Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Hatice (r.anha) hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu zamanın en hayırlı kadını Hatice’dir.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr, 20)

Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Hatice (r.anha) hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu zamanın en hayırlı kadını Hatice’dir.” (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr, 20)

Resulullah’ın (s.a.v) insanlığın zirvesini oluşturan faziletlerini ilk fark eden ve bunu teyit etmek için kölesi Meysere’yi yanına katarak onun tavır ve davranışlarını gözetlemesi için Şam yolculuğuna gönderen odur.

Hz. Peygamber’e (s.a.v) altı evlat vermiş, varını yoğunu eşinin risalet görevini kuvvetlendirmek için harcamış olan yine odur.

O Huveylid’in kızı, müminlerin annesi, cennet kadınlarının en faziletlisi olan Haticetü’l-Kübrâ’dır (r. anha).

Yine insanlık tarihinde kadınlardan “kâmil” sıfatına hak kazanan İmran kızı Meryem ile Firavun’un eşi Asiye’den sonra üçüncüsü odur. Denilir ki İmran kızı Meryem, Firavun’un eşi Asiye ve Huveylid’in kızı Hatice’yi (r.anhünne) bir araya getiren, ortak paydada buluşturan şeref noktası şudur: Hepsi Allah Teâlâ katından gönderilen bir peygambere âdeta kefil olmuş, nefes alıp verdikleri sürece onlara dayanak olmuşlardır. Allah Teâlâ, peygamberlerini onlar vesilesiyle de desteklemiştir.

Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin  insanlığın zirvesini oluşturan faziletlerini ilk fark eden ve bunu teyit etmek için kölesi Meysere’yi yanına katarak onun tavır ve davranışlarını gözetlemesi için Şam yolculuğuna gönderen odur.

O seni zayi etmez

Hz. Hatice (r. anha) annemizin fazileti hususunda verilecek örneklerin başında vahyin geldiği ilk günlere gitmek gerekiyor. Resulullah (s.a.v) Nur Dağı’nda ilk vahiyle şereflendiğinde Allah Teâlâ’nın kelamına muhatap olmanın haşyetiyle ürpererek evine gitmiş ve “Beni örtün” buyurarak bir süre istirahat etmişlerdi. Sonra kalkıp kendisini merakla ve sükûnetle bekleyen güzide zevcesine “Bana bir kötülüğün dokunmuş olmasından endişe ediyorum Hatice” diyerek yaşadıklarını anlatmıştı. Saadetli yârini dinleyen Hz. Hatice (r. anha) annemiz büyük bir güven telkin ederek akıl ve muhakeme dolu sözlerle Yüce Nebi’nin (s.a.v) aklına ve kalbine sekinet aşılamıştı. (Bkz. Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1)

En güzel övgülere mazhar

Hz. Âişe (r.anha) annemiz anlatıyor:

“Hz. Peygamber’in onu anış şeklinden ve içtenliğinden dolayı Hatice’yi kıskandığım kadar hiçbir kadını kıskanmadım. Eğer bir koyun kesmesi gerekseydi, onu Hatice’nin ahbaplarına yetecek şekilde hediye ederdi. Bir gün Resulullah, Hatice’yi zikretti ve onu övebildiği en güzel şekilde övdü. ” (Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr, 20)

Hz. Hatice (r.anha) annemizi en çok yoran, âdeta belini büken hadise, müşriklerin inananları Ebû Talib Mahallesi’nde abluka altına almalarıydı. Üç yıl süren bu hadisede güzide zevcinin yaşadığı hüznü yüreğinde hissetmiş, acısını duymuş, abluka bittikten sonra da yaşadıklarının, çektiklerinin etkisiyle dâr-ı bekaya göç etmişti.

İsra ve miraç hadiselerinden önce vefat ettiği için beş vakit namazın farz kılınışını görememişti. Yine de Resulullah’ın (s.a.v) kıldığı ilk namazda onun ardında saf tutan ilk müslüman o olmuştu.

Evet asa denilince biz sadece Hz. Musa’yı (a.s) hatırlamayız. Asa denilince Hz. Hatice (r.anha) annemizi de hatırlar, onu hüzün ve hasretle yâd ederiz. Çünkü annemiz vefat edince müminler Resulullah’ın (s.a.v) elinde asa taşıdığını görmüşlerdi.