Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Din Kardeşliğim Ne Oldu?

Kim bir suç işlerse cezasını çeksin, ancak onlara bu zulmü yapanlara ve topraklarında gözü olanlara kimsenin bir sözü yok mu?

Bizi biz yapan değerlerimizden her geçen gün daha fazla uzaklaştığımız ahir zamandayız. İslami ahlakın ikinci plana düştüğü zor bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde şu soruyu kendimize sürekli sormamız gerekiyor: Üstünlüğün ancak takvada olduğunu vurgulayan Kur’an-ı Kerim’i tebliğ eden Resulullah’a (s.a.v) hakkıyla ümmet olabildik mi? Bu konuda derin muhasebeye ihtiyacımız var.

İslam’a göre bütün müslümanlar kardeştir ve üstünlük ancak takvadadır. Büyüklenme ve tahkir önce şeytandan sonra da cahiliye devrinden tevarüs eden karanlık bir zihniyetten ibarettir. Oysa ümmet içinde kardeşliği yok eden ırkçılık ve tarafgirlik kol geziyor.

Elbette bu vaziyet yeni değil. Bu dağınıklığın neticesinde nice mazlumun sesi kısık. Katliamlar görmezden gelinmekte. Neden bunlara ses çıksın ki? O zaman modern toplumun rahatı kaçar, herkes refahından ödün verir! İslam’ın nurunun sönmemesi için kendi vatanlarından hicret etmek zorunda kalan ashab-ı kiramın yüzüne bakabilecek mi modern müslüman?

Millet kavramı

Millet kelimesi Arapçadaki asıl kullanımında ve İslam kaynaklarında “din” anlamında kullanılmıştır. Bu kelime Osmanlı’nın son dönemlerine kadar bir anlam erozyonuna uğramaksızın delalet ettiği manayı korumaya devam etmiştir. Ancak Fransız İhtilali’yle ortaya çıkan kavmiyetçilik kavramı dilimizde milliyetçilikle karşılanmıştır. Batı’da hep üstünlerin karnını doyurduğu bir sisteme yapılan başkaldırı neticesinde halkın her tabakasının eşit olduğunu savunan “ulusal” bir devlet doğması kaçınılmazdı. Ne var ki vakıf, ahlak ve tasavvuf temelli Osmanlı toplumunda bu fikrin sözde aydınlar tarafından kabul edilmesi garipsenecek bir durumdur.

Küffarın “böl, parçala, yönet” oyunundan müslümanlar olarak bizler nasibimizi aldık ve ortak şiarımız İslam’da toplanmamız bizi güçlü yapabilecekken bunun önüne pek çok set çekildi. Kimimiz parayla kandırıldı, kimimiz petrolle, kimimiz de riyasetle… Menfaatler araya sokulduğu gibi ırklar da birbirimize kucak açmamızı engelleyen faktör haline geldi.

İslam’da kardeşlik

Mazlum mülteci kardeşlerimize bile tahammülümüz zayıfladı. Evi yurdu talan olmuş, daha önce hiç gelmediği bir diyarda, zemin katta, bodrumda hayata tutunmaya çalışan insanlara ırkına göre muhalefet edenler var artık. Kim bir suç işlerse cezasını çeksin, ancak onlara bu zulmü yapanlara ve topraklarında gözü olanlara kimsenin bir sözü yok mu? Vatan müdafaası yapmadıkları için mülteciler suçludur diyelim. Peki onları yurtlarından eden gözü dönmüşler masum mudur?

İnsanoğlu henüz sınanmadığı imtihanları başkaları kaybetti diye onları kınamakla gün geçirir. Oysa bakması gerekir: Allah korkusu kalbini sarmış mı? Her an Allah Teâlâ’yı hatırlıyor ve O’ndan hakkıyla ittika ediyor mu? Cevap hayırsa, bugün kınadığı şeyleri -Allah muhafaza- yarın aynı duruma düştüğünde işlemeyeceğinin garantisi var mı?

Düşman içimizde

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir defasında “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et” buyurdu. Bunu duyan ashab-ı kiram “Mazlumu anladık, zalime nasıl yardım edelim ey Allah’ın Resulü?” diye sordular. Resulullah (s.a.v) “Zalime yardım etmen, onu zulümden alıkoymandır” buyurdu. (Buhârî, Mezâlim, 5)

Bugün Gazze’de terörist bir devlet tarafından kardeşlerimiz katlediliyor. Orada bu katliam yapılırken birileri müslüman din kardeşlerimizi hedef gösteriyor, onların evlerini, işyerlerini, araçlarını kundaklamayı salık veriyorsa orada siyonizmin parmağını aramak gerekir. Gazze’de yapılanlara müslüman olmayanlar bile rıza göstermezken bizim gündemimizden düşürmemiz doğru mu? Bütün Batı dünyası çeşitli sansürlere ve engellemelere rağmen bu zulmü protesto etmeye devam ediyor. Biz de kalbimizi kaplamış bir kasavetle sus pus oturmaya devam ediyoruz. Haddi aşmış bu zalimleri eskiden olduğu gibi Allah Teâlâ bugün de elbet rezil edecektir. Ancak hadis-i şerifte buyrulduğu üzere zalim kardeşini bile bir kenara atamayacak olan müslümanların birbiriyle uğraşmayı bırakıp bir şeyler yapması gerekmez mi?