Tefekkür
Fatiha Âlemlerin Rabbi Huzurundaki Duamızdır
Bütün Kur’an-ı Kerim’i bilmek herkese nasip olmayabilir fakat Fatiha suresini en güzel şekilde öğrenmek her mümine lazımdır.
“Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Hz. Muhammed (s.a.v) Allah’ın resulüdür” deyip kalben bu hakikati tasdik eden insan Din-i Mübin’in emir ve yasaklarına muhatap olur. Bu mükellefiyetin başında namaz vardır. Namaz en büyük zikirdir. Namaz insanın bâtınını tereddüt ve karışıklıktan, zahirini fuhşiyat ve münkerattan korur. Namaz kula yük değil kurtuluştur.
Fatiha’nın faziletleri
Namazla mükellef olanın Kur’an-ı Kerim’den bir miktar öğrenmesi, ezberlemesi gerekir. Zira kıraatsiz namaz olmaz. Elbette bütün Kur’an-ı Kerim’i bilmek herkese nasip olmayabilir fakat Fatiha suresini öğrenmek her mümine lazımdır. Hem namaz için hem kulluğun hakikatini idrak için…
Hz. Peygamber (s.a.v) “Fatiha ile kıraat yapmayanın namazı yok (hükmündedir)” (Buhârî, Ezan, 94) buyurmuştur. Yüce kitabımızdaki “Yemin olsun ki biz sana tekrarlanan yedi (ayeti) ve büyük Kur’an’ı verdik” (Hicr, 87) ayetiyle de Fatiha suresine işaret edilir. Ayet-i kerimede Kur’an’la birlikte bu surenin ayrıca zikredilmesi, onun önemine dikkat çekmektedir.
İçerdiği derin manalar ve verdiği mesajlar bakımından veciz olan Fatiha suresi hakkında Hz. Peygamber (s.a.v.) Ebû Said b. el-Mualla’ya (r.a) şöyle buyurdu:
“Sana öyle bir sure öğreteceğim ki o, Kur’an’daki surelerin en büyüğüdür. Bu sure, ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn’ diye başlayan Fatiha suresidir. O, çok tekrarlanan yedi (ayet) ve bana verilen yüce Kur’an’dır.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an, 9)
Fahreddin er-Râzî (rah.), Mefâtîhu’l-Gayb isimli meşhur tefsirinde Fatiha suresinin pek çok ismini saymış ve surenin azametine ithafen şöyle demiştir: “Bu surenin birçok ismi vardır. İsimlerin çokluğu da müsemmanın şerefine delalet eder.”
Namaz en büyük zikirdir. Namaz insanın bâtınını tereddüt ve karışıklıktan, zahirini fuhşiyat ve münkerattan korur.
Kulluk rehberi
Fatiha suresi namaz için salt fıkhi bir gereklilik değil, Rab Teâlâ’nın istiğfarına mazhar olmada en büyük vesilelerdendir. Namaz kılan bir kulun Fatiha’yı okurkenki halini Yüce Allah bir kudsi hadiste şöyle bildiriyor: “Ben namazı, benimle kulum arasında ikiye taksim ettim; yarısı benim için diğer yarısı kulum içindir. Kulumun istediğini ihsan ettim. Ne zaman ki kul ‘Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’adır’ derse Allah ‘Kulum bana hamdetti’ der. Kul ‘O Rahman ve Rahîm’dir’ dediğinde Allah ‘Kulum bana sena etti’ der. Kul ‘Din gününün sahibidir’ deyince Allah ‘Kulum beni yüceltti ve her işini bana havale etti’ der. Kul ‘Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz’ deyince Allah ‘Bu benimle kulum arasında (bir taahhüttür), istediği şeyi kuluma ihsan ettim’ der. Kul ‘Bizi sırat-ı müstakime, dosdoğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin yoluna ilet; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!’ dediğinde ise Allah ‘Bu da kulumundur, ona istediğini verdim’ der.” (Müslim, Salât, 38)
Peki, Fatiha’yı okurken Yüce Rabbimiz’den niyaz ettiğimiz sırat-ı müstakim yani dosdoğru yol nedir ve bu yolun yolcuları, nimetlenmiş bahtiyarlar kimlerdir? Bu sorunun cevabı yine Kur’an-ı Kerim’dedir: “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerini nimete erdirdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 69) Açıkça görüldüğü üzere sırat-ı müstakim, Allah’a ve Resulü’ne itaat; nimete kavuşanlar da zikredilen ulular zümresiyle ahirette beraber olacak olan itaatkârlardır.
Fatiha suresi bir kulun isteyeceği tüm hayırları barındırır. Her okuduğumuzda içtenlikle “âmin” dediğimiz en hayırlı akıbet için duamızdır. “Âmin” Âlemlerin Rabbi’nin huzurunda yaptığımız duanın kabulünü niyaz etmektir.