Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Gazze’de Doğan Güneş İmam Şâfiî -rahmetullahi Aleyh-

İmam Şâfiî hazretlerinin ilim hayatındaki dönüm noktası Medine-i Münevvere’de yaşayan Mâlikî mezhebinin kurucusu İmam Mâlik hazretlerine talebe olmasıdır.

İmâm-ı Rabbânî (k.s) hazretleri şöyle der: “Ben şahsen Hanefî mezhebine bağlı olsam da İmam Şâfiî’ye derin bir sevgim vardır. Onu da ulu bir kimse olarak bilirim. Hatta bazı nafile işlerde onu taklit ederim.” (55. Mektup)

Gazze’de doğdu, Mekke’de büyüdü

İmam Şâfiî (rah.), amelde dört hak mezhepten olan Şâfiî mezhebinin kurucusu, müctehid ve evliyanın büyüklerindendir. Hicretten 150 sene sonra (m. 767) Gazze’de doğdu. İsmi Muhammed, babasının ismi İdris, künyesi de Ebû Abdullah’dır. Nesebi Muhammed b. İdris b. Abbas b. Osman b. Şâfi b. Sâib el-Kureyşî olup aslen Mekke-i Mükerremelidir. Soyu baba tarafından Hz. Peygamber’in (s.a.v) dördüncü kuşaktan dedesi Abdümenâf ile birleşir. Büyük dedesi Sâib (r.a) Bedir Savaşı’ndan sonra müslüman olan sahabilerdendir. Ancak o diğer dedesi Şâfi’ye nispetle meşhur olmuştur.

İmam Şâfiî (rah.) yeni doğmuşken babası vefat etti. Annesi o iki yaşındayken Mekke’ye akrabalarının yanına taşındı. Bundan sonra İmam Şâfiî (rah.) Mekke’de büyüdü. Çok zeki, hafızası güçlü ve becerikli biriydi. Yedi yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Bir yandan diğer ilimleri de tahsil ediyordu. On üç yaşında Mescid-i Haram’da Kur’an-ı Kerim dersi vermeye başladı. Buradaki eğitiminden sonra çölde yaşayan Benî Hüzeyl kabilesine katılıp onlardan şifahi kültürü ve örfleri, ok atmayı ve biniciliği öğrendi. Böylece Arap edebiyatı, şiiri ve tarihinin inceliklerine vakıf oldu.

İlim için hicret

Şüphesiz İmam Şâfiî (rah.) hazretlerinin ilim hayatındaki dönüm noktası Medine-i Münevvere’de yaşayan Mâlikî mezhebinin kurucusu İmam Mâlik (rah.) hazretlerine talebe olmasıdır. İmam Şâfiî (rah.) Mekke’den ayrılmadan önce hazırlıklarını tamamladı. Gitmeden İmam Mâlik (rah.) hazretlerinin meşhur hadis kitabı olan el-Muvatta’yı kısa sürede okuyup ezberledi. Medine’ye varınca İmam Mâlik (rah.) hazretleri, el-Muvatta’yı okuması için onu bir talebesine yönlendirdi. İmam Şâfiî’nin (rah.) el-Muvatta’yı ezberlediğini söylemesi üzerine İmam Mâlik (rah.) onu talebeliğe kabul etti. Bu sırada İmam Şâfiî (rah.) yirmili yaşlarının başındaydı. Hocası vefat edene kadar yaklaşık dokuz yıl yanında kaldı ve onun en gözde talebelerinden oldu. Sonrasında Yemen valisinin teklifi üzerine Yemen’e gidip kadılık yaptı. Beş yıl kadar bu görevi yaptıktan sonra Bağdat’a giderek ilmini ilerletmek için İmâm-ı Âzam (rah.) hazretlerinin talebesi İmam Muhammed Şeybânî’den (rah.) ders almaya başladı. Bağdat’ta kaldığı süre boyunca bir yandan dersler alırken bir yandan da ders veriyordu. Bu vesileyle Hanbelî mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel’le (rah.) tanışmış, arkadaş olmuş ve onu talebeliğine kabul etmiştir. Böylece İmam Şâfiî (rah.), Hanefî ve Mâlikî mezheplerinin ictihad yollarını öğrenip bu iki yolu birleştirdi ve ayrı bir ictihad usulü kurdu. Bağdat’taki ilmini tamamlayınca tekrar Mekke’ye döndü ve burada bir süre ders vermeye, kitap yazmaya devam etti. Son olarak Kahire’ye gitti ve burada da ömrünün sonuna kadar ilimle hizmet ederek büyük alimler yetiştirmeye devam etti.

İmam Şâfiî rahmetullahi aleyh, Bağdat’ta Hanbelî mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyh ile tanışmış ve onu talebeliğine kabul etmiştir.

Sünnete sımsıkı bağlıydı

Sünnete sıkı sıkıya bağlı ve güzel ahlak sahibiydi. Zahirî ilimlerle yetinmeyip bâtıni ilimleri de öğrenmiş ve evliyanın ulularından sayılmıştır. Şu sözleri son derece meşhurdur:

“Sufilerle arkadaşlık yaptım, onlardan işitip istifade ettiğim en güzel üç söz şöyledir:

‘Vakit kılıçtır. Eğer sen onu kesmezsen (değerlendirmezsen) o seni keser.’

‘Eğer sen nefsini hak ile meşgul etmezsen, o seni batıl ile meşgul eder.’

‘Kendini yok saymak, günahtan korunmaya bir vesiledir.’”

İmam Şâfiî (rah.) hazretleri hicri 204’te (m. 820) Mısır’da vefat etti. Kabr-i şerifi Kahire’dedir. Gazze’den doğan güneşin ışığı dünyaya yayıldı ve hâlâ müminleri aydınlatmaktadır. Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.