Yükleniyor...

Yükleniyor...

İlkeli yayıncılık anlayışıyla İslami ilimler, tasavvuf, tarih, kültür, sanat, eğitim, aile ve gençlik alanlarında doğru ve güvenilir eserler sunuyoruz. Ehl-i sünnet çizgisine uygun, sade ve anlaşılır içeriklerle her yaştan okuyucuya hitap ediyoruz.

Adalet Divanı’nda Değil Hakk’ın Divanında

İsrail’in Gazze’deki zulmü devam ediyor. Ara ara gündeme gelen ateşkes konusu uluslararası kuruluşlar yahut sözde büyük devletlerin inisiyatifinde değil.

İsrail’in Gazze’deki zulmü devam ediyor. Ara ara gündeme gelen ateşkes konusu uluslararası kuruluşlar yahut sözde büyük devletlerin inisiyatifinde değil. İsrail başbakanı Netanyahu ve kabinesi ne zaman ister ya da ikna olursa ateşkes o zaman masaya gelecek! Dünyada halklar nezdinde oluşan ve her geçen gün büyüyen tepkiler de Tel Aviv yönetimini durduramıyor. Oluşan manzaraysa ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkeleri tedirgin ediyor. İşgalin ilk günlerinde İsrail’in kendini savunma hakkından bahseden Batılı devletler, yaklaşan seçimlerde halkta oluşan memnuniyetsizliğin bedelini ödememek adına artık sessiz kalmamayı tercih ediyorlar. Ancak düşük tonda söylenen sözlerin İsrail’i herhangi bir şekilde etkilediğini söylemek maalesef zor.

Uluslararası Adalet Divanı ne kadar etkili olacak?

Türkiye’nin aylardır uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdığı İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması meselesinde Güney Afrika Cumhuriyeti’nin attığı adım İsrail’i köşeye sıkıştırmış durumda. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından savaşın galipleri tarafından kurulan Birleşmiş Milletler’in bünyesindeki Uluslararası Adalet Divanı, 7 Ekim’de başlayan katliama uzun süre sessiz kaldı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres işgalin sona erdirilmesine dair açıklama yapsa da “dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararası alanda ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak” için kurulan BM’nin beş daimî üyesi, İsrail’e tepki göstermek ya da olan bitene sessiz kalmak bir yana, Netanyahu yönetiminin soykırım olarak nitelendirilecek terörist eylemlerinin meşru olduğunu savundular. İsrail’in Gazze’yi işgal planını izleyen, dahası alkış tutan devletlerin temsilcilerinin bulunduğu ve adına “Adalet Divanı” denilen yargı kuruluşunun vereceği kararın ne kadar “adil” olacağını kestirmek güç değil. Maalesef, zalimlerin hakim olduğu küresel sistemde İsrail ile mücadele etmenin uluslararası başka bir hukuki yolu bulunmuyor. O nedenle Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sürdürdüğü girişim önemli. İsrail, eğer gerçekten yargılanır ve ceza alırsa hiç olmazsa bundan sonraki saldırılarını bu kadar pervasızca sürdüremeyecek.

Hakk’ın divanına varınca

Herkesin bildiği bir hikâyeyi tekrar hatırlayalım. Kanuni Sultan Süleyman Han, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde dolaşırken bir ağacın karıncalar tarafından sarıldığını görür. Görevliler ağacı kurtarmak için çare ararlar ve karıncaları öldürmenin çözüm olacağını söylerler. Sultan tamam demeden önce büyük alim Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi’ye bir beyit göndererek sorar: “Dırahta ger ziyan etse karınca / Günahı var mıdır ânı kırınca?” Ebüssuûd Efendi bu hikmetli soruya aynı güzellikte cevap verir: “Yarın Hakk’ın divanına varınca / Süleyman’dan hakkın alır karınca.”

Adalet tecelli eder

Daha önce Bosna Hersek’te benzeri bir katliama imza atan Slobodan Miloseviç Adalet Divanı’nda yargılanmış ve hapis cezası almıştı. Sırplar, Avrupa’nın ortasında Bosnalı müslümanları katlederken üç maymunu oynayan büyük devletler, Miloseviç’i günah keçisi ilan edip vicdanlarını rahatlatmaya çalıştılar. Aynı yaklaşımla Netanyahu da yargılanabilir. Ama verilecek ceza kesinlikle yaptığı soykırımın bedeli olmayacak. Dolayısıyla dünyada noksan görülen her hesapta olduğu gibi adalet Cenab-ı Hakk’ın divanında tecelli edecek. Bizlerse, tüm dünya mazlumları için önce emredileni yapmalı; zulümlere gücümüz varsa elimizle, yoksa dilimizle müdahale etmeliyiz. Hiçbir şey yapamıyorsak şayet, kalbimizle buğzetmeliyiz. İmanın en zayıf derecesinin bu olduğunu unutmadan tabii…