, savaşlar sebebiyle esir edilenler yanında, yetim kalanların da türlü mağduriyetler yaşadığı bir ortamda, açıkçası kadın çok az değer görürdü.
Böyle bir zeminde itibarlı bir aileye mensup olanların dışında kalan kadınların hiçbir sosyal statüsü yoktu. Resul-i Ekrem (s.a.v) efendimiz işte bu anlayışın hüküm sürdüğü topraklarda dünyaya gelmişti. Gelişi, bütün âlemlere rahmet olduğu gibi değer verilmeyen, ezilen ve hor görülen tüm kadınlara da rahmet vesilesi oldu. Onun getirdiği dinin mukaddes kitabında, kadınlardan bahseden nice ayetler vardı. Dahası, ona nazil olan surelerden biri, Levh-i Mahfuz’dan “Kadınlar” anlamında “Nisâ” suresi ismiyle geliyordu. Bir başka ayet-i celile ise çarpıcı ifadesiyle tüm insanların dikkatini çekiyordu:
“Diri diri gömülen kıza (kıyamet günü) hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda…” (Tekvîr, 8-9)
İslam, kadını vahyin muhatabı olarak görmüş ve Kur’an-ı Kerim’deki sayısız ayetle bu değeri perçinlemişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v) gelen vahiyleri hayata uygulayan ve açıklayan tavır ve davranışlarıyla kız çocuklarına ayrı bir önem vermiş ve daima onların lehine görüşler beyan etmişti. Dahası, “Bana, sizin dünyanızdan güzel koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru namazda kılındı” (Nesâî, İşretü’n-nisâ, 1) buyurarak, kadına manevi bir değer de atfetmişti.
Bu ifade bile o dönem için başlı başına bir inkılaptı diyebiliriz. Çünkü bu hadis-i şerifte kadın, insanı farklı âlemlere götüren güzel koku ve kişiyi Allah Teâlâ ile buluşturan namazla birlikte zikrediliyordu. Demek ki kadın, insanı Allah Teâlâ’dan alıkoyan değil, bilakis ona Allah Teâlâ’ya kulluk yürüyüşünde yardımcı olabilecek bir unsur olarak tayin edilmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) kendisine gelen vahyi ilk paylaştığı kişi de yine bir hanımdır. O, her zaman ve her hususta kendisini destekleyen eşi Hz. Hatice (r.anha) annemizdir.
Bu muhterem annemizi manidar hatıralarıyla yâd etmek, gelecek sayıdaki yazımızın nasibi olsun inşallah.