Serlevha
Amellerin Ruhu Niyet
Gavs-ı Sânî kuddise sırruhu hazretleri niyet konusu üzerinde çok durur, hemen her sohbetinde niyetin önemini vurgulardı. Devamlı şu hatırlatmayı yapardı: “Niyetlerinizi Allah Teâlâ için güzel yapın, her işiniz güzel olur. Kulun güzel niyetini Allah azze ve celle bilsin yeter.”
Niyet; azim, kesin irade, kalbin bir işi yakînen bilmesi ve o işe karar vermesi gibi manalara gelir.
Hakikat yolu kalp ile başlar. Kararın merkezi kalptir ve kalp kesin kararını niyetle tahkik eder. Niyet işin başlangıcıdır. Amellerden daha hayırlı olan niyet, ihlasın aslıdır. İhlas ise bütün hayırların anahtarıdır. Cenab-ı Hak, kulun her işinde kalbine ve niyetine bakar. Niyeti güzel, ihlaslı olan güzel sona varır. Niyeti kötü olan yoldan saparak hüsrana uğrar.
Niyetin fazileti iyi bilinmelidir. Zira bütün amellerin özü niyettir ve akıbeti niyete bağlıdır. Bunun için Fahr-i Alem (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Teâlâ sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. O sizin ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33)
Kuşkusuz niyetin en mühim taraflarından biri haramlardan kaçınmaktır. Çünkü haram işleyerek salih amel yapılamaz ve haramların iyi niyetle yapılması bunları haramlıktan çıkarmaz.
Mesela bir kimse birinin gönlünü almak için bir başka gönlü incitse veya başkasının malı ile sadaka verse; cami, han, hamam veya kervansaray yaptırsa; yahut faiz ile elde edilen bir gelirden şehirler imar etse, ihtiyacı olanları sevindirse sevap kazanamaz. Bunlardan sevap beklemek beyhude bir iştir. Bunların tam aksine zulüm ve günah da, iyi niyet ile işlenirse yine günah olur. Böyle işleri terk etmek ise sevaptır. Öte yandan kişi, yapılması günah olan işleri günah olduğunu bilmeyerek yaptığında da sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü bir müslümanın bilmesi gereken şeyleri bilmemek ve öğrenmemek de vebaldir.
Öte yandan münafık bir kişi, görünüşte güzel işler yapabilir. Namaz kılar, oruç tutar, hacca gider… Fakat niyeti Allah Teâlâ’nın rızası olmadığı için bu amellerden fayda görmediği gibi yaptıkları ahirette kendisine azap sebebi olur. Göreceği azap, münafıklığın cezasıdır.
Mümin, kötü bir işe niyetlense fakat biraz düşünüp o işi yapmaktan vazgeçse bu davranışı kendisine bir sevap kazandırır.
Niyetlendiği kötü işi yaptığı vakit bu kötülük, hanesine bir günah olarak yazılır. Günahlarına samimi, ihlaslı olarak tövbe eden kişinin ise bütün günahları affedilir.
Mümin, iyi bir işe niyetlendikten sonra yapmasa da bir sevap kazanır. O iyiliği yaptığı vakit ise mükâfat olarak en az on sevap alacağı vadedilmiştir. Kul, ihlasına göre yüz, yedi yüz hatta hesapsız sevap kazanır.
İşte, tasavvuftaki terbiyenin hedefi de kulu ihlasa ulaştırmaktır. İhlas, kulun her işini sadece Allah Teâlâ’nın murat ettiği şekilde, sırf O’nun rızası için yapmasıdır.
Bu yola Allah için girmeyen kimse niyetini düzeltmeden ilahi lütuflara mazhar olamaz. Niyeti güzel ve düzgün olan kul, ameli az olsa bile muhakkak fayda görür. Nitekim rabbânî alimler, arifler niyet üzerinde çok durmuşlardır. Manevi yolda ilerlemenin veya geri kalmanın esasta niyete bağlı olduğunu buyurmuşlardır.
Bir sohbetinde Gavsımız (k.s) niyetle ilgili şöyle buyurmuştu:
“Bir insan sabah kalkınca güzelce abdestini alsa, işine gitmek için evinden çıkarken ‘Ya Rabbi! Sen Rezzak-ı Mutlak’sın, bütün mahlukatın rızkını verensin. Biz çalışsak da çalışmasak da bizim rızkımızı verirsin. Lakin rızık için çalışmayı bize sen emrettin. Biz de senin emrine itaat edip rızkımızı aramaya gidiyoruz’ diyerek niyet etse ve bu niyetle işine başlasa bütün gün başını secdeden kaldırmayıp nafile namaz kılan kimse gibi sevap kazanır. İnsan için bunu yapmak çok kolaydır. Bu sevabı kazanmak için güzel niyet etmek yeterlidir.”
Gavs-ı Kasrevî (k.s) ahirete irtihaline yakın yaptığı bir sohbetinde mürşid-i kâmili olan Şâh-ı Hazne’nin (k.s) ismini zikrederek aslında kendi hayatından bir misal vermişti: “Şâh-ı Hazne (k.s) kendini bildiği (mükellef olduğu) günden hayatının sonuna kadar attığı adımlara kadar hiçbir işindeki niyetini Allah Teâlâ’nın rızasından ayırmamıştır.”
Rabbim bizleri bir ihlas makamı olarak her an Allah Teâlâ’nın rızası için niyet eden ve işlerini bu halis niyetle yerine getiren salih kullarından eylesin. Amin.
Razı olduğu kullarından olmak temennisiyle Rabbime emanet olunuz…