Âlem-i İslam
Barışa Kapalı Zulme Açık
Bazı insanlar gibi bazı devletler de barış kavramını menfaatlerinin devamlılığını sağlamak yahut birilerine hoş görünmek için örtü olarak kullanıyor. Muhatabını alaşağı etmeyi aklından hiç çıkarmayan bu insanlık dışı zihniyet, imkân bulduğunda harekete geçmeye fırsat kolluyor. Gazze’de 3 yıldır devam eden saldırılar, tarihin tozlu sayfalarına modern çağın en ağır insanî krizlerinden biri olarak geçti. Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, sokakların/semtlerin yaşanmaz hale geldiği, hastanelerin,
“Güvenlik” sahici bir gerekçe mi?
Washington yönetiminin barış planına göre; taraflar, Trump’ın barış planına sadık kalacaklarını teyit edecekler. İsrail ve Filistinli gruplar askerî faaliyetleri tamamen durduracaklar. Plan kapsamındaki sonraki safhaya geçebilmek için mevcut aşamadaki yükümlülüklerin yerine getirildiğinin Uluslararası Doğrulama Komitesi tarafından tescil edilmesi gerekecek. Hamas dahil tüm gruplar, idare ve güvenlik yetkilerini “bağımsız” olan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne devretmeyi ve bu yapıya müdahale etmemeyi taahhüt edecekler. Komite kamu düzenini sağlayacak, çalışanların haklarını koruyacak ve uluslararası destekle mali denetim gerçekleştirecek. Gazze şeridi; “Tek Otorite, Tek Kanun, Tek Silah” prensibiyle, hukuka ve şeffaf yönetim anlayışına uygun idare edilecek. Polis kadrosu güvenlik soruşturmasından geçirilecek, uygun görülmeyenler sivil alanlara veya emekliliğe yönlendirilecek. Ağır mühimmatın toplatılması ve tünellerin ve askerî tesislerin kullanım dışı bırakılması süreci Gazze Ulusal Yönetim Komitesi kontrolünde yürütülecek. Şahsi silahlar Filistin mevzuatına tabi olacak; tescil, ruhsatlandırma ve toplumsal entegrasyon yetkisi tek mercide, Komite’de bulunacak. Silahlı grupların mühimmatı toplanacak, bu kişilerin emniyet veya askerî kadrolara katılımına izin verilmeyecek. İç çatışmaları engelleyecek, kan davalarını, silahlı güç gösterilerini ve askerî geçit törenlerini yasaklayacak Toplumsal Barış Anlaşması imzalanacak. İsrail birlikleri ile sivil yönetimi ayırmak amacıyla geçici uluslararası güç konuşlandırılacak. İsrail ordusu, kimseyi zorla yerinden etmeme taahhüdü doğrultusunda belirlenen takvime göre Gazze’den tamamen çekilecek. Gazze sınırları içerisindeki tüm iç güvenlik süreçlerinden doğrudan Komite sorumlu olacak. Ve Gazze’nin altyapısının ve ekonomisinin yeniden ayağa kaldırılması için gerekli finansman ve imar planı, Barış Kurulu ve Komite denetiminde yürütülecek.
Terör devleti İsrail, çoğunlukla kendi menfaatlerini önceleyen planı, güvenlik gerekçeleriyle reddettiğini ifade ediyor. Sonra da baskılara dayanamayarak askerlerini Sarı Hat’ın gerisine çekeceğini söylüyor. Tıpkı daha önce kabul edip sonra vazgeçtiği gibi…
Sorgulamalar artıyor
Gelinen noktada Gazze meselesi, artık yalnızca iki taraf arasında yaşanan güvenlik mevzusu olmaktan çıkarak vicdan ile güç, adalet ile zulüm, insanlık onuru ile savaş siyaseti arasındaki mücadelenin sembolü haline geldi. Dünyanın dört tarafındaki milyonlarca insanın Filistin halkıyla dayanışma içinde olduğunu haykırması bunun en açık göstergesi. Sivillerin korunması ve zulmün önüne geçilmesi uluslararası hukukun da ötesinde, insan olmanın en temel esaslarından. İsrail’in barış girişimine mesafeli yaklaşması, Gazze’deki insani trajedinin daha da uzaması riskini beraberinde getiriyor. Sivillerin ağır bedeller ödediği ortamda güvenlik söylemi, uluslararası kamuoyu tarafından da giderek daha fazla sorgulanır hale geldi. Çocukların anne ve babalarını kaybetmesi; annelerin evlatlarını yıkıntıların altında araması; insanların ekmeğe, ilaca ve temiz suya hasret kalması İsrail vahşetinin gerçek yüzünü ortaya koyuyor.
İnsanlığın gerçek sınavı
ABD’nin sunduğu barış planının kabul edilmemesi yahut ötelenmesi bölgede akan kanın durmasına yönelik umutları zayıflatıyor. Oysa gerçek barış, adaletin tesis edilmesiyle mümkün. Tarih, aktörleri kim olursa olsun adalet üzerine inşa edilmeyen hiçbir düzenin kalıcı olamayacağını söylüyor. Güce dayalı çözümler kısa vadeli sonuçlar doğursa da uzun vadede yeni krizlerin kapısını aralıyor. Dolayısıyla kalıcı çözüm; güç siyasetinin değil, adaletin; intikamın değil, merhametin esas alındığı anlayışla mümkün. Gazze’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni silahlar veya yeni cephelerden ziyade hakkaniyeti merkeze alan uluslararası irade ve mazlumun sesini duyabilen küresel vicdan. İnsanlığın gerçek sınavı da tam bu noktada: Güçlünün yanında durmak mı, yoksa mazlumun hakkını savunmak mı?