Cennetle Müjdelenenler
Cömert Tüccar Abdurrahman B. Avf Radıyallahu Anh
İslamiyet’i ilk kabul eden sahabiler arasındadır. Müslüman olmasına, dostlukları eskilere dayanan Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh vesile olmuştur. Cahiliye devrinde bile içki içmeyen, putlara tapmayan ve güzel ahlaklı biri olarak bilinmektedir.
SAHABİ: Abdurrahman b. Avf radıyallahu ahn
KÜNYESİ: Ebû Muhammed
BAZI LAKAPLARI: -
BAZI EVLATLARI: Salim, Muhammed, İbrahim, İsmail, Hamide, Âmine, Meryem radıyallahu anhüm
DOĞDUĞU YER, YIL: MEKKE-İ MÜKERREME, Fil Vakası’ndan 10 yıl kadar sonra
VEFAT ETTİĞİ YER, YIL: Medine-i Münevvere, h. 32 - m. 652.
KABRİ: Cennetü’l-baki’, Medine-i Münevvere
PEYGAMBERİMİZLE YAKINLIĞI: Efendimiz’in (s.a.v) annesinin kabilesi olan Zühreoğulları kabilesindendir.
Tam adı Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Avf b. Abdiavf el-Kureşî ez-Zührî’dir. Fil Vakası’ndan on yıl kadar sonra Mekke’de dünyaya gelmiştir. Gerek cahiliye devrinde gerekse müslüman olduktan sonra ticaretle uğraşmış zengin sahabilerdendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onun arkasında namaz kılmıştır. Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat etmeden evvel yerine halife olarak Hz. Ömer’i (r.a) bırakmak istediğini ilk ona söylemiştir. Hz. Ömer’in (r.a) halifelik zamanında geceleyin beraber dışarı çıkıp asayişi kontrol etmişlerdir. Ayrıca Hz. Ömer’in (r.a) altı kişilik şura heyeti içerisinde yer almıştır. Efendimiz’den (s.a.v) altmış beş hadis rivayet etmiştir. 652 yılında Medine’de vefat etmiştir.
Baskılarla yılmadı
Müslüman olunca o da diğer sahabiler gibi çeşitli sıkıntı ve baskılara maruz kaldı. Müşriklerin baskı ve işkencelerinden kurtulmak için Habeşistan’a hicret etti. “Yeniden atalarının dinine dönmezsen elimizden kurtulamazsın” diyen ve ona saldıran müşriklere aldırış etmedi. Efendimiz’in (s.a.v) azılı düşmanlarından biri olan Ümeyye b. Halef onu dininden döndürmeye çok uğraşsa da boyun eğmedi. Efendimiz’in (s.a.v) bütün gazvelerine iştirak etti. Uhud Savaşı’nda yirmi küsür yara aldı ve ayağından kalıcı bir sakatlık yaşadı.
Sıfırdan yeniden zirveye
Abdurrahman b. Avf (r.a) ticaretle uğraştığı için Mekke’nin zenginlerindendi. Ancak o Medine’ye hicret ederken her şeyini geride bırakmıştı ve elinde hiçbir şey olmadan Allah Resulü’nün (s.a.v) yanına gelmişti. Efendimiz (s.a.v) onu ensardan Sa’d b. Rebî‘ (r.a) ile kardeş yaptı. Sa’d b. Rebî‘ (r.a) varlıklı bir sahabi olup Abdurrahman b. Avf’la (r.a) tüm servetini bölüşmek istedi. Ancak o bunu reddetti ve pazarın nerede olduğunu sorup kendisine bir ip vermesini istedi. Mekke’nin soylu ve üst düzey tüccarlarından biri olmasına rağmen Medine’de pazarda hamallık yaparak sıfırdan çalışmaya başladı. Daha sonra kısa sürede evlenecek kadar para biriktirdi. Efendimiz (s.a.v) onun bu durumuna çok sevindi. Birkaç sene içinde ticareti büyüdü ve eski zenginliğine ulaştı.
Servetini Allah yolunda dağıtmaya doyamıyordu
Hiç şüphesiz Abdurrahman b. Avf (r.a) deyince akla gelen, zenginliğini Allah yolunda infak etmeye doyamayışıdır. Tebük gazvesi için elinde bulunan 4 bin dinarın yarısını Efendimiz’e (s.a.v) getirmiş hatta Efendimiz’e (s.a.v) eğer isterse ailesi için bıraktığı 2 bin dinarı da getirebileceğini söylemişti. Efendimiz (s.a.v) bunun üzerine “Allah verdiğini de mübarek kılsın, ailen için elinde tuttuğunu da mübarek kılsın” (Bezzâr, Müsned, 15/234, n. 8672) buyurmuştu. Yine bir gün Medine’ye 700 develik büyük bir kervan giriş yapmıştı. Halk büyük bir coşkuyla bu kervanı karşılıyordu. Hz. Âişe (r.anha) validemiz dışarıdaki kalabalığın sebebini sordu ve Hz. Abdurrahman’ın (r.a) kervanının geldiğini öğrendi. Bunun üzerine Hz. Âişe (r.anha) validemiz Hz. Abdurrahman’ın (r.a) gıyabında Efendimiz’in (s.a.v) onu cennetle müjdelediği hadis-i şerifi nakletti. Âişe (r.anha) validemizin naklettiği bu hadisi işiten Hz. Abdurrahman (r.a) sevincinden tüm kervanı tasadduk etti. Hayatı boyunca 30 bin köle azat ettiği rivayet edilir.
Hem alim hem de zengindi
Bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v) iki kişiye gıpta edileceğini bildirmiş ve bunları cömert zengin ve ilmini paylaşan ilim sahibi olarak açıklamıştır. (Bkz. Buhârî, İlim, 15) Abdurrahman b. Avf (r.a) cömert olduğu gibi aynı zamanda alim bir zattır. Efendimiz (s.a.v) zamanındaki fakih sahabilerden biri olduğu ve sonraki dönemlerde de fetvalar verdiği nakledilir. Hz. Ömer (r.a) zamanında şura heyeti içerisinde yer alması onun bu yönünü gösteren bir başka delildir.
Rabbim cümlemize hem ilim sahibi olmayı hem de kendi yolunda infakta bulunmayı nasip eylesin. Âmin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem onun arkasında namaz kılmıştır.