Tefsir Halkası
Felak Suresinin Tefsiri
De ki: “Gecenin karanlığını yaran sabahın rabbine sığınırım; yarattığı şeylerden gelebilecek kötülüklerden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürenlerin şerrinden, bir de haset ettiği vakit hasetçinin şerrinden!”
(Felak, 1-5)
Felak ve Nas sureleri, okuyanları “Allah Teâlâ’ya sığındıran sureler” manasında Muavvizeteyn olarak da adlandırılmıştır.
Bu sure, adını ilk ayette geçen “el-felak” kelimesinden almıştır. Felak, Arap dilinde “gecenin karanlığını yaran sabahın aydınlığı” manasına gelir. Ayrıca, “yarıp çatlatmak suretiyle meydana gelen şey” anlamı da bu kelimenin sık kullanılan manaları arasındadır. Karanlığın ardından gelen “sabahın aydınlığı” manası, cehaletin ardından gelen vahyin insanları bu karanlıktan kurtarıp hakikat aydınlığına kavuşturması şeklinde yorumlanmıştır. Felak ve Nas sureleri, okuyanları “Allah Teâlâ’ya sığındıran sureler” manasında Muavvizeteyn olarak da adlandırılmıştır. Bu ismin dışında Felak ve Nas surelerine “şirkten uzaklaştıran sureler” de denilir.
Hadislerde Felak ve Nas surelerinin her türlü kötülükten Yüce Allah’a sığınmak için en güzel dua oldukları belirtilmiştir.
Nüzul sebebi
Felak suresinin; (aynı şekilde Nas suresinin) kısa ayetlerden oluşması ve ayet sonlarının birbirine uyumlu ses armonisi yani surenin yapısal formu Mekke’de inen surelere benzediğinden bazı alimler Mekkî sureler arasında olduğunu söylemiştir. Ancak konusu itibarıyla surenin, yahudilerin Hz. Peygamber’e (s.a.v) sihir yapması üzerine nazil olduğu düşünülecek olursa Felak suresinin Medine’de nazil olduğu rivayeti kuvvet kazanmaktadır. Nitekim İbn Kesîr’in (rah.) aktardığına göre Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanında hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Kendisine yapılan baskılar üzerine Hz. Peygamber’in (s.a.v) tarağında kalan bir miktar saç telini alıp yahudilere götürmüş, onlar da (Lebîd veya onun kızları) Hz. Peygamber’in (s.a.v) mübarek saçlarını kullanarak ona büyü yapmışlardı. Bunun neticesinde Hz. Peygamber (s.a.v) hastalanmış, âdeta yürüyemez bir hale gelmişti. Bunun üzerine Yüce Allah, Felak ve Nas surelerini inzal ederek Hz. Peygamber’e (s.a.v) yapılan sihri kendisine haber verdi. Hz. Peygamber’in (s.a.v) emriyle sihirde kullanılan eşyalar Zervan kuyusundan bulunup getirildi. Felak ve Nas surelerinin her bir ayeti okundukça büyü yapılan düğümler teker teker açıldı ve Hz. Peygamber (s.a.v) rahatlayıp sihrin etkisinden kurtulmuş oldu. Bu surenin Hz. Peygamber’e (s.a.v) yapılan sihir üzerine nazil olması bazı alimler tarafından İslam akaidi ile çeliştiği gerekçesiyle doğru görülmemiştir. Ancak İmam Mâzerî (rah.) bu durumun peygamberlik vasıfları ile çelişmediğini, aksine peygamberlere yapılan eziyetler türünden olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Hz. Âişe (r.anha) annemiz Hz. Peygamber’e (s.a.v) yapılan sihrin onun mübarek bedeninde hastalık ve yorgunluk gibi bir durum meydana getirdiğini söylemiştir. Ayrıca Resulullah (s.a.v) efendimiz peygamberlik görevi ile alakalı bir sıkıntı yaşamamıştır. Hz. Âişe (r.anha) validemizin beyanından bu nüzul sebebinin peygamberlerin sıfatlarından olan tebliğe zıt olmadığı anlaşılmaktadır.
Felak suresinin fazileti
Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette peygamberlerin Allah Teâlâ’ya sığındıkları konular yer alır. Bu manada Hz. Nuh (a.s), Hz. Yusuf (a.s) ve Hz. Musa’nın (a.s) bilmediği şeyi istemekten, şehvetle yaklaşan kadından, akrabalar ile yaşanılan karmaşada hata yapmaktan, kavmine karşı alaycı bir tutumdan, ahirete inanmayan kibirli kimselerden ve onların düşmanlıklarından Yüce Allah’a sığınmaları Kur’an’da yer alan bazı misallerdir. Hadis mecmualarına baktığımızda Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) de yüzden fazla duasında çeşitli konularda Cenab-ı Allah’a sığındığı farklı kalıplarda dualar karşımıza çıkmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.v), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüma) için bazı dualar okur ve onları kötülüklerden Cenab-ı Allah’a sığındırırdı. Felak ve Nas sureleri nazil olunca artık o duaların yerine bu iki sureyi okuyarak onlar için dua etmeye devam ettiği rivayet edilmiştir. Hadislerde Felak ve Nas surelerinin her türlü kötülükten Yüce Allah’a sığınmak için en güzel dua oldukları belirtilmiştir. Ayrıca Felak ve Nas surelerinin (İhlas suresi ile birlikte) akşam ve sabah mutlaka okunmaları tavsiye edilen dualardan oldukları belirtilmiştir.
Surede öne çıkan mesajlar:
•Cenab-ı Allah’a sığınmak, diğer bir ifadeyle düzenli olarak Allah Teâlâ’ya dua etmek ve yakarış içinde olmak insanın kulluğunu ortaya koyarken Yüce Allah’ın sonsuz gücünü hatırlamanın da önemli bir vesilesidir. Bu şekilde insan, acziyetini ve ihtiyacını Allah Teâlâ’ya arz ederek O’nun rahmetinden ayrı bir pay elde ettiği gibi sonsuz güç sahibi Rabbine bağlılık duygusunu da elde ederek gafletten arınmış olur.
•İnsanlar, ne kadar bilgili, güçlü, yetenekli, donanımlı ve varlık sahibi olsalar da bir yönleriyle her zaman aciz ve korunmaya muhtaç bir konumda yaratılmışlardır. Dinimiz akıl ve şeriat ölçüleri içinde nefsini, ailesini, malını ve sahip olduğu şeyleri korumayı insanlara bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Ancak bunları tamamen teminat altına alacak bir düşünce ve gayret içinde olmak, sünnetullaha aykırı ve gereksiz bir çaba olarak görülmüştür. Bu doğrultuda, insanların korunma ihtiyacı ve sorumluluğuyla birlikte aşırı güvensizlik ve gereksiz endişeler arasındaki dengeyi sağlamak önemlidir.
•Mahlukattaki her şeyin bilinmeyen ve beklenmeyen kötü yönlerinin var olduğu, Felak ve Nas surelerinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu sebeple, özellikle hasetçilerden uzak durmak ve dikkat çeken önemli işlerde göz önünde olmaktan kaçınmak önemlidir. İnsanlar, korunma ve dikkatli olma gereksinimiyle, çevrelerindeki olası kötü niyetli kişilerden uzak durarak kendilerini korumalı ve dikkatli olmalıdır. Bu sureler, insanlara gizli tehlikelere karşı dikkatli olma ve onlardan korunma gerekliliğini hatırlattığı gibi hakikatte insanı koruyanın yalnız Allah Teâlâ olduğunu da vurgulamaktadır.
•Cenab-ı Allah’tan başka (hoşlandığımız veya hoşlanmadığımız) her şey Allah Teâlâ ile bir şekilde bağ kurmaya (tefekkür etmeye, ibret almaya, O’na hamdetmeye ve O’ndan hayır umarak sabretmeye) vesile olmuyorsa bütün bunlar insanı Rabbinden uzaklaştıran birer gaflet sebebi olarak görülür.
Dua sadece darlık vaktinde olmamalıdır
Hz. Peygamber (s.a.v), “Kim darlıkta Allah’ın kendisine yardım etmesini istiyorsa iyi gününde de Allah’a dua etmeyi ve O’ndan hayır istemeyi unutmasın” (Tirmizî, Deavât, 9) buyurmuş hatta genişlik vaktinde daha çok dua edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Hadiste belirtildiğine göre Allah Teâlâ’nın yardımı, sıkıntı ve meşakkati sabırla karşılamaya bağlıdır. Bu noktada şu hakikati de ifade etmek gerekir: Sabır, hoşlanılmayan şeyleri kabullenmek ve ondan meydana gelen huzursuzluğu içinde saklı tutarak yaşamaktan ibaret değildir. Aksine gerçek sabır olumsuzluk hallerinde önce burada bir hikmetin varlığına inanmak ve Allah Teâlâ’nın ondan hayır yaratmasını talep etmektir. Bu düşüncenin ardından onu savmak için verilen mücadelede akıl ve şeriat ölçüsü içinde davranış kararlılığı göstermek ise sabrın en güzel halidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki Allah Teâlâ’nın yardımı ve rahmeti yalnız dua lafızlarına bağlı değildir. Dua ile birlikte Allah Teâlâ’ya karşı teslimiyet ve hüsnü zan içinde olup yine akıl ve şeriat dairesinde gayret ve mücadele de O’nun lütfuna mazhar olmanın önemli bir vesilesidir. Rivayet edildiğine göre, İmam Şâfiî (rah.) Allah Teâlâ’ya karşı suizan içinde olmayı büyük günahlar arasında zikretmiş ve bunun ne demek olduğu sorulunca da şöyle cevap vermiştir: “Sürekli bir endişe içinde olup sahip olduğu nimetleri kaybedeceğini düşünmek Cenab-ı Allah’a karşı suizandır.” Gerçekten, içinde bulunduğu nimetleri ne şekilde elde ettiğini tefekkür etmeyen insanoğlu, bu nimetlere Allah Teâlâ’nın takdir ve ihsan etmesi ile sahip olduğunu düşünmeyince onların elden çıkıp kaybolmasını da yalnız beşerî sebeplerden ibaret görme gafletine mahkûm olmaktadır. Bu bakımdan surenin şirkten uzaklaştıran manası ortaya çıkmakta ve dua ederken duanın lafzı ile birlikte insanın Yüce Allah’a tevekkül etmesi ve hüsnüzan içinde olması da önem arz etmektedir.
Yüce Rabbimden bizleri her türlü şerlerden korumasını, özellikle hasetçinin haset etmesinden ve şeytanın insanı yönlendirmesine sebep olan gaflet ve dalaletten muhafaza etmesini niyaz ediyorum.