Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellemin Havarisi Zübeyr B. Avvâm Radıyallahu Anh

Soyu Kusay b. Kilâb ile birlikte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin nesebiyle birleşmektedir. İlk iman eden sahabilerden biridir. Efendimiz’in halasının oğludur. Vahiy kâtiplerindendir.

SAHABİ: ZÜBEYR B. AVVÂM radıyallahu ahn

KÜNYESİ: EBÛ ABDİLLÂH EZ-ZÜBEYR B. EL-AVVÂM B. HUVEYLİD EL-KUREŞÎ EL-ESEDÎ

BAZI LAKAPLARI: HAVÂRİYYÜ RESÛL / RESULULLAH’IN HAVARİSİ

BAZI EVLATLARI: HALİD, AMR, ABDULLAH, ÜMMÜ GÜLSÜM, ZEYNEP, HABİBE radıyallahu anhüm

DOĞDUĞU YER, YIL: MEKKE-İ MÜKERREME, m.594 - 595

VEFAT ETTİĞİ YER, YIL: BASRA VE MEKKE ARASINDAKİ VADİSSİBÂ, h. 36 - m. 656.

KABRİ: -

PEYGAMBERİMİZLE YAKINLIĞI: EFENDİMİZ’İN (S.A.V) HALASININ OĞLUDUR.

Tam adı Ebû Abdillâh ez-Zübeyr b. el-Avvâm b. Huveylid el-Kureşî el-Esedî’dir. 594 veya 595 yılında Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir. Babası Hz. Hatice (r.anha) annemizin erkek kardeşidir. Annesi Efendimiz’in (s.a.v) halası Safiyye bint Abdülmuttalib’dir. Cennetle müjdelenen sahabilerdendir. Hz. Ebû Bekir (r.a) vesilesiyle müslüman olduğu nakledilir. Savaşlarda müslümanlar adına üstün başarı ve hizmetlerde bulunmuştur. Hz. Ömer’in (r.a) altı kişiden oluşan şura heyetinde yer almıştır. Cemel Vakası’nda durumun hakikatini Hz. Ali’yle (r.a) konuşunca anlamış ve Medine’ye dönmek üzere savaş alanını terk etmiştir. Ancak Umeyr b. Cürmüz adlı bir kişi onu takip etmiş ve Vadissibâ denilen yerde hicri 36 senesinde namaz kıldığı esnada onu şehit etmiştir. Hz. Ali (r.a) bu duruma çok üzülmüş ve onu şehit edenin cehennemlik olduğunu söylemiştir.

Eziyet ve acılar onu yolundan saptıramadı

Müslüman olunca o da birçok sahabi gibi eziyetlere maruz kalmıştır. Bizzat amcası tarafından bir hasıra sarılarak tavana asılmış ve altında ateş yakılarak dumanıyla kendisine eziyet edilmiştir. Çeşitli savaşlarda ağır yaralar almış yine de İslam için savaşıp canını ortaya koymaktan hiçbir zaman geri durmamıştır. Hatta onun vücudundaki yaraları görenler bu yaraların göz çukuru kadar derin olduğunu rivayet etmiştir.

İslam adına ilk kılıç çeken kişi oldu

Sevgi sadece dilde olan bir şey değildir. Kişinin sevgisi hayatın akışında cereyan eden çeşitli sebeplerle tezahür eder. Kimi zaman küçük bir imtihan vesilesi bile sevginin sadece dilde kaldığını göstermeye yeter. Asıl sevgi, sevilen için her şeyinden vazgeçmek, sevdiğini her yönüyle baş tacı etmek ve onun için yapacağı fedakârlıkta bir an tereddüt etmemektir. İşte Hz. Zübeyr (r.a) de tam bu vasıflara sahip peygamber âşıklarından biriydi. Onun için canını vermeyi göze almış ve bunu her defasında gözler önüne sermişti. Bir gün Efendimiz’in (s.a.v) müşrikler tarafından öldürüldüğü hakkında bir fitne yayılmıştı. Bunu duyan Hz. Zübeyr (r.a) kılıcını çekerek hemen dışarı fırlamış ve nihayetinde yolda Efendimiz’le (s.a.v) karşılaşmıştı. Efendimiz (s.a.v) ona ne olduğunu sorunca durumu anlatmış ve Efendimiz’in (s.a.v) özel duasına mazhar olmuştu.

Efendimiz’in havarisiydi

Hz. Zübeyr’in (r.a) en belirgin özelliklerinden biri onun çok yiğit ve savaşçı bir sahabi olmasıdır. O, müşriklerin en cesurlarının dahi karşısına çıkmaktan hiç çekinmemiştir. Bedir, Uhud, Hendek gibi büyük savaşlarda hep ön safta olmuştur. Hatta Efendimiz (s.a.v) Bedir Savaşı’nda müslümanların yardımına gelen meleklerin de tıpkı Hz. Zübeyr (r.a) gibi sarı renk sarıkları olduğunu haber vermiştir. Bununla birlikte Hz. Zübeyr (r.a) yahudilerin ihanetini ve kirli planını bertaraf etmek için icra edilecek haber alma görevine defalarca canı pahasına atılmış ve bu görevi hakkıyla yerine getirmeye muvaffak olmuştur. Efendimiz’in (s.a.v) “Her peygamberin havarileri vardır. Benim de havarim Zübeyr b. Avvâm’dır” (Buhârî, Cihad, 41) övgüsüne mazhar olmuştur. “Havari” seçilmiş, özverili dost, kendisini bir davaya adayan, bir kimseye ileri derecede yardım eden gibi anlamlara gelir. Ayrıca Efendimiz’in (s.a.v) kendisi hakkında “Anam babam sana feda olsun” (Buhârî, Ashâbü’n-nebî, 13) dediği nadir sahabilerden biri olma özelliğine sahiptir.

Maşuku incitmemek her şeyden önce gelir

Büyüklüğün alametlerinden biri yanlış yaptığında kabul etmektir. Küçüklüğün alameti ise kişinin yanlışını savunmaya devam etmesidir. Hz. Zübeyr’in (r.a) Cemel Vakası’nda Hz. Ali (r.a) ile görüşünce takındığı tavır onun ne kadar büyük bir zat olduğunu göstermektedir. Zira Hz. Ali (r.a) ona “Ey Zübeyr! Hatırlıyor musun? Bir gün Allah Resulü ile birlikte gidiyorduk da sana rastladık. Efendimiz sana ‘Unutma, bir gün sen ile Ali bir mesele için karşı karşıya geleceksiniz ama o gün Ali haklı, sen ise haksızsın’ (İbn Kesîr, el-Bidâye, 6/213) demişti” diyerek hatırlatmada bulunmuştur. Bunu duyan Hz. Zübeyr (r.a) “Evet, hatırladım. Bunu daha evvel hatırlasaydım yerimden kıpırdamazdım” diyerek derhal Medine-i Münevvere’ye dönmek üzere savaş alanını terk etmiştir. Onun bu tavrı sahabilerin Peygamberimiz’in (s.a.v) sözlerine karşı ne kadar hassas olduklarını gösteren güzel bir delildir.

“Her peygamberin havarileri vardır. Benim de havarim Zübeyr b. Avvâm’dır.” (Buhârî, Cihad, 41)

Hz. Zübeyr (r.a) uzun yıllar Efendimiz’in (s.a.v) yanında kalmış olmasına rağmen yalnızca otuz sekiz kadar hadis rivayet etmiştir. Bunun sebebini açıklayan alim sahabi Abdullah b. Zübeyr (r.a), babasının Resulullah’tan (s.a.v) işittiklerini tam olarak nakledememekten endişelendiğini ifade etmiştir.

Rabbim cümlemize sahabi efendilerimizin güzel ahlakıyla ahlaklanmayı nasip eylesin. Âmin.