Gençler Soruyor
Akraba Ziyaretlerinde Sıkılıyorum, Ne Yapmalıyım?
Büyüklerimizde bulunan ahlaki sıfatlar manevi mirasımızdır. Manevi miras ise sohbet ve beraberlikle aktarılabilir.
İnsanoğlu bir sosyal düzen içerisinde yaşar, olgunlaşır ve etrafını da bu olgunluktan sonra aydınlatabilir. Ancak bu gelişmede en etkili yöntem tecrübe aktarımıdır. Tecrübe, parayla satın alınamayacak bir cevherdir. Bu cevher yalnızca zaman ve çile ile elde edilebilir. Zamanın ne kadar değerli olduğunu da buradan anlamış oluruz. Tecrübesizlik insana ne mi yapar? Gelin hep beraber basit misallere indirgeyerek bu meseleye açıklık getirelim.
Tecrübeyle alakalı çok somut bir örnek vereyim size. Mesela ateşin yakıcı olduğunu anlayabilmemiz için ya bir defa ateşe değmemiz gerekir ya da ateşe değmiş bir kimsenin onun yakıcı olduğunu bize söylemesi. Biz bu gibi durumların tecrübesini ya deneyerek ya da büyüklerimizden duyarak öğrenmişizdir. Ama ne zaman, ne şekilde öğrenmişiz, çoğunu hatırlamıyoruz bile.
Bilinmesi gereken birçok şey bize olgunlaşma aşamasındayken büyüklerimiz tarafından bir şekilde anlatılmış. Bu bilgileri duyduğu halde kendi başına da tecrübe etmek isteyen kişiler ise bunun bedelini bir şekilde ödemiştir. Böyleleri gereksiz yere başını yakmış olur. Yukarıda bahsettiğimiz somut bir algıyı tecrübe etmek gibi bir de soyut olan ve ancak duygularla elde edilen tecrübeler vardır ki bunları göremeyiz, duyamayız, tadamayız. Bundan dolayı inanmakta zorlanırız. Ancak büyüklerimiz bu tecrübeleri elde ederken oldukça acı çekmiş ve bedel ödemiş olabilirler.
Ziyaretler niçin önemlidir?
Dünya git gide daha seküler bir hal almaya başladı. İnsanlar sadece somut deneylerle ortaya çıkan sonuçlarla mutmain olur hale geldi. Manevi olaylardan kaynaklanan sonuçların varlığı kısmen kabul görse de çoğu insan somut sonuçlar kadar hayatında bunlara yer vermedi. Büyüklerin tecrübeleri de bir kenara atıldı. Çünkü onların ilgi alanı aile huzuruydu, muhabbetti, misafirperverlikti, insana değer vermekti. Madde onlar için manayı elde etmede bir araçtı. Bu manevi değerleri elde edebilmek için bedeller ödediler. Ateşe dokunarak hayatlarında acı tecrübeler elde ettiler. Belki büyük kayıplar verdiler. Ancak bugün ilgi alanlarımız değiştiğinden dolayı bizler bu duygusal olayların sonuçlarına gereken değeri veremiyoruz.
Her birimizin kendince yoğun gündemleri var. Çalışmamız gereken sınavlar var. Atlamamız gereken eşikler var. Daha hayatımızın başındayız. “Büyüklerimizin yaşadığı zamanlarla bugünün şartları bir değil, bizi anlamazlar” dememeliyiz. Çünkü zaman, mekân ve olaylar değişse de insan duyguları kolay kolay değişmez. İnsanların hayatlarında yaşadıkları tecrübeler genelde aynıdır.
Büyüklerimizde bulunan ahlaki sıfatlar manevi mirasımızdır. Manevi miras ise sohbet ve beraberlikle aktarılabilir. Bu da onları ziyaret ederek, onların gönüllerini yaparak gerçekleştirilebilir.
Aile büyüklerimden niçin İstifade edemiyorum?
Anlamak için ilk önce bazı duvarları yıkmak gerekir. Bu duvar benlik duvarıdır. “Onlar anlamaz, onlar bilemez, zamanlarımız farklı, bilgisizler” gibi yaklaşımlar anlayışımızın önündeki büyük bir duvardır. Etrafımızdakilere karşı bu önyargı gelişmemizin de önünde büyük bir engeldir.
Bu duvarı her ne kadar görmezden gelsek de sosyal medya, toplumsal algı ve maddeye verilen aşırı önem ister istemez bilinçaltımıza böyle bir olguyu yerleştirdi. Sadece önyargıyı ortadan kaldırarak dinlemek erdemini başarabilirsek her insandan ve her görüşten kazançlarımız olabilir.
Büyüklerimizin geçmişlerini, hatıralarını öğrenmek eğlenceli de olabiliyor. Onlarla konuşurken gençliklerine dair bazı sorular sorabilir, kendi yaşadığımız problemleri onlarla istişare ederek fikirlerini alabiliriz. Emin olun beklemediğimiz sonuçlarla karşılaşacağız.
Zaman, mekân ve olaylar değişse de insan duyguları kolay kolay değişmez. İnsanların hayatlarında yaşadıkları tecrübeler genelde aynıdır.
Dinen sorumlu muyum?
Bütün bunların yanında, sıla-i rahim dinî bir sorumluluğumuz. Bu sorumluluğu sırf Allah rızası için yapmamız çok hayırlı sonuçlar doğurur. Örneğin sıla-i rahim yani akraba ziyareti, birbirimize değer verdiğimizin en büyük göstergesi. Değerli hissetmek kadar insanı mutlu eden bir şey var mı? Akrabaları ziyaret ederek onları değerli hissettirmek, onların gönüllerini hoş etmek de ne büyük saadet! Ne demiş Yunus Emre hazretleri:
Bir gönülü yaptın iseEr eteğin tuttun iseBir kez hayır ettin iseBinde bir ise az değil
Bu ziyaretlerin en makbulü ise güzel günlerde yapılanıdır. Özellikle bayramlarda dedelerimizin, ninelerimizin bizleri dört gözle bekledikleri günlerde bu ziyaretlere önem vermeliyiz. O sıcacık evlere neşeyle girdiğimizde, neşemizi onlarla paylaştığımızda gözlerindeki ışıltıyı görebiliriz. O ışıltı dahi çok önemli. Ne demiş bilenler binde bir ise az değil.