Peygamber Kıssaları
Hanif Ve Müslim Peygamber Hz. İbrahim Ve Sadık Oğlu Hz. İsmail Aleyhimesselam
Cenab-ı Mevla mealen şöyle buyuruyor:
“Ey İbrahim, diye ona seslendik; ‘Tamam, rüyana sadık kaldın’ İşte iyileri biz böyle mükâfatlandırırız. Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı. Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik. Onun hakkında, ‘İbrahim’e selam olsun!’ ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik. Evet, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.” (Sâffât, 104-110)
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail aleyhimesselam Kıssası
Hz. İbrahim (a.s) eşi Hz. Hâcer annemizi ve küçük yaştaki oğlunu Mekke’ye bırakıp dönmüştü. Allah Teâlâ’nın onları zayi etmeyeceğini biliyordu. Ellerini açıp eşine, evladına ve onun soyundan gelecek olanlara dua etti. Cenab-ı Mevla da onları esirgedi, onlara zemzem suyunu bahşetti.
Hz. İbrahim (a.s) sonradan üç kez daha Mekke-i Mükkerreme'ye geldi. İlkinde Hz. İsmail (a.s) biraz daha büyümüş, babasıyla iş tutacak yaşa gelmişti. Bu gelişin sebebi bir rüyaydı. Yıllar önce yaşlı bir peygamber olarak Allah Teâlâ’ya yakarmış ve soyunun devamı için bir evlat istemişti. Dua kabul olmuş, çocuk büyüyüp serpilmişti. Allah Teâlâ, peygamberine rüyada duasını hatırlatmış ve evladını kurban etmesini emretmişti.
Hz. İbrahim (a.s) oğluna “Bir ip ve büyük bir bıçak al. Şu vadiye gidelim” dedi. Kendisine emredilen şeyden hiç bahsetmedi. Yolda karşılarına insan kılığına girmiş şeytan çıktı. Önce Hz. İbrahim’e (a.s) nereye gittiklerini ve ne yapacaklarını sordu. O da oğluna söylediği gibi, “Şu vadide bir işimiz var” dedi. Şeytan “Sen İsmail’i boğazlamaya gidiyorsun” dedi. O da “Bir babanın bunu yaptığını gördün mü hiç?” diye sordu.
Şeytan da “O sensin, Allah’ın rüyada sana emrettiğini zannediyorsun ama o şeytandır, senden bunu o istedi” dedi. O da “Vallahi ben şu vadide Allah Teâlâ’nın emrini yerine getireceğim, ey Allah’ın düşmanı!” dedi.
Şeytan, onları yollarından alıkoymak istiyordu. Babasını kararlı görünce Hz. İsmail’e (a.s) yöneldi: “Nereye gidiyorsunuz?” dedi. O da “Şu vadiye” dedi. Bunun üzerine “Baban seni boğazlayacak” dedi. O da “Babam niye boğazlayacak, hiç çocuğunu boğazlayan baba gördün mü?” diye sordu. Şeytan da “O senin babandır, Rabbinin bunu kendisine emrettiğini sanıyor” deyince Hz. İsmail (a.s) “Öyleyse Rabbinin emrettiği şeyi yapsın” dedi ve yerden bir taş alıp şeytana fırlattı. Taş şeytanın gözüne geldi.
Şeytan, Hz. İbrahim’i (a.s) ve oğlunu kandıramayacağını görünce Hz. Hâcer annemize gitti. Ona nereye gittiklerini sordu. O da söyledi. Şeytan “Babası onu boğazlayacak, Allah Teâlâ’nın rüyada kendisine emrettiğini sanıyor” dedi. Annemiz de “Bunu Rabbi emrettiyse boyun eğmek gerekir” diyerek karşılık verdi. Şeytan kahrolmuş ve kızgın bir halde oradan ayrıldı.
Gidecekleri yere vardıklarında Hz. İbrahim (a.s) “Yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” dedi. O da “Babacığım! Sana buyurulanı yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” deyip “Bunu anneme bildirdin mi?” diye sordu. O da “Hayır” deyince “İyi ettin” dedi. Sonra da “Babacığım! Beni iple sımsıkı bağla, bıçak değince çırpınıp çırpınmayacağımdan emin değilim. Bıçağı iyice keskinleştir, hemen çalıver ki iş çabuk bitsin. Beni yan değil, yüzükoyun yatır, alnımı yere getir. Belki yüzüme bakınca Allah’ın emrini yerine getirmene engel olabileceğimden korkarım” dedi.
Hz. İbrahim (a.s) “Oğulcağızım! Sen Allah’ın emrettiği şeyde bana ne güzel yardımda bulundun” dedi. Bıçağını iyice biledi, yüzükoyun yatırdı, yüzüne bakmaktan sakındı. Boğazına çaldı fakat bıçak kesmedi. Yine denedi, yine kesmedi. Üçüncü kez denedi yine kesmedi. “Şüphesiz bu iş Allah’tandır” dedi. O sırada Cenab-ı Mevla “Ey İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin. İşte sana oğlunun yerine bir kurbanlık. Onu boğazla” dedi. Cebrail (a.s) iri bir koçla gelmişti. Oğluna “Kalk yavrum, sana bir fidye indi” dedi. Kurbanlığı Mina’da kurban etti.
Dersler ve hikmetler
İmtihan
Hz. İbrahim’in (a.s) peygamberliği hep imtihanlarla geçmiştir. Önce putperestlerle ve zalim hükümdarlarla mücadele etmiştir. Oğlu Hz. İsmail (a.s) ile imtihan edilişi ise muhabbet ve sadakat üzerinden olmuştur. Artık yaşlanmış bir peygamber olarak Allah Teâlâ’dan bir evlat istemiş, Cenab-ı Mevla da duasına icabet ederek bir evlat ihsan etmiştir. Sonra da hem kendisi hem oğlu hem de eşi, niyet ve sadakatiyle imtihan olunmuştur. Nitekim ayet-i kerimede mealen “Rüyana sadık kaldın”, “Bu kesinlikle apaçık bir imtihandı” (Sâffât, 105-106) buyrulmuştur. Rüyalarla amel edilmez. Ancak peygamberler bundan müstesnadır. Zira onların rüyaları vahiydir.
Kurban
Hz. İbrahim’in (a.s) imtihanı hem onlara hem de bizlere ilahi bir rahmet kapısının açılmasına vesile olmuştur. Nitekim Hz. İbrahim (a.s) oğlunu, Hz. İsmail de (a.s) canını feda ettikleri için Allah Teâlâ fidye ve bedel olarak bir koç ihsan göndermiştir. Bizlere de mülkümüz olan bir hayvanı kurban niyetiyle boğazlamayı emir buyurmuş, bu ilahi rahmetten nasibdâr kılmıştır. Fahr-i Kâinat (s.a.v) efendimiz de ceddi Hz. İsmail ve babası Abdullah’ı kastederek “Ben iki kurbanlığın oğluyum” (Hâkim, Müstedrek, 4048) diyerek iftihar etmiştir.