Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Gözyaşları Korkakların Silahlarını Susturacak

Gazze yaklaşık altı aydır İsrail işgali altında. İslam dünyasında üzerine konuşulacak pek çok hadise yaşanıyor. Ama Gazze’de öyle bir trajedi var ki gözümüz gönlümüz Gazze’den başka bir yere odaklanamıyor. Bir tarafta arkasına dünyanın güçlü devletlerinin maddi ve manevi desteğini alan korkaklar ordusu, diğer tarafta ise kendi çabalarıyla mücadeleye devam eden iman dolu yürekler… Gelinen noktada Gazzeli müslümanlar için hafızalardan kolay kolay silinmeyecek görüntüler ortaya çıkıyor. Buna mukabi

Korkak kavramını sadece İsrail’i aşağılamak için kullanmadığımı ve özellikle tercih ettiğimi söylemeliyim. Mavi Marmara Gemisi’ndeki olaylar, bize İsrail ordusunun cesaretini inancına yahut adanmışlığa değil, çelik çekirdeğe borçlu oluştuğunu söylüyor. Hatırlayalım; Filistin’e insani yardım malzemesi götürmek üzere “Rotamız Filistin Yükümüz Özgürlük” sloganıyla Türkiye’den hareket eden ve içerisinde sadece sivillerin bulunduğu gemi, uluslararası sularda İsrailliler tarafından saldırıya uğramış, on vatandaşımız şehit edilmişti. Askerlerin ellerinde son teknoloji silahlar vardı ve bilim kurgu filmi RoboCop’un ana karakteri olan robot gibi giyinmişlerdi. Helikopterden geminin güvertesine inen askerler silah bir yana üzerlerinde çakı dahi bulunmayan otuz kırk kişilik bir grubun arasında kalmıştı. Gayesi insani yardımdan öteye gitmeyen bu insanlar, yalnızca askerlerin tam otomatik tüfeklerini ellerinden aldılar. İsrailli askerlerse karşılarında hiçbir tehdit bulunmamasına rağmen hüngür hüngür ağladılar.

Algılar ve gerçekler

ABD’li deniz stratejisi uzmanı Alfred Thayer Mahan’ın 122 sene önce adını koyduğu Ortadoğu coğrafyasının kalbine bugün hançer gibi saplanan İsrail, tüm dünyada her an aktif bulunan propaganda makineleri aracılığıyla ne kadar güçlü ve yenilmez olduğuna dair imaj oluşturmaya devam ediyor. Evet, İsrail zengin. Dünyanın en büyük ülkelerinde başkanlık seçimini etkileyecek lobi gücü de mevcut. Hatta, bir savaşın seyrini değiştirecek türden nükleer silahları da… Fakat uluslararası alanda hak etmediği bir üne kavuşsa bile işin aslı öyle değil. İsrail’in propaganda makinelerinin anlattığına bakılırsa şimdiye kadar Gazze’nin haritadan silinmesi gerekirdi. Ancak, İsrailoğulları her geçen güne yeni bir kâbusla uyanıyor. Tel-Aviv yönetimi şaşkın. Siyonist rejimin destekçisi kitleler sukutuhayale uğramış durumda. Bir yaşındaki çocuktan seksen yaşındaki ihtiyara her Filistinliyi terörist olarak lanse eden, yaptığı katliamları sapkın ideolojisinin argümanlarını öne sürerek dünyanın gözünün içine baka baka meşru göstermeye çalışan İsrail Yönetimi olan bitene anlam veremiyor. Çünkü Allah’a iman etmiş ve şehadet sevdasıyla yoğrulmuş bir avuç cesur yürek, sırtını silahlara dayayan ve Batı’nın rüzgârını arkasına alan barut kokulu ellerle göğüs göğüse çarpışıyor. Dahası başarıyor.

Hikâye bitmiyorsa

Birinci Dünya Savaşı’na giden süreç, yalnızca tarihe mal olmuş Osmanlı gibi büyük bir imparatorluğun dağılmasıyla sonuçlanmadı. Ondan arta kalan topraklarda uzun süre gözyaşı dinmedi. Üzülerek ifade edelim ki bugün dünyanın en kaotik bölgelerinden biri olan Ortadoğu bu iddiamızın laboratuvarı gibi. Yüz yılı aşkın süredir Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da ve Kuzey Afrika’da yaşananlar malum. Aynı akıbetten Filistin de nasibini fazlasıyla aldı maalesef. İsrail’in resmen kurulduğu 1948’den önce başlayan, bu tarihten sonra sistematik olarak süregelen cinayetlerde yüz binlerce insan hayatını kaybetti. İsrail, insanlık tarihinde örnek alınacak destansı Filistin romanını bitiremeyince elindeki son kozları da kullanarak kahramanlarını yok etmekle uğraşıyor. Lakin ne yaparsa yapsın, Filistinlilerin umut dolu romanları yerine kendi kanlı hikâyelerini ikame edemedi, edemeyecek.

Yolun Sonu Görünüyor

Artık yalnızca Netanyahu hükümeti için değil, İsrail için de yolun sonu görünüyor. Envanterinde ne bulunursa bulunsun, arkasında kim olursa olsun İsrail, uluslararası alanda kendisine karşı başlatılan ve çığ gibi büyüyen tepkilerin karşısında duramayacak. Gazze’de yıkılan duvarların altından yalanlar çıktığında, yapılanın “meşru müdafaa eylemi” değil açık hava hapishanesine sıkıştırılan yüz binlerce mazluma yönelik uzun süre devam eden acımasız bir işgal olduğu anlaşılacak. İşte o zaman Gazze’de, Ramallah’ta, Batı Şeria’da, Doğu Kudüs’te, El Halil’de ve bütün Filistin şehirlerinde senaryosunu bizzat Filistinlilerin kaleme alacağı yeni ve bambaşka bir film izleyeceğiz. Bize düşense, izlemekle yetinmeyip bu senaryonun bir ucundan tutmak…